Aidat Takip Sistemi + Hazır Dernek Sitesi + 1000 Adet SMS Sadece 229 TL
Kanal 23 Uyduda!
Kanal 23 Canlı İzle
406 kez okundu
Bedrettin Keleştimur
Bedrettin Keleştimur
bilgi@kanal23.com
KONAKLARDAN YAZIYORUM
25 Ağustos 2017 15:55

  KONAKLARDAN YAZIYORUM

                                              Bedrettin KELEŞTİMUR

Konaklar, Ağın İlçemizin Saraycık Köyü Mezrası…

200 yıla yaklaşan tarihi konaklarıyla bilinir, efendim…

Bu yazıyı kaleme aldığım tarih ve zaman dilimi;

24 Ağustos 2017 Perşembe Günü, Saat; 21.00 suları…

Kalabalıklardan tamamen uzaklardasınız…

Ayaklarınız toprağa değiyor…

Toprağın kokusunu alıyorsunuz!

Gecesinde, apayrı bir sukut ve sessizlik…

Gökyüzünü seye dalıyorsunuz…

Gökkubbe, “ışık yağmuru…” misali

Göl manzaralı tarihi “taş binadasınız!”

Ruhunuzda,  “sessiz nağmeler…”

Tefekkür dünyanızı süslüyor…

Bir yazımızda şöyle seslenmişiz;

“Gül kokulu,

Derviş duruşlu,

Horasan bakışlı,

Erguvan nakışlı,

O asil ruha merhaba…”

***                       ***

Geçmişe doğru nir yolculuk yapıyorum

12 Temmuz 2010 tarihinde,

“Bir Köy Yazısı…” kaleme almışız.

O yazımızdan birkaç satırı sizlerle paylaşmak istiyorum;

“Ne bir güz ve ne de bir bahar esintisi…

Elazığ’ın alışılmış Temmuz sıcağını galiba köyümüze de getirdik!

Ağın’ın Konaklar Mezrası’ndan siz sevgili okuyuculara,

Bir Temmuz sıcağında merhaba diyoruz…

Ata Ocağı, tarihi bir mekânda bu yazıyı kaleme alıyoruz…

140–150 yılı bulan tarihi mekân dedik,

Bir değil, 6–7 nesil, bu evde, taş duvarlarla örülü bu evde hayat sürmüşler…

Bu tarihi konağın ilk halini biliyorum;

Üç katlı ayvanlı,

Odalarında gömme dolapları,

Ters tavanlı,

Taş ve ağaç işçiliğinin en zarif örnekleri,

Vesaire…”

***                                       ***

21 Haziran 2008 tarihli yazımızda; “Diktiğim Ağaçlar!” demişiz

O yazımızda da,               “kuraklıktan…” yakınmışız

Ne diyoruz, “21 Haziran 2008 tarihli…” Yazımızda;

“Benimde bir köyüm var. Ağın yol ayrımına girdiğinizde,

Önce Keban Baraj Gölü’nün masmavi suları gözlerinize bir serinlik verir,

o serinliğin dalga dalga uzandığı yamaçlarda tarihe konaklık yapan 3–5 ev huzuru çimlendirir!

Tarihi konak dedik, 3 katlı ayvanlı evin bir bölümünü,

 Bugünlere ancak imkânsızlıklarla taşıyabilmişiz!

7 Neslin yüzgörümlüğü ata yadigârı olan bu evde,

 Haftanın bütün yorgunluğumu üzerimden atar,

 Tatlı hülyalarla başbaşa kalırım.

Son gidişimde, kuruyan çeşmelerin feryatlarıyla karşılaştım!

Kendi ellerimle diktiğim, ellerimle büyüttüğüm ağaçlar, yüzüme figan ediyordu!

SUSUZLUK, BİR ZORLU İMTİHAN! İÇİM BURULDU!

GÖĞSÜM DARALDI! RUHUM SIKILDI!

Dudaklarımdan bir hüzzam şarkı döküldü;

 

“Bulut bulut aradım gökte,

Dalga dalga nakısıymış meğer

 

Rüzgârlara arkadaş,

Yıldırımlar, alkışıymış meğer!

 

Yorgan yorgan serilir semaya,

Hüznümün damla damla akışıymış meğer!

 

Ne rüzgârsız bayrak, ne bulut isterim

Nemli dudakların yakışıymış meğer!

 

Ey bulutsuz geceler, Ey içli nağmeler

Hüzzam bir şarkının güftesiymiş meğer!”

***                                       ***

Bugün, 24 Ağustos 2017 Perşembe Günü, Saat; 21.00 suları…

Gecenin sessizliğinde biraz içli bir şekilde düşündüm;

Bir yanda şehri hayatını ve onun binbir türlü zorluklarını,

Beri tarafta da, “terk ettiğimiz toprakları…”

Ecdat ne diyor?

“Bakarsan bağ, bakmazsan dağ olur!”

Toprağa ne ekersen,  “onu biçersin!”

Toprak ana, “seni utandırmaz!”

Şehirde, “stresle…” uyanır!

Akıl almaz trafik yoğunluğu bile,

Daha günün ilk saatlerinde sizleri yormaktadır!

Kalabalıklar arasında,  “beyniniz uğuldar!”

Ve işsizlik kâbusu; yorgunluğun üzerindeki bir farklı kambur!

Şehirde, “ne ayaklarınız toprağa…” basar,

Ve ne de, “başınızda yıldızlar…” dolaşır!

Şehirde,  “elleriniz bir meyve ağacına…” uzanır,

Ve ne de, “ellerinizle…” sebze koparamazsınız!

***                                       ***

Düşündüm,  “derinden bir ah çekerek!” düşündüm

Kendi kendine yeten nadir ülkeler arasındayız!

Gelgelelim, “topraktan…” öylesine koptuk ki,

O şen bahçelerimiz şimdi nerede?

O coşkulu köy evlerimiz nerede?

Hani nerede,  “köy okullarımız…”

Hani nerede,  “deruni köy camilerimiz…”

Hani nerede,  “uzaklardan sesi duyulan…” köyün çobanı…

Hani nerede,  “köylerimizin doğal zenginlikleri…”

Öyle sert bir, “dalga kıran…” gelmiş ki,

Herbirimizi farklı yerlere savurmuş!

Düşünüyorum da,  ne adamakıllı şehirli olabildik,

Ve ne de, “köylü…”

Devlet,  “bütün imkânlarıyla…” birlikte köye gitti!

Şehirde ne var sa,  “köye de…” o imkânları götürdü!

1970’lerden sonra bir şeyi yönetemedik;

Kırsal kesimden, şehirlere olan göçleri!

Şimdi,  “keşkelerimize…” ve “yanlışlarımıza…” yanıyorum.

 

 

BU YAZIYI PAYLAŞIN!
Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş Digg'de Paylaş Del.icio.us'ta Paylaş Google'da Paylaş Yahoo'da Paylaş Technorati'de Paylaş
19 Kasım 2017 15:51
79 kez okundu
15 Kasım 2017 21:54
115 kez okundu
14 Kasım 2017 13:38
115 kez okundu
09 Kasım 2017 15:28
142 kez okundu
08 Kasım 2017 23:29
107 kez okundu
07 Kasım 2017 16:58
132 kez okundu
06 Kasım 2017 16:59
112 kez okundu
01 Kasım 2017 12:56
238 kez okundu
30 Ekim 2017 12:18
203 kez okundu
29 Ekim 2017 10:47
201 kez okundu
25 Ekim 2017 13:23
277 kez okundu
23 Ekim 2017 23:04
215 kez okundu
İbrahim Taşel - HIRS DENİZİNDE BOĞULMAK
İbrahim Taşel
31 Aralık 2012
YAZARLAR
HAVA DURUMU
ELAZIGELAZIG
MANİSA-ELAZIĞ
38 kez görüntülendi
ELAZIĞ - G. ANTEP
165 kez görüntülendi
GAZİŞEHİR-ELAZIĞ
282 kez görüntülendi
ELAZIĞ-SAMSUN
410 kez görüntülendi
M.ANALİZ 'AKSA'
113 kez izlendi
DETAY HABER FHGC
70 kez izlendi
TELEFİNAL 14 KASIM
111 kez izlendi
M.ANALİZ MİNARE
242 kez izlendi
Aidat Takip Sistemi + Hazır Dernek Sitesi + 1000 Adet SMS Sadece 229 TL
ÇOK OKUNANLAR