• Dolar
    5.7817
  • Euro
    6.4311
  • G. Altın
    273.46
  • T. Altın
    1862.7

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Diyetisyeni Banu Özbingül Arslansoyu, kişilerin bayramda güne hafif bir kahvaltı ile başlaması gerektiğini, şerbetli tatlılar yerine sütlü ve meyveli tatlıları tercih etmesi gerektiğini, Kişilerin bol su tüketilmesi ve aç karnına bayram ziyaretine gidilmemesi gerektiğini söyledi.
Kırmızı etin doymuş yağ ve kolesterolden zengin bir besin olduğunu söyleyen Arslansoyu, üzerinde görünen yağlı kısmının etten ayrılsa bile kırmızı etteki ortalama yağ oranının yüzde 20 olduğunu belirtti. Kronik hastalığı olan bireylerin yağsız ya da az yağlı etleri tercih etmesi gerektiğini söyleyen Arslansoyu, etlerin haşlama, fırında ya da ızgara şeklinde tüketilmesine dikkat edilmesi gerektiğini, kızartmadan kaçınılması gerektiğini belirtti. Arslansoyu sözlerine şöyle devam etti: “Etle yapılan yemekler kendi yağı ile pişirilmeli, ilave yağ eklenmemelidir. Etler E ve C vitamini içermezler. Bu nedenle etlerin mutlaka sebzelerle beraber pişirilmesi önemlidir. Bu yöntem hem besin çeşitliliğini sağlayacak hem de bazı minerallerin vücut tarafından emilimini arttıracaktır.”
Türkiye’de bayram denilince akla ilk gelenin mangal olduğunu söyleyen Arslansoyu, mangalda pişirilen etlere uygulanan yöntemin yanlış olduğunu belirtti. Uygulanan yanlış yöntemle ette kanserojen maddelerin oluşmasına sebep olunduğunu söyleyen Arslansoyu, etin yüksek sıcaklıkta pişip yanması sonucunda, heterosiklik amin ve polisiklik aromatik hidrokarbon (PAH) denilen kanserojen maddelerin ortaya çıktığını söyleyen Arslansoyu, bu maddelerin etten ateşe damlayan yağlardan ve çıkan dumanın etle temasından oluştuğunu belirtti.
Mangalda pişirilen etleri kanserojen maddelerden korumak için kömür kullanımında çok yüksek ateşi tercih etmemek gerektiğini, yüksek ateşin ette kanserojen maddelerin açığa çıkmasına ve B grubu vitaminlerin de kaybına yol açtığını söyleyen Arslansoyu, kömür közüyle et arasında en az 15 santimetrelik bir mesafenin bulunması gerektiğini ve etlerin alevle yakılarak pişirilmemesi gerektiğini belirtti. Arslansoyu, pişirme önerileri ile ilgili şunları söyledi: “Pişirme öncesi etlerin bazı baharat ve otlarla marine edilmesi kanserojen madde oluşumunu azaltmaktadır. Bu yüzden etlerinizi marine edin. Mangal ve ızgaralarınızı her kullanımdan sonra çok iyi temizleyerek, oluşmuş kanserojen maddelerin bir sonraki yemeğinize aktarılmasını önleyin. Ateşe damlayan yağ ile açığa çıkan kanserojen maddelerin oluşumunu azaltmak için yağlı etlerden kaçının.”
“Çözünen et hemen pişirilmeli, tekrar dondurulmamalıdır”
Özellikle kurban bayramında çok sayıda hayvanın kesilmesi ile kesim öncesi ve sonrasında gereken kontrol ve hijyen kurallarına uyulmaması ile hastalıkların ortaya çıktığını söyleyen Arslansoyu, kurbanlık hayvanın kesiminden sonra “rigor mortis” adı verilen ölüm sertliğinin ortaya çıktığını ve etlerin bekletilmeden bu sertlikle tüketilmesi durumunda midede şişkinlik, hazımsızlık gibi sıkıntılara yol açacağını belirtti. Arslansoyu şöyle devam etti: “Bunu önlemek için etler kesildikten hemen sonra 5-6 saat serin bir yerde (14-16 C), sonrasında 18-19 saat da buzdolabında bekletilmeli, toplamda 24 saat beklettikten sonra tüketmelidir. Etler kesinlikle çiğ ya da az pişmiş olarak tüketilmemeli, büyük parçalar halinde değil, birer yemeklik olacak şekilde küçük parçalara ayrılarak buzdolabı poşetinde, buzdolabında ya da derin dondurucuda saklanmalıdır. Bu şekilde hazırlanan etler buzdolabında 3 gün, derin dondurucuda 3 ay muhafaza edilebilmektedir. Kıyma olarak saklanacaksa bu sürenin daha da kısa olduğunu unutmayın. Etler dondurulduktan sonra buzdolabında çözdürülmeli, çözünen et hemen pişirilmeli, tekrar dondurulmamalıdır.”