• Dolar
    7.3253
  • Euro
    8.637
  • G. Altın
    452.16
  • T. Altın
    3094.6

Korona virüs salgının ortaya çıkardığı kaygı ile baş etmenin yollarını anlatan Uzman Klinik Psikolog Funda Es, “Yaşanılan kaygının şiddetini artırmamak adına kaygı için bir not defteri tutun. Bu deftere zihninizden geçen kaygı düşüncelerini yazmak için bir saat belirleyin. Düzenli olarak her gün o saatte kaygılarınızı yazın. Kaygı, günün farklı saatlerinde aklınıza gelirse, yazma saatine kadar düşünmeyi erteleyebilirsiniz. Bu erteleme, diğer rutin işlerinize odaklanmanıza da yardımcı olacaktır” dedi.
Korona virüs salgınını en başta farklı ülkelerdeki haberlerden takip ederken zamanla virüsün Türkiye’de de yayılmaya başlaması, kaygıyı gün geçtikçe artırdı. Aylardır virüsün doğrudan ya da dolaylı etkileri nedeniyle tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de insanların hayatında birçok değişiklik oldu. Yaşanılan bu Kovid-19 virüsünün yol açtığı kaygı durumunun kişiselleştirilmemesi gerektiği uyarısında bulunan Medical Park Ordu Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Funda Es, sorunun bütün dünyanın mücadele ettiği bir durum olduğunu vurguladı.

Korona stresi baş ağrısı yapıyor
Uzman Klinik Psikolog Funda Es, insanların kaygı seviyesini artıran faktörler hakkında şu değerlendirmede bulundu:
“Genel olarak belirsizlik, farklı düşüncelere ve yorumlara açık olduğu için insanları kaygılandırır. Korona virüs salgınında da büyük bir belirsizlik söz konusudur. Mesela virüs süreciyle ilgili ‘vakalar Türkiye’de de çıkmaya başladı, ya bende de çıkarsa?’, ’ya sevdiklerimde görülürse’, ‘dışarı çıkarsam, markete gidersem virüs bulaşır’ gibi çeşitli düşünce şekilleri, zihnimizde felaket senaryoları yazmamıza sebep olur. Kaygıyı yaşadıkça, vücudumuz alarm durumuna geçip birtakım semptomlar ortaya çıkarır. Bunlardan en yaygın görülenleri baş ağrıları, kas ağrıları, uyku kalitesinde bozulmalar, dikkat ve odaklanma problemleri, sindirim sisteminde bozulmalar, halsizlik gibi belirtilerdir.”

Kaygınızı kişiselleştirmeyin
Stres altındayken aslında vücudun verdiği tepkileri normal kabul ettiğimizi ifade eden Psikolog Funda Es, insanların optimal düzeyde bir kaygıyı normal karşıladığını vurgulayarak şöyle devam etti: “Ancak optimal düzeydeki kaygı şiddetini artırmaya başlarsa problem haline dönüşüyor denebilir. Bu nedenle yaşanılan kaygının şiddetini artırmamak adına; kaygı için bir not defteri tutup bu defteri yazmak için kendinize bir saat oluşturabilirsiniz. Zihninizden geçen kaygı düşüncelerini belirlediğiniz saatte bu deftere yazın. Kaygı, günün farklı saatlerinde aklınıza gelirse yazma saatine kadar erteleyebilirsiniz. Bu erteleme diğer rutin işlerinize odaklanmanıza da yardımcı olacaktır. Yaşanılan bu krizin kişiselleştirilmemesi gerekir çünkü şu an bütün dünyanın yaşadığı bir durumdur. Kişiselleştirildiğinde işin içinden çıkılmaz bir hal alabilmektedir. Bu nedenle bu durumun kalıcı bir kriz olmadığını bilmek, artık biraz olsun ne ile baş ettiğimizin farkında olmak ve kendimizi nasıl korumamız gerektiğini bilip önlemler almak bizi ilerleyen süreçlere de hazırlayacaktır. Bireysel olarak kendimizi kaygılandıran faktörlere dikkat etmeye çalışırsak bunları tespit edip üstüne gidebiliriz.”
Uzman Klinik Psikolog Funda Es, “Endişe ve kaygıyı doğru kullandığımızda sonraki süreçler bizi daha rahat ve güvende hissettirecek, psikolojik olarak daha az rahatsız hissettirecektir” diye konuştu.