Diyetisyen Budak Ulugün, obezitenin günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en önemli sağlık sorunları arasında yer aldığını ifade ederek, “Vücutta sağlığı bozacak ölçüde yağ birikmesi obeziteye neden oluyor“ dedi.
Obezitenin bedende yağ kütlesinin aşırı artması sonucu boy uzunluğuna göre vücut ağırlığının arzu edilen düzeyin üstüne çıkması olarak tanımlayan Dr. Suat Günsel Girne Üniversitesi Hastanesi Diyetisyeni Budak Ulugün, 11 Ekim Dünya Obezite Günü’nde hastalıkla ilgili dikkat edilmesi gereken noktalara değindi. Bireylerin günlük yaşamda yaş, boy, kilo, fiziksel aktivite ve hastalık durumlarına göre alması gereken enerji miktarının belirli olduğunu söyleyen Ulugün, buna göre bir beslenme rutini geliştirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Sağlıklı bir yaşam için alınan enerji ile harcanan enerji miktarının dengede tutulması gerektiğini belirten Ulugün, “İhtiyacın üzerinde enerji alınması sonucu obezite ortaya çıkmaktadır. Yetişkin erkeklerde vücut ağırlığının yüzde 15-18’ini, kadınlarda ise yüzde 20-25’ini yağ dokusu oluşturmaktadır. Bu oranın erkeklerde yüzde 25, kadınlarda ise yüzde 30’un üstüne çıkması obeziteye neden olur. Bireylerin kilolu olup olmadıklarını saptamak için pratik olarak kullanılan yöntemlerden bir tanesi beden kütle endeksi hesaplamasıdır. Bunun dışında bel çevresine bakılarak data hastalık riski olup olmadığı anlaşılabilir. Bel çevresi ölçümü karın içi yağlanmanın göstergesidir” dedi.

“Bölgesel yağ dağılımı kadın ve erkeklerde farklıdır”
Günümüzde vücuttaki toplam yağ miktarından çok, yağın vücutta bulunduğu bölge ve dağılımı üzerinde durulduğunu ifade eden Ulugün, “Vücuttaki yağın bulunduğu bölge ve dağılımı, hastalıkların morbidite ve mortalitesi ile ilişkilendirilmektedir. Bölgesel yağ dağılımı genetik olarak erkek ve kadınlarda farklılık göstermektedir. Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre bel/kalça oranı kadınlarda 0.85’den ve erkeklerde ise 1.0’dan fazla ise bu android tip obezite olarak kabul edilmektedir. Yağın karın bölgesinde ve iç organlarda toplanması ise insülin direncine yol açmaktadır. İnsülin direnci de obezite ile yol açtığı Tip 2 Diyabet, hipertansiyon, dislipidemi, koroner arter hastalıkları arasındaki ilişkiyi sağlayan en önemli faktördür” diye konuştu.

"Obezite tedavisinde kararlılık önemli"
Obezite tedavisinde amacın gerçekçi bir vücut ağırlığı kaybı sağlamak, obeziteye ilişkin morbidite ve mortalite risklerini azaltmak, bireye yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırmak ve yaşam kalitesini yükseltmek olduğunu kaydeden Ulugün, obezite tedavisinde kullanılan yöntemleri de anlattı. Vücut ağırlığının 6 aylık dönemde yüzde 10 azalmasının obezitenin yol açtığı sağlık sorunlarının önlenmesinde önemli yarar sağlayacağını da söyleyen Ulugün, açıklamalarına şöyle devam etti:
“Obezite tedavisi, bireyin kararlılığı ve etkin olarak katılımını gerektiren, zorunlu, uzun ve süreklilik arz eden bir süreçtir. Obezitenin etiyolojisinde pek çok faktörün etkili olması, bu hastalığın önlenmesi ve tedavisini son derece güç ve karmaşık hale getirmektedir. Bu nedenle obezite tedavisinde hekim, diyetisyen, psikolog oluşan bir ekip gerekmektedir. Bununla birlikte obezite tedavisinde kullanılan yöntemler 5 grup altında toplanmaktadır. Bu yöntemler; ‘tıbbi beslenme (diyet) tedavisi, egzersiz tedavisi, davranış değişikliği tedavisi, farmakolojik tedavi ve cerrahi tedavidir.”