Ahmet BULUT ahmetbulut@kanal23.com

    Elazığ mahalli folkloruna, besteleri, düzenlemeleri, yöre türkülerini usulüne uygun olarak yorumlaması ve mahalli oyunlarını icrası ile renk katan; son nefesine kadar özellikle orta oyunlarımızı oynayarak, genç nesillere tanıtan ve sevdiren bu güzel insanı anarak ve sizlere bir Elazığlı olarak borç bildim.

    Esas adı Mustafa KÜÇÜK olmasına rağmen küçük emi olarak tanınmıştır. 1927 yılında Elazığ merkez köylerinden Hoğu ( Yurtbaşı) da dünyaya gelmiştir. 67 yıllık ömrüne acı, tatlı çeşitli olaylar sığdırmış, çevresinde sayılan ve sevilen birisi olmuş 10 Ocak 1994 yılında HAKK’A yürümüştür.

   Hoğu’da ilkokulu bitiren KÜÇÜK EMİ köyünde baba mesleği olan kuyuculuğu devam ettirmiş. Köy düğünlerinin ve köy odalarının değişmez renkli siması olmuş. Bu arada müziğe olan tutkusu devam etmiş olup ilk plağı olan ‘’ YÂRE BENDE’’ yi çıkarmıştır. Ayrıca derlemeler i vardır. Kendi ifadesiyle ilk derlemesi;                 

Gule Gider hoğuya

Evleri gün doğuya olmuştur.

   1972 Yılında bir artezyen kuyusunun kazımı çalışması sırasında bir babanın başına gelebilecek en acı olayı yaşamıştır. Kendisine yardıma gelen 19 yaşındaki oğlu Reşat ve evlilik hazırlıkları yapan 19 yaşındaki nişanlı kızı Özden’i, kuyudan çıkan zehirli gaz nedeniyle kayıp etmiş kendisi de yaralı olarak kurtulmuştur.  Bir babanın başına gelebilecek en büyük, en acı, en elim felaketi yaşamıştır. Bu elim olaydan sonra küçük emi hayata küsmüş, inzivaya çekilmiş uzun süre münzevi ve perişan bir hayat yaşamıştır.

   Çevresindeki insanların, dostlarının gayreti, teşviki ve yardımlarıyla bu acıyı yüreğine gömer. Normal hayatına döner ama gittiği her yerde şu türküyü söyleyerek, içlenir, gözyaşlarını tutamaz ağlar ve yürekleri yakarmış.

‘’Murat ağlar Murat ağlar,

‘’ Çay coşmuş Murat ağlar.

   Ben Mustafa Küçük’ü ilk kez 1969 yılında bir düğünde tanıdım ve izledim.   Mahalli halk oyunlarını oynayışındaki akıcılığına ve figürlerdeki özenine hayran kalmıştım. Özellikle Elazığ’ın sözlü, tek veya iki kişiyle oynanan oyunlarındaki zarafeti, uyumu ve ayak hareketleri görülmeye değerdi, pisik, leblebici ve güvercin oyunlarının tüm estetik özelliklerini katarak oynaması harikaydı, izleyenler büyülenmişti.

   Küçük Emi’nin ilimiz folkloruna büyük katkısının olduğunu kesindir. Aslında folklor çok geniş bir kavramdır. İşte bu kavramlar içerisinde hayatını geçiren Mustafa Küçük yaşamının son günlerine kadar, mahalli kıyafetlerini hiç çıkarmamıştır.

    Şalvarı, yumurta topuk ayakkabısı, şal kuşağı, yeleği, yeleğinin cebinden köstekli saati, kruvaze çeketi ve sekiz köşe şapkasıyla dolaşmıştır. Konuşmalarındaki naifliği, sempatisi ve kibarlığıyla Elazığ insanının gakkosunun candanlığı göstermiştir. Zayıf ve ince yapılı olduğundan giydiği kıyafet ayrı bir yakışırdı Küçük Emi’ye.

   Söz konusu ilimizin tanıtımı ve kültürümüzün yaşatılması olduğunda koşarak gelen ve elinden gelen bütün gayreti gönüllü olarak gösteren bir kültür insanıydı.

    1992 ve 1993 yıllarında ilimizde kutlanan TURİZM HAFTASI programlarında kendisiyle birlikte çalışma ve onu yakından tanıma şansını yakalamış ve ileri yaşına rağmen tam bir gönül adamı olduğuna şahit olmuştum.

    10 Ocak 1994 günü aniden rahatsızlanmış ve aynı gün kaldırıldığı hastanede HAKK’IN rahmetine kavuşmuştur.

    Hoğu’ lu Mustafa küçük bizlerin gönlünde taht kurarak aramızdan ayrılmış ancak hiç unutulmamıştır.  Soyadı Küçük ama gönlümüzdeki yeri büyük olan Küçük Emi’ye ALLAH’TAN rahmet diliyor ve saygıyla anıyorum. Ruhun Şad olsun. Selamlar.