24 Haziran seçimlerinin ardından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve Genel Merkez yöneticilerinin istifa etmesi yönünde açıklamalar yapan, bu nedenle kesin ihraç talebiyle disiplin kuruluna sevk edilen CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, süreçle ilgili gelinen noktayı Kanal 23’e anlattı.

Gürsel Erol Kanal 23’te yayınlanan Arka plan programında Sertaç Kıraç’ın sorularını yanıtladı. Erol, disiplin kuruluna sevk edilmesiyle ilgili gelinen son durumu anlattı.

23 Temmuz’da disiplin kuruluna ifade vereceğini belirten Milletvekili Erol, “Sözlerimin arkasındayım” diyerek, CHP’nin daha iyi noktalara gelmesi için bu açıklamaları yaptığını söyledi.

Erol, şöyle konuştu:  “Her partinin kendine göre bir işleyişi var. İşleyişiyle ilgili tabiki bir disiplin kurulu var. Parti tüzüğünde suçların ne olabileceği konusunda disiplin suçuyla ilgili itham edilen kişinin kendini savunması gerektiği konusunda  açık ifadeler var. Tabi benim açıklamamla ilgili kırgınlıklar küskünlükler de var. Ben insanlara şunu söylüyorum;  Benim kendime özgü değer yargılarım var. Ben siyasette bugüne kadar etnik değerler üzerinden karar veren birisi değilim. Etik değerler üzerinden karar veren birisiyim. Ben sosyal demokrat, sol gelenekten gelen bir siyasetçiyim. Benim siyasi çizgim her zaman Devlet ve Cumhuriyet geleneğidir.  Burada biraz eksik ifadem var. Bu da şöyle; Genel başkan istifa etsin, bıraksın gitsin şeklinde algılamışlar. Ben disiplinden sonra ne anlatmak istediğimi anlatacağım. Ama ben sözlerimin hala arkasındayım. Partimizin büyümesi için, iç kargaşanın giderilmesi için Cumhuriyet Halk Partisinde bir ortak aklın yeni anlayışın gösterilmesi içi, çünkü önümüzde yeni bir devlet düzeni var. Biz kendimizi bu yeni devlet düzenine kendimizi revize etmeliyiz. Söylemimizi, dilimizi anlayışımızı, siyaset yapma tarzımızı yönetim anlayışımızı revize etmek zorundayız. Bunu yaparken de Mevcut yapıyı korumak da yanlıştır, ama ‘bu gitsin ben geleyim’ mantığı ile hareket edenlere destek vermek de yanlıştır. Bununla ilgili çözüm önerilerimi önümüzdeki süreçte anlatacağım. Ben kişiler bazında değilim. Ben ilkesel davranıyorum. Bir seçim sonucunda Avrupa’daki sosyal demokrat partilerin davranış şekli neyse Türkiye’deki bir sosyal demokrat partinin ve liderinin davranış şekli de o olmalıdır. Şimdi genel başkanın istifa etmesini, ben istifa edip gitmesi anlamında değilim. Siyasi etik olarak genel başkan ve genel merkez istifa etmeli, kurultay toplanmalı. Kurultay delegasyonu yeniden seçerse de artık bu tartışmalar biterek hepimizin yolumuza devam etmesi gerekiyor. Bununla ilgili disipline vermem gereken bir ifade var. Önce onu bir atlatayım. Sonra bunun detaylarını anlatacağım. Ben bunu parti içerisinde 7 aydır seslendiriyorum.  Sonuç itibariyle ben partimizin disiplin kurulunun hukuka olan, yargıya olan inançlarında asla bir tereddüdüm olamaz. Parti meclisinin kararı bir siyasi karardır. Ama disiplin kurulunun vereceği karar hukuki karardır. Ben siyasi karardan daha çok hukuki karara inanan ve güvenen birisiyim. Bu ayın 23’ünde ifademizi vereceğiz. Kendi düşüncelerimizi, söylemimizin altındaki gerekçeleri anlatacağız. Ondan sonra onların kararını bekleyeceğiz.