Aidat Takip Sistemi + Hazır Dernek Sitesi + 1000 Adet SMS Sadece 229 TL
Kanal 23 Uyduda!
Kanal 23 Canlı İzle
Hasan Erden
Hasan Erden
herden1950@hotmail.com
Bu çok gizli ve çok sinsi savaşa nasıl dur diyebiliriz?
11 Haziran 2017 17:13

  Düşmanın asıl hedefi İslam aleminin başı Türkiye büyük tehdit altında!

Bu çok gizli ve çok sinsi savaşa nasıl dur diyebiliriz?

Amerikalı gülüyor ve şöyle diyor:

“Benim ödev kentim İstanbul. Ben, Amerikan silahlı kuvvetleri İstanbul’a girdiğinde, (yani işgal ettiğinde) Türk sivil savunma ekiplerinin yolumuzu şaşıralım diye değiştirecekleri sokak isimlerini yerli yerine takmakla görevliyim. Emekli olmama rağmen her yıl tatilimi İstanbul’da geçiririm. Bunun için Amerikan ordusundan ücret alırım. İstanbul’u en küçük sokaklarına kadar bilirim.”

 

Türkiye son yıllarda silah sanayiinde, büyük ilerlemeler kaydediyor.  Bu elbette çok sevindirici bir durum!

Ancak biz, olaya bu yazımızda farklı bir bakış açısıyla yaklaşacağız:

Bugün dünyada savaşlar tarihte olduğu gibi değil, tamamen aldatmacalarla ve kandırmacalarla dolu…

Düşman, bizim ülkemizi ve İslam dünyasını tehdit eden ordularını ve savaş hazırlıklarını görünüşte bırakmış gibi gözüküyor. Düşmanın meydanlarda boy gösteren silahlı birlikleri bunu gizlemek için, farkına varmamamız için!..

Bu tespitimiz elbette düşmanın pes ettiğini ve düşmanlıktan vaz geçtiğini göstermiyor.

Zira İslam düşmanı Türkiye’ye ve İslam dünyasına karşı açıkça görünmeyen, son derece çok gizli ve sinsi bir cepheden saldırıyor ve savaşıyor bugün.

Yani gerçekte bizi tehdit eden, çok tehlikeli, çok kamuflajlı, çok ustalıklı bir düşmanlıkla ve savaşla karşı karşıya bulunuyoruz.

Bunu asla unutmamamız gerekir!

İnşaallah toplum olarak, ülke olarak ve İslam dünyası olarak bu konuda uyanmakta geç kalmayız.

Bilelim ki, bu savaşı ülkemiz için tehlikeli ve tehdit edici kılan düşmanımızın, ya da düşmanlarımızın çok kuvvetli ve yenilmez olmaları değildir, aksine toplum olarak bizim uyumamızdır, olayın hiç farkında olmamamızdır, ya da olamamamızdır.

TÜRKİYE’DE DÜŞMANIN

ASIL KORKULACAK YANI

Bilindiği gibi, Yüce kitabımız Kur’an’ın başında, ilk sayfalarda Müslümanlar şöyle uyarılıyor: “İnsanlardan öyleleri vardır ki: "Biz Allah'a ve ahiret gününe iman ettik" derler; oysa onlar inanmış değillerdir.” 

Rabbimiz Allah-ü Teâlâ yüce kitabının başında, Müslümanların kıyamete kadar bu uyarıyla her zaman kendilerini hiç göstermeyen, böyle sinsi ve gizli düşmanlıklarla karşılaşabileceklerini beyan eder ve bunun için son derece uyanık ve tedbirli olmaları gerektiği üzerinde durur.

Bugün de Rabbimizin bu önemli uyarısını tam dikkate almamız lazım gelen bir zamandayız.

Çünkü Türkiye’de düşmanın asıl korkulacak ve sakınılacak yanı, Müslümanlara karşı gizli çalışması ve bir iç savaş çıkaracak çalışmalar yapması ve planlamasıdır.

Bu konuyu örneklersek daha anlaşılır hale getirebiliriz!

BUGÜN BİZANS’IN SON İMPARATORUNUN

SÜREKLİ TAÇ GİYDİGİNİ BİLİYOR MUSUNUZ?

Aytunç Altındal’ın, “Tapınak Şövalyeleri” adlı kitabının arka kapağında, 23 Haziran 1997 tarihinde, Moskova’da Kremlin Sarayı’nda gerçekleştirilen Bizans’la ilgili bir toplantının fotoğrafı vardır. Bu toplantıda, Bizans Hanedanı’nın son temsilcisi sayılan bir kişi Bizans İmparatoru olarak taç giymiştir. Altındal bu fotoğrafla ilgili şunları söylemiştir: 

“Bu çok önemli bir fotoğraftır. Şurada gördükleriniz Tapınak Şövalyeleri, burası Moskova Kremlin, beyaz imparatorluk üniformasıyla son Bizans tahtının varisi ve temsilcisi olarak Bizans İmparatoru Prens Lascaris Paleolog…. Kendisine taç giydiriliyor.” 

“İstanbul’daki Bizans tahtının yasal varisi olduğunu iddia eden ve bu iddiasını da İtalya’da, Fransa’da, İngiltere’de, Amerika’da ve Rusya’da mahkeme kararlarıyla kabul ettiren bir İmparator vardı (…) Ortada ne Bizans tahtı, ne de Bizans vardı, ama Prens Henri Paleolog adında biri, olmayan bir tahtın, olmayan bir devletin, olmayan bir ordunun başındaki bir imparator olduğunu mahkeme kararıyla tevsik edebilmişti.” 

“Prens Henri Paleolog, Konstantin Tarikatı’nın Büyük Üstadıydı.(…) Konstantin Tarikatı halen dünyadaki en güçlü dinsel ve askeri tarikatlardan biridir. Son İtalya devlet başkanı Franceskco Cassiga bu tarikatın üyesiydi. Halen Avrupa Birliği’nde ve Parlamentosu’nda görevli bir çok diplomat, eski bir NATO Genel Sekreteri ile bir çok Lord ve Avam Kamerası üyesi de bu askeri tarikatın “Biraderleri” arasındadırlar.(…) Vatikan’daki en az 20 Kardinal, 9 Nobel Ödülü sahibi bilim adamı, dahası 6 kral ve Taht Varisi (…). ve son olarak iki de CIA Başkanı var. Onlar da bu Konstantin Tarikatı’nın üyesidirler.” 

Görülüyor ki, yeniden hortlatılmağa çalışılan Bizans devletinin hazırlıklarına tüm Batı dünyası arka çıkıyor ve destek veriyor.

… Ama Avrupa Birliği’nin İstanbul’da eski Bizans’ın yaşadığı bölgelerin Bizans zamanındaki özellikleriyle restore edilmesi için krediler vermesi, Avrupa Parlamentosu kararlarında İstanbul’dan Fetih öncesi ismiyle “Konstantinopolis” diye söz edilmesi, AB’deki gizli Bizans emellerini açığa çıkarıyor.

BOĞAZİÇİ’NDE İSTANBUL’U

BİZANS YAPMA TOPLANTISI

Robert Koleji’n devamı olarak kurulmuş bulunan Boğaziçi Üniversitesi’nde 1999 yılında Nisan ayında yapılan Bizans toplantısı örneğinden başlayalım. Bu toplantıyı Gazeteci Yazar Mustafa Necati Özfatura şöyle anlatıyor:

“ Boğaziçi Üniversitesi’nin rektörlük binasında “Bizans İstanbul’u” (Byzantie Constantinople) isimli “Seminer” yapıldı. Seminerde her şey Bizans’ın renginde “mor” hakim idi. (…) Toplantıda İstanbul’u Bizans haline sokmanın krokisi dağıtıldı.” ABD Ortodokslarının kontrolünde yapılan konferansa Sırp, Yunan, İtalyan, Alman ve Amerikalı Bizans uzmanları (Bizantolog) katıldılar. Seminere Boğaziçi Üniversitesi ev sahipliği yaptı. Masrafları Yapı Kredi Bankası üstlendi. Türkiye Bilimler Akademisi ile “Fransız Anadolu Araştırmaları Akademisi” (İnstitu Français d’ Etudes Anatoliennes Enstitüsü) destek verdi. Gerçekleşen seminerde bol bol Hıristiyanlık propagandası yapıldı. Seminerde Ayasofya ve Kariye camileri gibi; Zeyrek Camii (Pamakoristos Kilisesi)nin de müze haline getirilmesi ısrarla istendi. Harvard Üniversitesi öğretim görevlisi İhor Sevçenko çay molalarında dolaylı olarak Bizans Hipodromunun ortaya çıkarılması için Sultanahmed Camii’nin yıkılmasını telkin etti. Aynı görüşü yıllar önce Mimarlar Odası görevlisi dolaylı değil, açıkça söylemişti. (İsmi arşivimizde mevcuttur) İstanbul Bizansı gibi Anadolu Bizansı’nın da ortaya çıkarılması istendi. Seminere katılan konuşmacılar (Bizantolog)lar semineri izleyen gençlere Yunanca öğrenin, Bizans’ın eserlerini inceleyin ve Bizans’la barışın çağrısını yaptılar...”

Böylesi çalışmaların ve toplantıların devam etmediğini ve yapılmadığını söyleyebilir miyiz?

“BÖLÜNMÜŞ TÜRKİYE FEDERALİ”NDE

“İSTANBUL FEDERE  DEVLETİ”

1996 yılında Cumhurbaşkanı olan Süleyman Demirel, Türkiye’de yapılan Birleşmiş Milletler Dünya Yerleşimleri Konferansı olan “Habitat-II”nin resmi açılışını İstanbul'da, Harbiye Açıkhava Tiyatrosunda düzenlenen törenle yaptığında ilginç bir olay olmuştur. 

O zamanın Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Butros Gali yaptığı konuşmada, ülkemizden bölünmüş olarak söz etmiş,“Türkiye Federal Cumhuriyeti” demiştir. Ayrıca bu konuşmasında İstanbul hakkında da “İstanbul Federe Devleti” diye konuşmuştur. Bu sırada toplantıda hazır bulunan Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, orada bulunan Türkiye’nin diğer tüm devlet erkanı gibi, sessiz kalmış ve hiçbir tepki göstermemiştir. [1]

“TÜRKİYE’DE BİZANS’I KURMA ÇALIŞMALARI

40 YILDIR (ŞİMDİ 53 YILDIR) YAPILIYOR”

Şehit edilerek öldürülen Yazar Aytunç Altındal şöyle anlatıyor:

“…Kimlerin nasıl planlar yaptıklarını gördüğün zaman aklın duruyor. Belçika'da, Bizans'ın yeniden kurulması için iki yılda bir sempozyum düzenlenir. Bizans toplantıları, 40 yıldır yapılıyor. (Bu röportaj 2004’de yapıldığına göre, buna 13 yıl daha ekleyin) Kimsenin haberi yok. Ben onlara katıldım.” [2]

BATI’DA ELDEN ELE DOLAŞAN

“TÜRKİYE İÇ SAVAŞ RAPORU”

“Sefa Yürükel Norveç’te, İskandinavya Türk Dili Konuşan Ülkeler Enstitüsü’nün direktörlüğünü yapıyor. (…) Meltem TV’de yaptığım Diyalog programının konuğu idi. Programa “Batılı dostlarımızın (!)” dehşet verici bir tezgahına nasıl şahit olduğunu anlattı: “Belçika Stratejik Araştırmalar Kurumu’nda görevli bir uzmanı bir gün ziyaret ettim. Yakinen tanışıyorduk. Bana kalın bir dosya getirdi. ‘Bunu oku’ dedi. Dosyayı karıştırmaya başladım. Daha ilk sayfalardan itibaren ‘Türkiye’de çıkarılması planlanan bir iç savaşın nasıl tetikleneceğine dair senaryolar’ yer alıyordu. (…)”

Sefa Yürükel bu dosyayı okuyunca donup kalıyor. İşin daha vahim boyutu, bu dosyanın “bütün Avrupa başkentlerinde” ilgili birimler tarafından değerlendirilmeye tâbi tutulduğu idi.” 

RAPOR: “TÜRKİYE’NİN PARÇALANMASI

NASIL HEDEFLENİYOR?”

İskandinavya Türk Dili Konuşulan ve Komşu Ülkeler Araştırmalar Enstitüsü Direktörü Sefa Yürükel, Norveç Uluslararası İlişkiler Enstitüsü`nde terörizm uzmanı Prof. Toje Bjorge tarafından, Şubat 2003`te, kendisine okuması için verilen otuz sayfalık bir rapordan söz ediyor.

Yürükel`e göre, `2011/Türkiye İç Savaş` başlıklı rapor, arkasında AB ve ABD`nin bulunduğu güçlerin Türkiye`yi bir iç savaşa sürüklenmesinin mükemmel bir planı niteliğinde olup, bu savaşa müdahale etmesi öngörülen `Batılı` güçler (mesela Birleşmiş Milletler) eliyle Türkiye`nin haritasının değiştirilmesi, küçültülmesi ve etkisizleştirilmesi hedefini anlatıyor.

CIA’NİN İSLAM ÜLKELERİNDE

İÇ ÇATIŞMA ÇIKARMAK İÇİN RAPORU

ABD derin devletinin sömürgeci stratejilerinde çok önemli yeri olan CIA’ye bağlı araştırma kuruluşu RAND Corporation'a yaptırılan İslam ülkelerinde iç savaş konulu raporun başlığı şöyledir: "US Strategy in the Muslim World After 9/11"

Bu çalışma, İslam dünyasının geleceğinde kanlı iç savaşların nasıl damga vuracağına dair ürpertici projeler hakkında geniş bilgiler sunuyor. "Medeniyetler çatışması" projesinden sonra neo-con'ların en orijinal keşfi olan "medeniyet içi çatışma" tezinin, daha doğrusu "İslam kendi içinde çatışacak" tezinin nasıl uygulanacağı bu projede apaçık ortaya koyuluyor.

Doğrudan işgal ve çatışmaları ikinci plana iten ve Müslümanların dinini, kültürünü, alışkanlıklarını ve hayat tarzını temelden değiştirmeyi amaçlayan, "demokratikleşme" büyüsü adı altında Müslüman elitlerin yardımıyla gerçekleştirilmesi planlanan proje 15 Aralık 2004'te duyuruldu.

EN SON VE EN YENİ BELGE: “ABD’NİN

21. ASIR SİLAHSIZ HAÇLI SAVAŞLARI”

ABD’de NSA’da (National Security Agency adlı ABD’nin tüm istihbarat örgütlerinin merkezinde) çalışan Edward Snowden adında bir eleman, bu çalışmalarını 2013 yılında birçok bilgi ve belgeyi alarak, basına sızdırmıştır. Sonra kendisi de Rusya’ya kaçmış ve sığınmıştır.

Daha sonra ABD bu adamı vatan haini diye nitelendirmiş ve Rusya’dan istemiştir.

ABD senatosu Ulusal Güvenlik Danışmanı Oliver Robbins, güvenlik önlemlerinin eksik kaldığını ve böylece yaklaşık 58 bin sayfalık gizli kalması gereken belgelerin sızdırıldığını açıklamıştır.

İSTANBUL’U İŞGALE HAZIRLIK İÇİN

AMERİKALI ARAŞTIRMACI

Bütün Dünya’nın mayıs sayısında NMC Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Ali Nail Kubalı’nın ilginç bir yazısı:

Kubalı Gözlem Gazetesi’nden alınan yazısında Amerika’da yaşadığı bir anıyı anlatıyor.

Yirmili yaşlarında Kansas Eyaleti’nin Wichita kentinde bir kuruluşun yönetim kuruluna organizasyon yapıları ile ilgili bir sunum yapıyor.

Dinleyicilerden Afrika kökenli bir Amerikalı çok akılcı sorular soruyor.

Aynı adam toplantı bitiminde de genç sunumcunun yanına geliyor ve “İngilizcenizde biraz aksan var, nerelisiniz?” diye soruyor.

“Türk’üm” yanıtını alınca akıcı bir Türkçe ile konuşmaya başlıyor.

Kendisinin silahlı kuvvetlerden emekli bir yarbay olduğunu, Türkçeyi ABD kara kuvvetlerinin California’daki dil okulunda öğrendiğini anlatıyor.

Kubalı, “Neden Türkçe” diye soruyor. Amerikalı gülüyor ve şöyle diyor:

“Benim ödev kentim İstanbul. Ben, Amerikan silahlı kuvvetleri İstanbul’a girdiğinde, (yani işgal ettiğinde) Türk sivil savunma ekiplerinin yolumuzu şaşıralım diye değiştirecekleri sokak isimlerini yerli yerine takmakla görevliyim. Emekli olmama rağmen her yıl tatilimi İstanbul’da geçiririm. Bunun için ordudan ücret alırım. İstanbul’u en küçük sokaklarına kadar bilirim.”

Kubalı adamın anlattıklarını duyunca şaşırıyor…” [3]

SONUÇ

Bunlar geçmiş yıllara ait birkaç belge... Bugün henüz ulaşamadığımız kim bilir daha ne kadar çok belge var. Bu yazıda naklettiğimiz yukarıdaki belgeler, o ulaşamadığımız belgelerin nasıl olduğunu ya da olabileceğini bize açıkça gösteriyor.

Sonuç olarak diyebiliriz ki, düşman ülkemizde bugün son derece sessiz, gizli ve sinsi çalışıyor. İçinde bulunduğumuz, mübarek günlerde çok dua edelim, Allah yardımcımız olsun! Bize güç versin! Muvaffak eylesin!

Selamlar, sevgiler, saygılar…

Hasan Erden

herden1950hotmail.com

 

 



[1] 2 Haziran 1996 Günkü tüm gazeteler

http://www.ulusalmeydan.com/FORUM/forum_posts.asp?TID=77

[2] Vatan, 2004-08-29 

[3] Tufan Türenç, Hürriyet, 26 Haziran 2010

BU YAZIYI PAYLAŞIN!
Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş Digg'de Paylaş Del.icio.us'ta Paylaş Google'da Paylaş Yahoo'da Paylaş Technorati'de Paylaş
İbrahim Taşel - HIRS DENİZİNDE BOĞULMAK
İbrahim Taşel
31 Aralık 2012
YAZARLAR
HAVA DURUMU
ELAZIGELAZIG
ELAZIĞ-BALIKESİR
957 kez görüntülendi
ALTINORDU-ELAZIĞ
821 kez görüntülendi
ELAZIĞ-G.ANTEP
1280 kez görüntülendi
DENİZLİ-ELAZIĞ
1156 kez görüntülendi
İBRAHİM TAŞEL
158 kez izlendi
SON DURUM
424 kez izlendi
SON KONGRE
331 kez izlendi
EĞİTİM VE YAŞAM
484 kez izlendi
Aidat Takip Sistemi + Hazır Dernek Sitesi + 1000 Adet SMS Sadece 229 TL
ÇOK OKUNANLAR