• Dolar
    7.9505
  • Euro
    9.4938
  • G. Altın
    462.17
  • T. Altın
    3157.8
Ahmet BULUT ahmetbulut@kanal23.com

Egenin incisi, efeler diyarı, Çaka Bey’in, Hasan Tahsin’in, Fahrettin Paşa’nın, Atatürk’ün kenti, dokuz Eylül’ün kahramanları. Gediz’in, Menderes’in nazlanarak aktığı, gönül kenti İZMİR geçmiş olsun. Victor Hugo’nun dediği gibi İzmir bir prensestir, bazen bir sevgili veya eş bazen kız kardeştir, bazen de küçük bir kız çocuğu. Başınız sağ olsun, yaralarınız sağalsın.

    Üzgünsün bilirim, yaralısın bilirim, yaslısın bilirim, acın var bilirim, kederlisin bilirim, nereden mi bilirim diye sorarsan?

    Fazla değil tam on ay önce. Anadolu’nun, mert, vatansever, vatanın her karış toprağını kendi ismi gibi aziz sayan. Kendi ilinde Mehmet Zeki, İzmir’ de Fethi Sekin olan. Bu kahraman ve yiğit insanlarının yetiştiği, Çubuk Bey’in, Balak Gazinin, Yakup Şevki paşa’nın, Celal Dora Paşanın kenti olan ELAZIĞ ili de senin yaşadıklarını yaşadı. Yaralandı, can verdi, hüzünlendi, kederlendi, sevdiklerini depremde kayıp etti.

    Yirmi dört Ocak günü Elazığ’ın otuz Ekim de İzmir’in yaslı günü oldu.  Ben bu depremlerin ikisini de bu güzide şehirlerin insanlarıyla birlikte birebir yaşadım.

    Elazığ da akşam yaşadığım depremi gecenin ayazın da sabahlayıp, sonuçlarını sabah gördüğümde yıkıldım, kahroldum, gözüm yaşlı gönlüm kırık, içim buruk tu. Günlerce yıkılan binaların önünde gece gündüz demeden sevdiklerimizin dostlarımızın güzel haberlerini bekledim. Yıllarca dişleri tırnaklarıyla yaptıkları yuvam dedikleri evleri yoktu ya da girilemiyordu.

    Gökyüzü her zamanki gibi masmavi ama Elazığ renksizdi.

    Doğup büyüdükleri mutlu sağlıklı günlerinin geçtiği, tamamen hatıralarıyla dolu olan evler sevdikleri ile birlikte yok olmuştu. İki eli koynunda sevdiklerin den iyi bir haber bekleyen anneler babalar gördüm, yıllarca birlikte yaşadıkları iyi ve kötü günlerini paylaştıkları komşularının acılarını paylaştıklarına şahit oldum. Feryadı figanı, çaresizliği, umudu, umutsuzluğu onlarla birlikte yaşadım.

    Kurtarma çalışmalarını engin gönülleriyle yapan, bir can için hayatını tehlikeye atan JAK- UMKE- AFAD – KIZILAY kurtarma ekipleri ve gönüllülerin telaşlarını ve gayretlerini gördüm. Devlet buradaydı yanımızdaydı.

    Seksen ilden gelen ekipler ve yardımlar yeterince ulaşmıştı, sevildiğimizi, önemsendiğimizi ve acılarımızın ülke genelinde paylaşıldığına inandım. ‘’Sabır Ela Gözlüler Sabır’’ demekten başka elimizden bir şey gelmiyordu.

    Tam dokuz ay geçti, yirmi sekiz Ekim günü ailemle birlikte İzmir de yaşayan çocuklarımla birlikte olmak, hasret gidermek ve Cumhuriyet bayramını kutlamak üzere İzmir’e geldim. Tüm aile birlikteydik güzel bir gün geçirdik, İzmir sakin, huzurlu ve sonbaharın tadını yaşatıyordu.

    Otuz Ekim günlerden Cuma saatler on dört elli biri gösterdiğinde, bir anda yerin ayaklarımın altından kaydığını, başımın döndüğünü hissettim ve yere yıkıldım, oğlumun baba deprem! Diyerek beni yerden kaldırmaya çalıştığını ve beni kenara doğru çektiğini yaşadım.

     Karşımdaki binaların birbirlerine çarptığını, binalardan kopan parçaların uçtuğunu, ikinci katın balkonundan kendisini aşağıya atan birine şahit oldum, yine binalardan ve iş yerlerinden kaçan insanları gördüm, can korkusuyla sağa sola bilinçsizce ağlayıp feryat ederek koşanları gördüm, önümdeki park halindeki araçların hareketlerini gördüm.

     Eyvah egenin nazlı prensesi İzmir sallanıyordu, hem de çok şiddetli ve derinden, duygularım darmadağın, kalbimin hızı yüksek, içim buruk, gözyaşlarımın her damlası Elazığ da yaşadıklarımla dolu.   

     Çevremizdeki insanların gözyaşları, birbirlerine sarılarak ağlayışları, hıçkırıkları, sevdiklerine ulaşabilmek için telefondaki gayretleri beni derinden sarstı. Bu büyüklükteki bir depremi iliklerine kadar yaşamış birisi olarak, birazdan alacağımız kötü haberin farkındaydım. Allah’ım sen yardımcıları ol…….

    Nihayet, haber geldi altı nokta dokuz şiddetinde bir deprem, eyvah ki ne eyvah, haykırışlar ağlamalar artık endişeye dönüştü. Deprem yapacağını yaptı artık, arkasında ne hayat hikâyeleri yaratacak tarifsiz acılar bırakacaktır. Öylede oldu Bayraklı semtinde yıkılan binalardan üzücü haberler gelince durumun vahametini anladık. Gökyüzü yine mavi ama İzmir artık renksiz ve tatsızdır acılıdır.

    Ülkemizin her yerinden gelen kurtarma ekipleri vakit geçirmeden ulaşmış hummalı bir şekilde fedakârca, kahramanca, hayatlarını tehlikeye atarak çalışmaya başlamıştır.

    Kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum örgütleri ve gönüllüler seferber olmuştur. Devlet’te buradadır. Bütün illerden yardım konvoyları yola çıkmış ve zamanında ulaşmaya çalışmışlardır. Bir can çok önemlidir bunu bilerek planlı olarak enkaz çalışma faaliyetlerini sürdürmüşlerdir. Yanınızdayız sizinleyiz demişlerdir.

    Uzun süren bekleyişin ardından Sarı saçları, yeşil gözleri ay gibi parlayan yüzüyle Elif bebek umut olmuş ve Ayda bebeğin çıkarılış anı tüm ülkemiz insanlarının gözlerini yaşartmıştır. Kayıp ettiklerimiz içinse üzüntümüz büyük ve derindir. Depremde hayatını kayıp edenlere Allah’tan rahmet yaralılara şifa diliyor, yakınlarına sabır diliyorum. Elazığ halkı sizlere özel olarak geçmiş olsun dileklerini gönderiyorlar, acınız acımızdır.   

    Dağlarınızda yeniden çiçekler açacaktır.

 ‘’Not’’ Merak edip arayan soran tüm akraba dost ve sevdiklerime minnettarım. Çok Şükür ailemde bir sıkıntı yok. Selam ve saygılar.