Aidat Takip Sistemi + Hazır Dernek Sitesi + 1000 Adet SMS Sadece 229 TL
Kanal 23 Uyduda!
Kanal 23 Canlı İzle
1168 kez okundu
Mehmet Şükrü Baş
Mehmet Şükrü Baş
mehmet_sukru_bas@mynet.com
REFERANDUMUN BİR GÜNLÜK MASRAFI
17 Şubat 2017 10:13

 HASBİHÂL                                                   MEHMET ŞÜKRÜ BAŞ

                                                               mehmet_sukru_bas@mynet.com 

 

         REFERANDUMUN BİR GÜNLÜK MASRAFI                                      

 

         Referandum nedeniyle siyasilerimiz meydanlara indiler.

         Referandumun yapılacağı meydanlar adeta gül suyuyla yıkandı. Kaldırım taşları bile boyandı, temizlendi aklandı. Reklam panoları, bilboartlar rengârenk  afişlerle donatıldı.

Referandum alanına gelen bütün yollar caddeler, sokaklar hiçbir dönemde bu kadar aklanmadı, paklanmadı.

         Bu meydanlarda yüz binler ellerinde bayraklarla siyasilerimizi karşılayacaklar. Umarım ve dilerim ki bütün siyasilerimiz ülkenin refahından, birlik ve beraberliğinden, bahsetsinler. Eylem ve söylemleri ile halkımızı biri birlerine düşürmesinler, ayrıştırmasınlar, bölüştürmesinler. “Referandumda Evet çıkmazsa savaşa hazırlanın” gibi içi boş ve densizce ifadelerden uzak dursunlar. EVET diyenlerinde HAYIR diyenlerinde bu ülkenin öz vatandaşı olduğu unutmasınlar. Hiç kimseyi hain ve teröristlikle itham etmesinler.

          

                       BİR GÜNLÜK MALİYET 2 MİLYAR TL.

 

         Basından öğrendiğimiz kadarıyla kesin olmamakla birlikte referandumun bir günlüğü veya yapılan her miting bu yoksul millete, tüyü bitmemiş yetimlerimize, fakir fukara, garip gurabaya 2 milyara mal oluyormuş.

         Elbette ki demokrasi ile idare edilen ülkelerde seçimlerde, reformlarda gereklidir.

Yapılması zarurettir.

Lakin devletimiz ve dahi devletlûlarımız seçim harcamalarını yaparken aşırı masraftan kaçınmaları devletin kör kuruşunu kendi gelecekleri için harcamamaları gerekir.

Devlet malı yani beytülmal yasaların öngördüğü şekilde iktidara ve muhalefete verilen ödenekten fazlası asla ve asla kullanılmamalıdır.

Şayet kullanılırsa bu harcama haramdır. Bu harcamada tüyü bitmemiş yetimin, öksüzün hakkı vardır.   

Öğrencilerin, öğretmenlerin, memur ve işçilerimizin tamimlerle genelgelerle meydanlara taşınmamaları gerekir.

Siyasi partilerin seçim giderleri aşırıya kaçılmadan yasalarımızda öngörüldüğü şekilde dağıtılmalıdır.  

          Her hangi bir siyasi parti veya her hangi bir lider devletin kendisine emanet ettiği imkânları veya ödenekleri kendi çıkar ve ikbali için kullanmaya çalışırsa eşitlik ilkesi zedelenir.

          Ve bir bakarsınız bir gün bir yerde bir Reşid Galip çıkagelir.

     

                      “ATATÜRK ÇEK VE REŞİD GALİP”

 

          Atatürk bir gün yakın çalışma arkadaşlarıyla Beyoğlu'nda yeni açılan Turkuvaz isimli bir lokantaya gitti. Lokantanın sahibesi, Atatürk'ü karşısında görünce hemen özel bir masa hazırlamaya girişti. Ama Atatürk onu engelledi, bulduğu boş bir masaya ilişti. Modern görünümlü insanlar keyif içinde yemek yiyor, mekânın şıklığı dikkat çekiyordu.

          Burada gördükleri çok etkilemişti Atatürk'ü... Böyle bir lokantanın

Yaşaması gerektiğini düşünerek kadına, 'Sizin için ne yapabilirim?' diye sordu.

          Kadın da “Böyle bir lokali geliştirmek için çok para gerektiğini ama hiç parası kalmadığını” anlattı.

          Bunun üzerine, yaverinden çek karnesini istedi Mustafa Kemal ve o günler için hatırı sayılır miktarda bir para yazdı. Çeki kadına uzatacaktı ki tam bu sırada uzanan bir el, onun elini tuttu. Bu elin sahibi, genç bir doktor olan Reşid Galip'ti. Reşid Galib Atatürk'ün kulağına fısıldadı:

          “Bu parayı vermemelisiniz efendim”

          Şaşkınlıkla 'Neden?' diye sordu Atatürk...

          “Çünkü bu para amaca uygun harcanmış olmaz”

          “Allah, Allah..” diye söylendi Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve genç adama çıkıştı:

          “Benim param değil mi, nereye istersem oraya harcarım”

          Genç doktor kibarca direndi:

          “Hayır, efendim o para sizin paranız değil. Milletin parası... Size, sadece emanet edilmiş o para”

          Atatürk genç doktorun gözlerinin içine bakarak önce çeki yırttı, sonra da oturduğu yerden kalkarak mekândan ayrıldı.

          Ankara'ya döndü.

          Birkaç gün sonra İstanbul'da kalan Reşid Galib'e bir telefon geldi.

Karşıdaki ses, 'Maarif Vekilliği'ne atandığını” müjdeliyordu.

                                                      ***

          Bu anı 1947'nin Kasım ayında Millet Dergisi'nde yayınlanmış.

Daha önce hiç duymadığımız bu öykü, Atatürk'ün ne kadar önemli bir devlet

adamı olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Genç doktorun kendisine verdiği

dersi unutamamış, kızmak bir yana; onu Türk gençliğinin eğitiminden sorumlu

bir makama atamıştır.

          Büyük önderi, saygı, sevgi ve rahmetle anıyoruz...

          Ama o gün onun elini tutan genç doktoru da aynı sevgi ve saygıyla anmak istiyoruz. Keşke bugün de devlet Adamlarımızın yanında birer Reşid Galib olsaydı da onlar da trilyonlarca parayı gözlerini kırpmadan harcayan devlet adamlarının ellerini tutup, engel olabilselerdi.

          Oysa ne bugünkü devlet adamları Atatürk kadar olgun, ne de bugünün

Aydınları Reşid Galib kadar cesurdurlar...

                                                      ***

          Bu günkü devlet adamlarının Atatürk kadar olgun olmadıkları ve olamayacakları da kesindir.

          Bu ülkenin aydınlarına gelince bu ülkede iki türlü aydın kaldı.

          Bir tarafta aydınlıklara düşman beyninde örümcekler yuva yapmış kendi çıkar ve ikbali için her türlü yalan ve yolsuzluğu meşru sayanlar, koltuklara, ikballere tapanlar.

          Diğer tarafta gerçekleri konuştukları, doğruları yazdıkları ve Mustafa Kemal’in yolunda oldukları için ceza evlerinde gün sayanlar.

                                                      ***

          Şimdi bizlerde yurdun dört bir yanında zengine fakire seçim rüşveti olarak devlet malının talanını gördüğümüzde bu talanı yapan yetkililerin elini tutsak  “Hele durun arkadaş dağıttığınız bu mal beytülmaldir. Bu malda tüyü bitmemiş yetimin öksüzün hakkı vardır. Siz bu malı kendi çıkarınız için, siz bu malı iktidara gelmeniz veya iktidarda kalmanız için, siz bu malı saltanatınızın devamı için dağıtamazsınız” diyerek ellerinden tutsak korumaları tarafından eşek sudan gelinceye kadar dövülür, hapislere atılır sürüm sürüm süründürülürüz.

          İşte o zaman bizde konuşmayız konuşmayanlar çoğaldıkça hak terazisi eğik olur, hak, hukuk azalır, adalet azalır ve Türkiye bu günkü halini alır.

          Bu ülkeye bir daha bir Atatürk gelmeyeceğine göre korkarım ki Raşit Galib’ler de gelmez olur. İşte o zaman da iş ehlinden çıkmış olur.

          Ne diyelim Allah ülkemi ve ülkemi sevenleri korur inşallah.

                                            

BU YAZIYI PAYLAŞIN!
Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş Digg'de Paylaş Del.icio.us'ta Paylaş Google'da Paylaş Yahoo'da Paylaş Technorati'de Paylaş
09 Ekim 2017 18:05
252 kez okundu
02 Ekim 2017 17:28
274 kez okundu
25 Eylül 2017 15:05
366 kez okundu
23 Eylül 2017 00:24
267 kez okundu
18 Eylül 2017 16:06
354 kez okundu
23 Ağustos 2017 15:45
678 kez okundu
21 Ağustos 2017 17:22
376 kez okundu
15 Ağustos 2017 11:14
406 kez okundu
09 Ağustos 2017 13:33
429 kez okundu
08 Ağustos 2017 14:25
438 kez okundu
02 Ağustos 2017 13:00
564 kez okundu
21 Temmuz 2017 16:32
630 kez okundu
İbrahim Taşel - HIRS DENİZİNDE BOĞULMAK
İbrahim Taşel
31 Aralık 2012
YAZARLAR
HAVA DURUMU
ELAZIGELAZIG
ÜMRANİYE-ELAZIĞ
150 kez görüntülendi
ELAZIĞ-RİZE
409 kez görüntülendi
GİRESUN-ELAZIĞ
428 kez görüntülendi
ELAZIĞ-BALIKESİR
365 kez görüntülendi
TELEFİNAL-Ç.RİZE
328 kez izlendi
ELAZIĞ 3-1 Ç.RİZE
453 kez izlendi
GİRESUN 0-0 ELAZIĞ
422 kez izlendi
ELAZIĞSPOR AÇIKLAMA
540 kez izlendi
Aidat Takip Sistemi + Hazır Dernek Sitesi + 1000 Adet SMS Sadece 229 TL
ÇOK OKUNANLAR