Aidat Takip Sistemi + Hazır Dernek Sitesi + 1000 Adet SMS Sadece 229 TL
Kanal 23 Uyduda!
Kanal 23 Canlı İzle
522 kez okundu
Mehmet Şükrü Baş
Mehmet Şükrü Baş
mehmet_sukru_bas@mynet.com
NE VAR, NE YOK ORALAR DA?
20 Haziran 2017 16:30

 HASBİHÂL                                                    MEHMET ŞÜKRÜ BAŞ

                                                                mehmet_sukru_bas@mynet.com

 

                          NE VAR, NE YOK ORALAR DA?

                            (ŞEMŞETTİN TAŞBİLEK’LE HASBIHAL) 

 

         Ankara’da, İstanbul’da, İzmir’de, Adana’da, Mersin’de…

         Velhasıl yurdun dört bir yerinde kendisi gurbette olup gönlü gözü Elazığ’da olan, Elazığ’la yatıp, Elazığ’la kalkan kadim dostlarımız, vefalı hemşerilerimiz var.

         Bunlardan biriside İstanbul’da ikamet eden Şemsettin Taşbilek’tir.

Şemsettin Taşbileğin asıl mesleği makine yüksek Mühendisi olmakla birlikte o tam manasıyla bir gönül adamıdır.

Araştırmacıdır, yazardır, çizerdir, sanatçıdır,

Musikişinastır.

Şemsettin Taşbilek 20 Kasım 1958 tarihinde merkeze bağlı Könk köyünde dünyaya gelir. Ekin biçer, harman döver. Ama okur, ama yazar,  ama araştırır. Çünkü onun dünyasında durmak yoktur. Fırat Üniversitesi mimarlık ve mühendislik Fakültesinden makine mühendisi olarak mezun olur.

Evlenir çoluk çocuğa kavuşur.

Çocuklarının tahsili için Bursa’ya yerleşir.

Eser üstüne eser üretir.

Karayollarından emekli olur. Bu kez İstanbullu olur.

Ama o her yerde ve her zeminde vefalı bir Elazığlı, kadim bir dosttur.  

 

                GECE YARISI GELEN TELEFON

 

İçerisinde bulunduğumuz ramazan ayı.

Gecenin bir yarısı tam uyuyacaktım ki telefonum çaldı.

Açtım kadim dostum Şemsettin Taşbilek...

“Alo sevgili ağabey ne yapıyorsun, yatıyor muydun?” diye söze girince “Yahu kardeşim bu saatte ne yapılır?” diye cevap cevaplıyorum.

“Uykuyu bırak da bir iki lafın belini kıralım ne var ne yok oralarda?..

“Yahu ne olacak kardeşim Elazığ dün neydiyse bu günde o, değişen hiçbir şey yok aynı hamam aynı tas. Yine kahvehaneler tıklım tıklım, yine Gazi Caddesinde bir insan seli. Bu insanlar nereye gidiyor ne iş görüyor belli değil.” Dedim.

“Peki, çarşı Pazar nasıl?” deyince “Vallahi Şemsettin Bey Kuyulu çileği ile Mollaköy kavununu özlemiş” diye geçirdim içimden.

Bu şehirde hele ramazan ayında çarşıya pazara girmeye cesaret ister. İnsanlar birer barut fıçısı gibi burunlarından soluyorlar. Korkundan “Eriğin kilosu kaça” diye soru bile soramıyorsun pazarcıya…” dedim.

Köylü çocuğu olduğu için “Peki tarım nasıl ziraat nasıl?” diye sürdürdü sorusunu.

“Köylü mü, ziraat mı?”Dedim..

“Ne köylüsü kardeşim ne ziraatı?

Köylerde şairin dediği gibi bir ev orada bir ev burada kalmış…

Köylü ekmiyor biçmiyor. Mazot pahalı gübre pahalı köylü ektiğini kaldıramıyor, sattığını alamıyor. Senin anlayacağın ziraat bitti, tarım bitti, köylü tükendi.

Yine bir suskunluk…

                                            ***

Biraz nefes aldıktan sonra kendisine çarşı pazarın durumunu anlattım şaşırıp kaldı.

“O nasıl iş yahu” dedi.

“O nasıl iş var mı Elazığ’ın makûs talihi kardeşim.

Çarşıda pazarda Elazığlı bile bulamıyorsun birazı Muş’lu, birazı Bingöllü, birazı Tuncelili birazı da Diyarbakırlı, çoğunluğu da Suriyeli geriye birkaç tane Elazığlıdan başka kimse kalmadı.

Onlarda gitti gidecek…

“Desene Elazığ bir toplama kampına dönüşmüş” deyince “Aynen” dedim.

“Bürokrasi nasıl, demokrasi nasıl, siyaset nasıl?”deyince yaralarımın depreştiğini fark ettim.

“Bürokraside bugün git yarın gel faslı devam ediyor. Demokraside dağları korku sarmış durumda kimse kimseye kaşın üstünde gözün var diyemiyor. Bu şehirde FETÖ’cüsü var APO’cusu var, haini var, cahili var, gafili var, birde yobazları var ki!..

Daha ne olsun?..

                                            ***

Bu şehrin arpa boyu ilerleyemediği, verilen sözlerin hiç birisinin yerine getirilmediği malum. Siyasete gelince siyasetçiler siyaseti ramazan boyunca zengin iftar yemekleri ile damaklarda tat bırakan sahur programlarına göre dizayn ediyorlar.

İftar sofralarında boy göstermeyi vatan hizmeti sayıyorlar.

Koro halinde akşamları iftar programları düzenliyor, yetmiyor sahurda da bunun sahur ayağını devam ettiriyorlar.

“İyi ya fakir fukara bedavadan iftar açıyor” diyence sinirlendim. “ Ne fakir fukarası a benim sevgili kardeşim o sofraları ben bilmez miyim? O sofralar kodamanların sofrası, siyasetçilerin ve yandaşların sofrası” dedim.

Bir müddet sessizlik oldu. 

                                            ***

Biliyordum ki soruların devamı gelecek bu kez ben sorusuz cevapladım bazı konuları.

“Bak Şemsettin Bey kardeşim dedim...

Bu şehir yörüngesinden çıkan bir şehir,

Kimin ne yaptığı, kimin ne söylediği belli değil. Kimin eli kimin cebinde hiç belli değil.

Kendilerini tenzih ve takdir ettiğim özverili müteşebbislerimiz, çok saygın esnaflarımız hariç bazı esnaflarımızın bazı tutumları halkımızı çarşı pazardan soğuttu. Elazığlı bozulan arabasını tamir için Malatya’ya götürüyor, evinde yapacağı tadilat içinde ustasını ve malzemesini Malatya’dan getiriyor. Buda Elazığ’ı hep arka planda bırakıyor.”Dedim.

Yine uzun bir sessizlik oldu…

                                            ***

“Peki Belediyemiz ne yapıyor, denetim yapmıyor mu?..

Baktım ki iş uzayacak.

“Belediyemizde çiçek ekiyor” dedim.

Ve devam ettim ben belediye zabıtalarını çarşı pazarda görmüyorum. Onlar görünürlerde yoklar. Onun için Elazığ’da denetimi hak getire yok öyle bir şey”

 “Peki ya trafik nasıl?.. Sizin orası küçük bir yer trafik sorununuz yoktur inşallah”  deyince;

“Yahu Şemsettin Bey” dedim…

“Hele bir gel Elazığ’a İstanbul’ un trafiğini aramazsan ne dersen de bana… Adam caddenin ortasında aracını durdurmuş muhabbet ediyor arkadaki araç korna çalınca da levyesini alıp aşağı iniyor sen misin korna çalan?”

Memleket kabadayılardan geçilmiyor. Çünkü bu şehirde Elazığlının o güzel ahlakı, samimiyeti, hoş görüsü ve her zaman görülen o iyi niyeti artık görünürlerde değil.

Bu kez her ikimizde sustuk.

Biraz sonra ben aradım onu “Orada mısın?” dedim

“Buradayım ağabey buradayım” Dedi...

“Nasıl olurda bir şehir bu kadar kimsesiz, bu kadar talihsiz ve bu kadar sahipsiz olabilir” Diyebildi.

Sahipsiz bir şehre başka ne söylenebilirdi ki?..

 

BU YAZIYI PAYLAŞIN!
Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş Digg'de Paylaş Del.icio.us'ta Paylaş Google'da Paylaş Yahoo'da Paylaş Technorati'de Paylaş
09 Kasım 2017 14:06
194 kez okundu
06 Kasım 2017 13:56
188 kez okundu
01 Kasım 2017 13:23
281 kez okundu
29 Ekim 2017 10:29
219 kez okundu
23 Ekim 2017 23:05
307 kez okundu
09 Ekim 2017 18:05
397 kez okundu
02 Ekim 2017 17:28
399 kez okundu
25 Eylül 2017 15:05
448 kez okundu
23 Eylül 2017 00:24
349 kez okundu
18 Eylül 2017 16:06
480 kez okundu
23 Ağustos 2017 15:45
818 kez okundu
21 Ağustos 2017 17:22
483 kez okundu
İbrahim Taşel - HIRS DENİZİNDE BOĞULMAK
İbrahim Taşel
31 Aralık 2012
YAZARLAR
HAVA DURUMU
ELAZIGELAZIG
MANİSA-ELAZIĞ
82 kez görüntülendi
ELAZIĞ - G. ANTEP
188 kez görüntülendi
GAZİŞEHİR-ELAZIĞ
304 kez görüntülendi
ELAZIĞ-SAMSUN
440 kez görüntülendi
TELEFİNAL MANİSA
35 kez izlendi
M.ANALİZ BU HAFTA
52 kez izlendi
M.ANALİZ 'AKSA'
178 kez izlendi
DETAY HABER FHGC
112 kez izlendi
Aidat Takip Sistemi + Hazır Dernek Sitesi + 1000 Adet SMS Sadece 229 TL
ÇOK OKUNANLAR