• Dolar
    5.2837
  • Euro
    5.9991
  • G. Altın
    227.67
  • T. Altın
    1536.1

Osteoporozu hastalığının son ana kadar fark edilemeyecek kadar sinsi bir hastalık olduğunu belirten Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzm. Dr. Tuğba Arkan, önemli uyarılarda bulundu.
VM Medical Park Kocaeli Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzm. Dr. Tuğba Arkan, osteoporozun getirdiği risklerin yeterince farkında olmadığımızı söyledi. Gözenekli kemik olarak tanımlanan osteoporozunun sinsi bir hastalık olduğunu açıklayan Arkan, "Osteoporoz aslında adını duyduğumuz ama getirdiği riskleri farkında olmadığımız bir hastalıktır. Latinceden Osteo= kemik, poros= gözenek yani “gözenekli kemik” olarak hastalığı tanımlayabiliriz. Aslında sinsi bir hastalıktır. Bir elmanın kurt tarafından kemirilmesi gibi son ana kadar bir belirti vermeksizin etkilenen kişinin kemiklerinin içten yapısını bozar. Hastalık ileri düzeyde ilerlese de bir kırık oluşmadan belirtisi olmaz" dedi.
Gençlikte yapılan yanlış diyetler osteoporozu tetikliyor
Küçük yaşta yapılan uygunsuz diyetler, yetersiz beslenme ve küçük yaşta yaşanan gebeliklerin kemik oluşumunu bozabileceğini ifade eden Uzm. Dr. Tuğba Arkan, "Gelişim çağında (doğumdan 24 -25 yaşına kadar) iyi besleme ve egzersiz ile güçlü ve sağlıklı kemik yapısına sahip olabiliriz. Erişkinliğe geçişte sahip olunan kemik yoğunluğu tüm hayat boyunca olacak en yüksek kemik yoğunluğudur. Ancak küçük yaşta yapılan uygunsuz diyetler, yetersiz beslenme ve küçük yaşta yaşanan gebelikler kemik oluşumunu bozabilir. Bu durum pik kemik yoğunluğunun düşük kalmasına sebep olabilir. Çok sayıda yapılan doğumlar, uygun destekler (vitamin ve mineraller) alınmadan geçirilen gebelik ve süt verme dönemleri kadınlarda kemik yapısının zayıflamasında çok önemli rol oynamaktadır. Ayrıca erkeklerde “andropoz”, kadınlarda “menopoz” olarak adlandırdığımız, belli bir yaştan sonra üreme hormonlarının azalması ile karakterize olan bu dönemde kemik kaybının hızlanması ve buna bağlı kemik kırılganlığında artış görülmektedir" diye konuştu.
Hiçbir belirti olmaksızın osteoporozu hastalığına yakalanabileceğine dikkat çeken Dr. Arkan şunları söyledi: "En basitinden kemik ağrısı ve boy kısalması diyebiliriz. Ancak hiçbir belirti vermeden de osteoporozunuz olabilir. Düşük şiddette bir travma (bir burkulma veya yerdeki bir nesneye takip düşme) ile oluşan kemik kırıkları osteoporoz varlığını düşündürtür. Osteoporozu olan kişilerde kendi vücut ağırlığıyla durup dururken kırık olması beklenmez. Ancak bir travma sonucu kırık oluşabilir. Şunu da biliyoruz ki osteoporoz hastalığı olan kişilerde kas yapısında da zayıflık olduğu için dengesizlik ve düşmeye meğillenme vardır. Osteoporozlu bireylerde her düşme beraberinde el bileği, kaburga ve kalça kırığı oluşumuna neden alabilir."
Osteopoz tanısı konulan birey çevresini yeniden düzenlemeli
Uzm. Dr. Arkan: "Bu sebeple osteoporoz tanısı konulmuş bireyler yaşadıkları alanları düşmeye karşı koruyacak şekilde düzenlemelidir. Örneğin yerde kayan bir halı, takılmaya sebep olan bir kablo, ayağına dolanacak bir sehpa olmamasına özen göstermeli, özellikle kaygan zemin olan banyo ve mutfakta zeminin kayganlığını azaltacak önlemler alınmalıdır.
Yaşlı bireylerin yürürken bir destek (baston) kullanılması düşme olasılığını azaltacaktır.
Sağlıklı bir yaşam ve sağlıklı yaşlanma için yapılması gereken kilo kontrolünün sağlanması, protein, vitamin ve mineral içeriği dengeli bir beslenme, sigaradan uzak durma ve haftanın en az 3 günü olacak şekilde tempolu yürüyüşler genel olarak kemik sağlığını da olumlu yönde etkileyecektir. Bu genel yaşam şekli değişikliklerine ek olarak menopoz ve andropoz döneminden sonra düzenli kontrollerle kemik sağlığının değerlendirilmesi ve gereken önlemlerin erken dönemde alınması kişinin osteoporozdan korunmasını sağlayacaktır" tavsiyelerinde bulundu.