• Dolar
    5.7477
  • Euro
    6.3537
  • G. Altın
    280.12
  • T. Altın
    1886.2

KADEM, Son günlerde Türkiye’nin gündemine oturan Emine Bulut cinayeti ve kadına yönelik şiddet ile ilgili bir kamuoyu açıklamasında bulundu.

Eski eşi tarafından katledilen Emine Bulut'un ölümü sonrası, tüm Türkiye yasa boğuldu. Kısa adı KADEM olan Kadın ve Demokrasi Derneği’nden, kan donduran Emine Bulut cinayeti ve kadına yönelik şiddet hakkında kamuoyu açıklaması yapıldı.

KADEM’in resmi twitter hesabından da paylaşılan açıklamada şu sözlere yer verildi:

 

“HEPİMİZİN İÇİNDE KAPANMASI MÜMKÜN OLMAYAN DERİN BİR ACI BIRAKTI”

“Türkiye, 10 yaşındaki bir çocuğun gözlerinin önünde babası tarafından annesinin vahşice katledilişine şahit oldu. Kan donduran bu olay şu son bir iki gün içinde gerçekleşen tek “şiddet” vakası değildi. Küçücük yaşlarında annelerinin öldürülmesine şahit olan çocuklar hepimizin içinde kapanması mümkün olmayan derin bir acı bıraktı”

 

“ŞİDDET EĞİLİMİNDE OLANLAR, MERHAMET VE VİCDAN DUYGULARINDAN YOKSUN KİŞİLERDİR”

“İnancımız gereği bizler her bir insanın “eşref-i mahlukat” olduğunu ve kıymetini buradan aldığını düşünüyoruz. Kime ve neye karşı olursa olsun şiddet eğiliminde olanlar ise insan olmanın özünde yer alan merhamet ve vicdan duygularından yoksun kişilerdir. Bu yoksunlukları nedeniyle diğer insanların kişisel haklarını hiçe saymakta, birlikte yaşama kültürü ile uyuşmayan davranışlar sergileyerek toplumsal hayatı tehlikeye atmakta sakınca görmemektedir. Sosyal ve toplumsal hayat için tehdit oluşturan davranışlara sahip bu kişiler, cezalandırılmalarının yanı sıra şiddet eylemlerinden dolayı yeterli donanıma sahip rehabilitasyon merkezlerinde tedavi edilmelidir”

 

“KADINA ŞİDDETİ NORMALLEŞTİREN TUTUMLARLA EN SERT ŞEKİLDE MÜCADELE ETMELİYİZ”

“Şiddetin bireysel zemini kadar sosyo-kültürel arka planı da iyi anlaşılmalı ve sorunun kaynağında çözülmesi için gerekli adımlar atılmalıdır. Meselenin bireysel rehabilitasyonla birlikte yürütülecek toplumsal rehabilitasyon boyutu da önemlidir. Toplumumuzda özellikle kadına şiddeti normalleştiren, meşrulaştıran, hatta öven bazı yaygın tutumlarla en sert şekilde mücadele etmeliyiz. Aile içinde olan şiddete müdahale edilemeyeceği yönündeki sakat anlayış ne ahlak, ne din, ne de hukukla bağdaşmaktadır. Daha çok can kaybetmemek için aile içinin de bir hukuku olduğu, gerektiğinde dışardan müdahalenin kaçınılmaz olduğu anlayışını hakim kılmalıyız.”

 

“KADIN, “İKİNCİ SINIF” VE “EZİLEN” KONUMUNDAN ÇIKARILMALIDIR”

“Toplumda özellikle kadına karşı yöneltilen şiddetin önlenebilmesi için gerekli bir diğer husus ise; kadını “ikinci sınıf” ve “ezilen” konumundan çıkarmaktır. Kadın, kimliğinden soyutlanmış bir nesneye dönüştürüldüğünde her türlü şiddete açık hale gelmektedir. Bunun önlenmesi için de bize en önemli rehber olan Hz. Peygamber ve onun örnek hayatı hatırlanmalıdır”

 

“BAŞTA CEZALARIN CAYDIRICI OLMASI GEREKMEKTEDİR”

“Kadının ve ailenin korunması için şiddet olaylarına karşı hukuki düzenlemelerde uygulanan cezai yaptırımlar hakkaniyete uygun olmalıdır. Tahrik, iyi hal vb. ceza indirimleri suçluların fiili tekrar işlemesine neden olmaktadır. Suçluların “Duruşmadaki tutum ve davranışları” gibi kabul edilmesi mümkün olmayan gerekçeler ile cezada indirim almaları önlenmelidir. Herkese karşı, her türlü şiddetin önüne geçilebilmesi için başta cezaların caydırıcı olması gerekmektedir”

 

“KADINI ÖTEKİLEŞTİRMEYE ÇALIŞAN ZİHNİYETE KARŞI SAVAŞ AÇTIK”

“KADEM olarak bizler, kurulduğumuz günden bu yana daima “Herkese karşı her türlü şiddete son” diyerek şiddetin önlenmesi ve ortadan kalkması için mücadele eden bir STK olduk. Kültürel kodlarımızda, kadim değerlerimizde ve dini inancımızda var olan, ancak son dönemde içi keyfi saiklerle boşaltılan “aile” kavramına vurgu yaptık. Aileyi korumanın onu oluşturan her bir unsuruna değer vermekle ve bu unsurların haklarını korumakla olabileceğini söyledik. Kadını ötekileştirmeye çalışan zihniyete karşı savaş açtık. Toplumsal hayatın devamı için vazgeçilmez kıymette olan ailenin hak ettiği yere gelebilmesi için kadının haklarının tesliminin şart olduğuna değindik. Ancak bu şekilde toplumsal çözülmenin önüne geçilebileceğimizi savunduk ve savunmaya devam edeceğiz”