• Dolar
    7.9347
  • Euro
    9.2997
  • G. Altın
    484.61
  • T. Altın
    3270.5

Cumhuriyet Halk Partisi Elazığ Milletvekili Gürsel Erol Genel Yayın Yönetmeni Metin Erol'un sunduğu Gündem Özel programının konuğu oldu.

Elazığ’ın deprem süreciyle ilgili depremin kamuoyunda yarattığı olumsuzluklarla ilgili o yalnızca halk mağduriyetleri değil ticari faaliyetlerinde ekonomik yaşantılarında esnafın sıkıntıları beklentileri Elazığ’ın tarımsa sorunları beklentileri Elazığ’ın tüm sorunlarıyla ilgili genel bir çalışma yapacaktık. Hatta örnek model olarak Elazığ’ı tercih etmiştik. Sonrasında bütün illerde yapacağımız bir çalışmaydı.  Yalnızca depremden kaynaklı bir geliş olmayacaktı. Bu yine olacak. Ben 23’ü Elazığ’ın plakası olarak istemiştim. Diğer illerde belki daha kalabalık olabilir.

Aslında ben olumsuzluk üzerinde sorunları seslendirmek üzerine siyaset yapan birisi değilim. Ben mağduriyetlerin giderilmesi üzerine olumlu çalışmalar söylemler içerisinde olan güzel şeyler anlatmaya çalışanlardanım. Ben milletvekilliğini farklı görenlerdenim. İktidar partili bazı milletvekili arkadaşların seslendirdiği gibi Milletvekilliği özel statülü devlet memurluğu değildir. Milletvekilliği özel statülere sahip olmak için yapılan bir şeyde değildir. Milletvekilliği tam tersine vatandaşla devlet arasında köprü olup vatandaşın sorunlarına çözüm olmak için vatandaşın yanında devletin karşısında sorunları seslendiren gündeme getiren ve sosyal bilinci gerçekleştiren vatandaşın talepleri yaşanan sorunları sahiplenme duygusudur.

Depremin ilk gününden beri buradaydım. Günün belki de 20 saati tüm milletvekillerimiz aynı performansı gösterdiler. Milletvekillerimiz, belediye başkanlarımız, il başkanlarımız, sivil toplum örgütlerimiz, bakanlarımız, ilimizin bürokratları aklınıza gelen herkes ilimizin sorunların çözülmesi için büyük performans gösterdiler hepsine teşekkür ediyoruz.  Devlet Elazığ’daydı. Bu devlet kimseyi çaresiz bırakmadı, fakir bırakmadı sizin yanınızdadır dedik ama ben ilerleyen süreçte kaygılarımı kamuoyuyla paylaşmaya başladım. 7269 sayılı kanunla biz Elazığ’ın problemlerini çözemeyiz çünkü bu kanun 1959 yılında yapılmış o zamanın şartlarıyla deprem gerçekleriyle günümüz bir değil. Zamanlar gerçekler örtüşmüyor. 1992 yılında Erzincan depremi oldu o zamanın devleti Cumhurbaşkanı Allah rahmet eylesin Turgut Özal’dı Başbakan Süleyman Demirel’i başbakan yardımcısı Erdal İnönü bakanlar kuruluna katılmış demişler ki Erzincan’ı afet bölgesi ilan etmişler  ve demişler ki 7269 sayılı kanun yani Elazığ için olan kanun yeterli değil 3838 sayılı ek kanun maddesi çıkartmışlar geçici kanun yani o kentin neye ihtiyacı varsa deprem sonrası deprem yaralarını sarmaya yönelik o kentte yaşayan görev yapan personelin mesai ücretlerinde, belediyelerin gelirlerinin artırılmasına, vergilerinin ertelenmesine,  konut fiyatlarının belirlenmesine kadar herşey düşünülmüş ve kararnameyle ek bir kanun maddesiyle sanıyorum 2 yıl uygulama süresine koymuşlar kanun uygulanmış ve kentin sorunları çözülmüş.

Deprem yaşanmış şehirlerin planlarının düzgün olmasının sebebi şehrin yeniden yapılanmasına yönelik bir fırsata çevirmişsen bu senin lehinedir ama şehri kendi kaderine terk etmişsen bu senin aleyhinedir. Allah Elazığlıları depremden korudu 6.8 büyüklüğünde depremi yaşayan bir kentte bu kadar az sayıda can kaybı ve bu kadar az sayıda mal kaybının olması Allah burayı korudu Harput’un evliyaları burayı korudu. Depremde doğmayan hasarları daha sonra doğru hamle yapmazsak doğru tanımlayamazsak vatandaşların ihtiyaçlarını isteklerini doğru algılayamazsak muhataplarına doğru aktaramazsak depremin yarattığı olumsuzluktan daha büyük bir risk yaratabiliriz yapmayın dedim.

7269 sayılı bu kanun Türkiye’de afet olduğunda uygulanıyor. Mesela Giresun’da sel baskını oldu bu kanunu uyguladılar. Ama Cumhurbaşkanı ek kanun çıkartabilir.

Devlet parasal miktar üzerinde millet arasında kıyaslama yapmaz. Milletvekillerimizi yerel televizyonlarda dinledim orada devlet hibe vermiş ama kaç tane esnafa verilmiş 50-60 tane esnafa hibe verilmiş ne olacak kaç lira tutuyor. Mesele o değil mesele şu devlet devletin verdiği sayı önemli değil devletin bunu verme gücü var mı yok mu, devletin bunu verme iradesi var mı yok mu bu iradeyi senin için kullandı mı kullanmadı mı, orası için kullandı mı kullanmadı mı yani rakamsal kıyaslama olmaz iradeni kullanıp kullanamadığına yönelik kıyaslama olur. Bunu Giresun’da kullandı mı kullandı. Elazığ’da kullanmadı Elazığ’da borçlandırdı. Orada hibe etti ister bir kişiye etsin ister elli kişiye etsin onu anlatmaya çalışıyorum demek ki o yetki var. Bu yetki kamu adına milletin ihtiyaçlarını gidermeye yönelik karşılıksız kullanılabilir. Demek ki devletin verme yetkisi var Giresun’da oluyor. Şehirlerin marka değeri oluşan spor kulüpleri vardır mesela Giresunspor’un transfer tahtasının açılması için Cumhurbaşkanının girişimleri kamu bütçesinden verilmemiş olması Cumhurbaşkanın talimatıyla finanse edilmiştir ve transfer tahtası açılmıştır. Doğru bir harekettir. Giresun’un siyasilerini tebrik ediyorum. Elazığspor’umuza bakıyoruz orada bir kentte sel baskını var burada da tüm kentte yaşanmış bir deprem var Sivrice etkilendi baştan sona önemli olan depremde yıkılan ev sayısı değil bu bir etkileşim alanıdır. İnsanların psikolojileri bozuluyor, düzenleri bozuluyor, kentteki ekonomi değişiyor yani bir kentin psikolojisini bütün olarak psikolojisi. Yıkılan üç bina deprem anında ama şu an yıkımlar hala devam ediyor. Elazığspor’a da böyle bir katkı verilebilir verilmedi. Cumhurbaşkanının deprem konutlarını 7269 sayılı kanunun 4. Maddesi uyarınca maliyetin %50’sini hibe etmesi var. Yani biz istedik ki %50 hibe talep etmiştik. Elazığ’a hibe %40 oranında oldu ama daha önce olmamış bir şey cumhurbaşkanına teşekkür ediyoruz. Başka illerde daha önce %30-35 civarında bu yetkiyi kullanmış.

Sanıyorum %40 oranında kullandığı ilk il Elazığ ama burada şöyle bir soru var keşke tablo olsaydı size gösterseydim. Mesela Van’da %30 indirim yapmışlar Van depreminde Van’daki deprem konutlarının maliyeti 110 bin liraymış 75 bin liraya düşmüş vatandaş 75 bin lira ödemiş. Ama buradaki konutlar ticari konut gibi ihale edilmiş ihale sözleşme tutarları çok yüksek olduğu için %40’ta indirseniz makul rakama inmiyor. Gerçekçi bir rakama inmiyor. Bu rakam makul değil yüksek çünkü maliyetler çok yüksek sözleşme tutarı çok yüksek. Yine her şeye rağmen Allah razı olsun.

Rakamda sorun konutların metrekaresi de sorun keşke güzel şeyler anlatabilsek. İlin milletvekili olarak gelsem müjdeler verebilsem ama ne yazık ki hep sorunları dinliyorum. Gittiğimiz her yerde vatandaşın mağduriyeti var sorunlarımızı seslendir diyor. Güzel şeyler anlatamıyorum hep sorun dinlediğim için bende sorunları seslendiriyorum.

Konutlarla ilgili metrekarelerle ilgili bir sorun var bizim Anadolu insanının bir geleneği vardır. Evinde mutlaka bir misafir odan vardır. Orası her zaman hazır durur temizdir sürekli hazırdır. Misafir geldiğinde kapıyı açarsın misafirini ağırlayacak bir odan vardır. 90 metre kare ev en fazla bir çocuklu ailenin yaşayacağı evdir. Bizde Elazığ kültüründe bir kere balkon kültürü vardır balkon büyük olacak mutfağın büyük olacak salonun büyük olacak böyle bir yaşam tarzın var senin çünkü sen sokak kültüründen apartman kültürüne geçerken yaşam tarzını apartmana taşımışsın. İnsanlara seçenek sunamadık. 90 metrekare, 120 metrekare, 150 metre kare seçenekleri alternatifler sunamadık.  Ödeme koşullarını da şartları da buna göre belirleyebilirdik.

Dilek sitesinden beni arıyorlar protestoda yapmışlar oradaki vatandaşlar biz önce evimizde hangi dairede oturuyorsak orada oturmak istiyoruz beni neden kuraya tabi tutuyorsun. Şimdi herkes sanıyor ki zemin katla üçüncü katın fiyatı aynı. Aynı değil. Sayın cumhurbaşkanı açıkladı şerefiye var sayın cumhurbaşkanının açıkladığı fiyatlar katlara göre. Kura çektin adamın ödeme gücü yok o zaman ne yapacaksın? İnsanlara diyeceğiz ki kardeşim hepinizi oturduğunuz katlara veriyorum ama bunun ödemesi bu kendi aranızda becaiş yapabilirsiniz. Vatandaş kendisi razıysa sen vatandaşın razı olduğu yöntem dışında niye kura çekiyorsun. Şu olabilir mesela hak sahibi olmayan yani binası yıkılmayan ama TOKİ fazla konut yapmıştır. Orada bir satış yapacaktır orada kura çekilebilir.

Hak sahiplerinin dışında konut yapılacağı söylemi var. TOKİ başkanı ile de buraya gelmeden önce görüşmüştüm. Talepler doğrusunda evler yapılacak ama sayısı daha belli değil bunlar kura ile çekilip verilebilir. Böyle çalışma var zaten emeklilere yapılan TOKİ evleri de var onlarda bitti ama hala teslim edilmedi ama dediğim gibi TOKİ Elazığ’daki tüm kamu arazileri tahsis edildiği için zaman içerisinde TOKİ tarafından evler yapılabilir.

Sahipsiz ve talihsiz Elazığ. Talihsizlikte var. Ben zaten sahipsiz Elazığ’ı hep söylüyorum. Sahiplenmek duygusu şudur yönetenler tarafından o kentin mağduriyetlerinin görülmemesi o kentteki beklentilere yönelik siyaset karşılığının görülmemesi.

Ak Parti’nin iktidar olduğu yıl kaç 2002 değil mi? Şimdi 2002 yılına kadar kurulan bütün hükümetlerde seksen öncesi dahil bütün siyasi partilerin Elazığ’da bakanı var. Elazığlı bakanlar var her dönem.  ANAP döneminde var, Doğruyol döneminde var, Refah partisi döneminde var, CHP döneminde var. 2002 ile 2020 dönemi arasında 18 yıl süre içerisinde bölgede şartsız ve koşulsuz Ak Parti’ye en çok destek veren illerden birisi de Elazığ. Şimdi çevre illere bakın Bingöl bakanı var mı var, Diyarbakır bakanı var mı var, Malatya bakanı var mı var, Sivas bakanı var mı var, Tunceli’de milletvekili yok zaten atla Erzincan’a Erzincan da bakanı var mı var, onun yanına geç Erzurum bakanı var mı var, Elazığ etrafını iki halka şeklinde saran tüm illerde Ak Parti dönemlerinde bakanlar var 18 yıl süre içinde bakanlık verilmeyen tek il Elazığ ve Elazığ’ın bakan alamadığı tek siyasi parti Ak Parti her dönemde bakanı var Elazığ’ın Doğruyol partisinde Sayın Mehmet Ağar var, Refah Partisinde sayın Ahmet Tunç her dönemde Elazığ’ın bakanı var. 20 yıldır beni destekliyorsun bir bakanım da senden olsun denildi mi denilmedi.