• Dolar
    6.8288
  • Euro
    7.5985
  • G. Altın
    379.70
  • T. Altın
    2155.8

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Demir, “2020 yılı tarımsal seferberlik ve üretim yılı olmalıdır. Tarımsal üretim seferberliği ilan edilmeli, bu seferberliğe yediden yetmiş yediye herkesin destek olması sağlanmalıdır” dedi.

OMÜ Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Demir, tarımda alınması gereken tedbirlere dair önemli bir açıklama yaptı. Tarım ve sanayinin önemine değinen Yusuf Demir, “Olağanüstü dönemin ve yüzyılda bir görülen bir pandeminin(salgın) yaşandığı günümüzde, sağlığımızı korumanın tıbbi yöntemleri dışında yapılması gereken en önemli çalışma, her insanın temiz ve sağlıklı su ile gıdaya ulaşma imkanın sağlanmasıdır. Bir tarım ülkesi olan ülkemizin kalkınması ve bu süreç sonucunda oluşacak travmaları atlatabilmesi ancak tarım ve tarıma dayalı sanayi ile mümkündür. Bunun için de tek çözüm ‘üretmek, üretmek, üretmektir’” diye konuştu.

“Su ve gıda stratejik ürünler, tarım da stratejik bir sektör”
Su ve gıdanın stratejik ürünler, tarımın da stratejik bir sektör olduğunu söyleyen Prof. Dr. Demir, “Ülkemizin çeyrek asrı aşkın yaşadığı en önemli sorun tarımdan uzaklaşması ve üretimden kopmamızdır. Üretimden kopan toplumların tekrar üretime döndürülmesi oldukça zordur. Ülkemiz yaşanan bu süreci faydaya dönüştürerek tekrar üreten toplum olma yolunda önemli bir adım atmak zorundadır. Yaşanan süreç kimsenin kimseye faydasının olamayacağını, ülkelerin kendi derdine düştüğünü açıkça göstermiştir. Bu günden tezi yoktur, üretmezsek beslenemeyiz, üretemezsek tüketemeyiz, üretemezsek kıtlık ve açlık çekeriz ve bu felaket yaşadığımız günleri fazlası ile aratacak bir sonucu karşımıza çıkarabilir” şeklinde konuştu.

“Tarım seferberliği ilan edilmeli”
Bir tarım seferberliği ilan edilmesi gerektiğini vurgulayan Demir, “Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde Tarım Bakanlığımızca ‘tarımsal üretim seferberliği’ ilan edilmeli, bu seferberliğe yediden yetmiş yediye herkesin destek olması sağlanmalıdır. 2020 yılı tarımsal seferberlik ve üretim yılı olmalıdır. Ülkesel ve yerel yönetimlerimiz el ele vererek ekilecek bir karış toprağın bile ekilip dikilerek üretime döndürülmesi sağlanmalıdır. Cumhurbaşkanımızın tensipleriyle krizi yönetecek ve tarımı yeniden ayağa kaldıracak bir tarım komisyonu kurulmalı, bu komisyon, sağlık bakanlığı pandemi komisyonu gibi tam yetkili ve etkin şekilde çalışmalara başlayarak günlük, haftalık, aylık ve mevsimlik yapılan ve yapılacak işleri organize ederek takip etmelidir. Bu amaçla Tarım Bakanlığının birinci önceliği, üretim için gübre, tohum, ilaç, yem, mazot, elektrik gibi temel girdilerin maliyetleri düşürülmesi, tarımsal girdilerin desteklenmesi, KDV indirimi dahil üreticiyi ve üretimi rahatlatıcı önlemlerin alınması olmalıdır” ifadelerini kulandı.

“Spekülasyonlara karşı üretim maliyetlerinin üzerinde alım fiyatı açıklanmalı”
‘Tarımın desteklenmesi, planlı bir üretimin olması, ekilmeyen alanın kalmaması yönünde’ çağrı yapan Yusuf Demir şöyle devam etti: “Planlı bir üretim bitkisel ve hayvansal ürünlerin destekleme kapsamı genişletilmeli, iyi tarım uygulamaları ve organik tarım destekleri sürdürülmeli, girdiler dahil tarımda ek ekonomik destek paketi açıklanmalıdır. TMO, buğday başta olmak üzere 2020 yılı için alım garantisi vermeli, piyasa spekülasyonlarına karşı üretim maliyetlerinin üzerinde alım fiyatı açıklamalıdır. Bir yandan su kaynaklarımızı korurken, diğer yandan tarımsal üretimimizi artırmamızın mutlak bir zorunluluk olduğu kabul edilerek devlet politikası haline dönüştürülmelidir. Tarım teşkilatları illerde çiftçi kayıt sistemi ve benzeri kayıtlarla tüm verilere sahiptir. Bu verilerden yararlanarak iller bazında ekilebilecek alanlar ve üretim paterni şekillendirilmeli, mahalle ve köy muhtarları aracılığı ile her ne sebeple olursa olsun ekilemeyen alanların üretime kazandırılması sağlanmalıdır. Bu çalışmada öncelik stratejik ürünlerin üretimine verilmelidir.”

“Birkaç yılda 80 milyon yerine 380 milyonu bakabilecek üretim potansiyeline ulaşılabilir”
Üretim toplumu olma yönünde hareket edilmesini isteyen Prof. Dr. Demir önerilerini şöyle sıraladı: “Büyükşehir belediyelerinin kırsal kalkınma birimleri aktif hale geçirilerek belediye sınırları içerisinde üretimin artırılması, üretilen ürünlerin değerlendirilmesi ve tüketiciye ulaştırılması zincirini kurarak tarım komisyonu ile koordineli üretim seferberliğine öncülük etmelidir. Bunu fırsata çevirelim, üretim toplumu olma yolunda kaybettiğimiz 40 yılı bu vesile ile telafi edelim. Bu amaçla öncelikle çiftçiliği tanımlayalım ve profesyonel tarımın kapılarını açalım. Her bir tarım işletmesini bir üreten fabrikaya dönüştürelim, ürettiğimiz ürünleri hammadde ve işlenmiş ürün olarak değerlendirecek alt yapımızı kurup geliştirelim. Hayvancılıkta ve hayvansal üretimde seferberlik ilan edelim, üç tarafı denizlerle çevrili ve akarsu cenneti olan ülkemizde balıkçılığımızı destekleyelim, sadece üretip tüketen değil, ihraç eden ülkeye dönüşelim. Türkiye yapacağı seferberlik ile ilk yıl kendine yeter bir ülke haline dönüşebilir, birkaç yılda 80 milyon yerine 380 milyonu bakabilecek üretim potansiyeline ulaşabilir. Bu amaçla güçlü irade, hızlı karar mekanizmaları ve uygulama kararlılığı gerekmektedir.”

Tarımda su kullanımı
Tarımda su kullanım konusunda da uyaran Demir, “2020 yılı dünyada olduğu gibi ülkemizde de zor geçecek bir yıl olacaktır. Küresel iklim etkisinin yaşandığı, yaz ve kış kuraklıklarının etkili olduğu günümüzde, su kaynakları tüm dünyada çok sıkıntılı hale gelmekte, su varlığı ve kullanımı insan sağlığı ve üretimde en temel girdi olmaktadır. Bugün bilinçsizce tükettiğimiz suyu yaz aylarında çok arayabiliriz. Tarımda su kullanımı ve tüketimini iyi planlamalı, nasıl sağlığımızı tıp doktorlarına emanet ediyorsak suyumuzu su doktorlarını emanet etmeli, bir damla suyumuzu bile boşa harcamamalıyız. Aksi takdirde yaşadığımız felaketle birlikte yaşayacağımız su sıkıntıları hepimize çok ağır faturalar ödetebilir. Türkiye bir tarım ülkesidir ve bu kıskaçtan üreterek çıkabilir. Tarım ve tarıma dayalı sanayiye gerekli destek ve önemi verirsek, doğa ve çevremize saygı duyar ve sahip çıkarsak, suyumuzu yarınlara taşımanın çözümlerini üretebilirsek, 2023 vizyonumuz parlak, geleceğimiz aydınlık olacaktır. Açlık ve susuzluk Milletimizin kaderi ve geleceği olmamalıdır” şeklinde sözlerini tamamladı.