Aidat Takip Sistemi + Hazır Dernek Sitesi + 1000 Adet SMS Sadece 229 TL
Kanal 23 Uyduda!
Kanal 23 Canlı İzle
1070 kez okundu
Hadi Önal
Hadi Önal
bilgi@kanal23.com
KERKÜK’TEN GELİYORUM
04 Nisan 2017 13:44

 KERKÜK’TEN GELİYORUM

27 Ekim 2008 tarihinde 15.Uluslararası Hazar Şiir Akşamları yapılmıştı.  O yıl Türkiye’den ve Türk dünyasından otuz iki şair Türkün bu büyük toyuna, manevi kurultayına katılmıştı. Şairler arasında biri vardı ki diğerlerinden çok farklıydı. Farkı kimliğinden ya da kişiliğinden kaynaklanmıyordu. Farkı geldiği ülkeydi. Farkı; doğduğu, ekmeği- suyu ile büyüdüğü topraklarının işgal altında olmasıydı. Farkı, dünyaya gözlerini açtığı toprağının altından petrol fışkırmasıydı. Toprak altından fışkıran zenginlik ona mutluluk getireceğine, refah getireceğine acı, ıstırap ve gözyaşı getirmişti.  Toprağın altındaki zenginlik emperyalist ve işgalci güçlerin iştahlarını kabartmış bin türlü hilye ve desise ile toprakları işgal edilmiş, işgalin sürdürülmesi, sömürünün devamlılığı içinde ülkesinin etnik ve mezhep ayrılıkları körüklenmiş, ülkesi adeta cehenneme çevrilmişti.

15. Uluslararası Hazar Şiir Akşamları’na Kerkük’ten katılan Dr. Mehmet Ömer Kazancı’ydı. Türk dünyasının bu gönül gözlü, yüreği hazarlar kadar engin bir o kadar da dert yüklü şairini Hazar Şiir Akşamları Tertip Komitesi ona 15. Uluslar arası Hazar Şiir Akşamlarının Türkiye dışından katılan şairler adına açılış konuşması görevini vermişti.  Kerküklü şair Dr. Mehmet Ömer Kazancı’nın yaptığı konuşma, törene katılanlara duygulu anlar yaşatmıştı.

 27 Mart 2017 tarihinde emperyalist güçlerin taşeronluğuna soyunan, gözü dönmüş, Peşmergelerin bin yıllık Türkmen yurdu Kerkük’e bayrak astıklarını görünce Dr. Mehmet Ömer Kazancı’yı hatırladım. Arşivimde Dr. Mehmet Ömer Kazancı’nın “KERKÜK’TEN GELİYORUM”  başlıklı konuşma metnini buldum.  Virgülüne dahi dokunmadım yayınlansın istedim. İşte metin:

“Hazar Şiir Akşamları’na davetiyemi aldığım gün, içimde askerliğe çağrılıyorum gibi bir duygu kabardı. Nereden hazırlık görmeli diye bir ara şaşkınlıkla davrandım. Hazar kıyılarını, Elazığ’ı Harput’u haritalardan tanıyor, biliyordum. Anadolu ile Kerkük arasında, ikisinin de yıllardır sineye çekerek ilan edemedikleri, ilan etmeye gerek de görmedikleri derin bir sevgi vardı. Kerkük Anadolu’nun hem coğrafya hem tarih hem kültür bakımından bir uzantısıydı. Kısacası geldiğim yöre havasıyla, suyuyla, dağıyla, toprağıyla, gelenek ve görenekleri ile beni garipsemeyecekti. Ben de konuk olduğum Hazar’da kendimi kendi evimdeymişim gibi hissedeceğim. Ama yine de korku benzeri bir şey yüreğimde hep kıpırdıyordu. Bana bir türlü acı sezdiriyordu.

Türk dünyasının her yerinden Kazakistan’dan Kırgızistan’dan, Türkmenistan’dan, Azerbaycan’dan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden, Kosova’dan kısaca tüm bildiğim ve bilmediğim Türk dünyasından katılan soydaş şair kardeşlerimle bir araya geleceğim için çok mutluydum.

 Tamam, tarihte bu soydaşlarımızla yan yana omuz omuza savaştık, soyumuzun bayrağını, ellerimizi birleştirerek gönderlere, göklere kaldırdık. Kanlarımızla zafer destanları yazdık. Üç kıtada devletler kurduk, medeniyetler yaydık. Bunları yaparken hep beraberdik. Kaynaşmıştık. Güzellikleri paylaşıyorduk. Biri birimizi öğretiyor, biri birimizden öğreniyorduk. Fakat bugün aramızda sınırlar var. Biz -özellikle biz- Irak Türkmenleri yıllarca Türk dünyasının sınırları dışında yaşadık. Hala da yaşıyoruz. Kollarımızı salayla sallaya değil, dilimizi rahat konuşarak değil, her şeyimize zincirlerin sıkıca vurulduğu buruk bir ortamda yaşadık, yaşıyoruz. Hep korku içinde, hep kuşku içinde hep baskı altında… Türk dünyası ile ilişkilerimiz tamamen kesikti. Ülkemizi şu veya bu nedenlerle ziyaret eden Türklerle- soydaşlarımızla- görüşenlerimiz casusluk suçu ile idam sehpalarına gönderildi. Türkçe olarak eğitim-öğretim görmekten mahrum edildik. Dilimizi hükümet dairelerinde konuşmaktan yasaklandık. Yeni doğan çocuklarımıza Türkçe adlar koymaktan yasaklandık. Peşimizde her zaman bizi takip edenler, adım adım izleyenler, hakkımızda rapor yazanlar oldu. Yazılan raporlar gizli istihbarat teşkilatına iletildi. Davamızı sırtına alarak ön sıraya yürüyen insanlarımız içeri atıldılar, sonra da idam edildiler. Soykırımlar uygulandı. Bir değil binlerce defa… Tek suçumuz Türk olmaktı. Bu duyguyu onurla yaşatmaktı. Türk dünyası ile herhangi bir biçimde ilişki kurmak idam fermanımızı imzalamakla eş değerdi bizim için. Seksen beş yıl kırılması imkânsız olan bir zincire vurulduk kısacası.

2003’te sözde demokrasiye kavuşturulduk. Her şeyin iyiye doğru gelişeceğini düşünürken yine yeni bataklara sürüklendik. Mezhep çatışmaları başlatıldı aniden her yerde. Ülke, kan gölüne döndü. Düne kadar mazlum olduklarını söyleyenler zulmün en dile alınmazını uygulamaya başladılar. Bu zulümlerden en çok pay alanlar yine Irak Türkmenleri oldu. Neden mi? İnanın ki birlik ve beraberlik içerisinde olunmasını istediğimiz için. Ülkenin bölünmezliğine karşı çıktığımız için. Ama ne derseniz deyin ülkemizden başlayarak bütün Orta Doğuyu parçalamak, bölmek bölüştürmek planlarını farklı çıkarlardan dolayı üstlenen insanlık düşmanları var ülkemizde. Biz bunların bir bölüğüne karşı Kerkük’te kanlı bir savaş veriyoruz.

            Hazar Şiir Akşamları’nda düzenleyen tüm Elazığlı soydaşlarıma sonsuz teşekkürlerimi sunarım. Beni bu büyük yürüyüşe, bu büyük cepheye bir asker olarak çağırdığınız; bana gurur, onur, şeref verdiğiniz için şükranlarımı bildirmek isterim.”

Türk dünyasını ortak kültür değerler etrafında buluşturmak, Türk dünyası arasında milli şuuru güçlendirmek amacı ile düzenlediğiniz Hazar Şiir Akşamları’nda dertlerimizin bir kısmını şiir ile de olsa anlatmaya çalışacağım.

            Evet, Kerkük’ten gelerek Türk’ün bu büyük toyuna katılan Dr. Mehmet Ömer Kazancı’nın duyguları işte böyleydi. Bir de bir şiiri var tabii “KERKÜK’TEN BİR MESAJ” başlığını taşıyordu.

KERKÜK’TEN BİR MESAJ

Kerkük’ten geliyorum

Alnı kan şakağı kan, üstü başı kan

Sormayın kavim, kardaş

Kaç yara taşıyorum

Elimden düştü kılıç

Elimden düştü kalkan

Kollarımla savaştım

Ve hala yaşıyorum.

Savaşmaya mecburum

Yoksa,  yok olacağım

Yok olacak Kerkük’üm

Yoksa git gide daha

Körleşecek bu düğüm

Haritalar üstünde gördüğüm, göremediğim

Bütün Türk ellerine

Sıçrayacak bu kan

Yayılacak bu zulüm

Dağılacak Ötüken

Silinecek güneşin göbeğinde yazılan

Orhun kitabeleri

Demeyin kavim, kardaş

Demeyin ki

Irmaklarımız gazi, dağlarımız kahraman

Geçilemez bu vatan

Ve bir işaret ile

Tüm zaferler koşarak

Gelir ayağımıza

Demeyin ki

Bir adımla binlerce tehlikeler atlatan

Bu milletin hakkından

Kim gelir, kim gelecek

Bu savaş başka savaş

Bu düşman farklı düşman

Ne dini var, ne ırzı, ne namusu

Tüm dillerde konuşan

Cin gibi yer değiştiren

Kentte dost, dağda pusu

Bu düşmanın bir c’isini

Kerkük’te yakaladık

Vuruyoruz ölmüyor

Vuruyoruz çoğalıyor

Çoğalıyor ot gibi

Hâlâ da vuruyoruz, hâlâ savaşıyoruz

Savaşmaya mecburuz

Kaç yıl daha sürecek bizim için bu kâbus

Sizin için bu durum

Sormayın kavim, kardaş

Sormayın bilmiyorum.

 

Hadi Önal/4 Nisan 2017/Elazığ

BU YAZIYI PAYLAŞIN!
Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş Digg'de Paylaş Del.icio.us'ta Paylaş Google'da Paylaş Yahoo'da Paylaş Technorati'de Paylaş
28 Eylül 2017 02:51
431 kez okundu
28 Eylül 2017 02:27
163 kez okundu
23 Eylül 2017 00:20
250 kez okundu
17 Eylül 2017 15:15
333 kez okundu
03 Eylül 2017 12:33
445 kez okundu
30 Mayıs 2017 17:11
1132 kez okundu
15 Mayıs 2017 14:40
958 kez okundu
14 Nisan 2017 11:17
1216 kez okundu
11 Nisan 2017 10:42
952 kez okundu
04 Nisan 2017 13:44
1070 kez okundu
İbrahim Taşel - HIRS DENİZİNDE BOĞULMAK
İbrahim Taşel
31 Aralık 2012
YAZARLAR
HAVA DURUMU
ELAZIGELAZIG
ÜMRANİYE-ELAZIĞ
148 kez görüntülendi
ELAZIĞ-RİZE
405 kez görüntülendi
GİRESUN-ELAZIĞ
425 kez görüntülendi
ELAZIĞ-BALIKESİR
363 kez görüntülendi
TELEFİNAL-Ç.RİZE
325 kez izlendi
ELAZIĞ 3-1 Ç.RİZE
450 kez izlendi
GİRESUN 0-0 ELAZIĞ
420 kez izlendi
ELAZIĞSPOR AÇIKLAMA
537 kez izlendi
Aidat Takip Sistemi + Hazır Dernek Sitesi + 1000 Adet SMS Sadece 229 TL
ÇOK OKUNANLAR