Ahmet BULUT ahmetbulut@kanal23.com

Kış aylarını sıcak ülkelerde geçiren göçmen kuşlar, her mart ayında Afrika ve Hindistan’dan hareket ederek Anadolu ve Avrupa’ya göçerler.

Sayıları 5 milyara yakın olan içlerinde leyleklerinde bulunduğu, turna, toy, kırlangıç, karga, vs gibi kuşlara Anadolu Mart ayı ile birlikte ev sahipliği yapar.

Geliş yolculukları yaklaşık 49 gün sürmekte olup, sonbahardaki dönüş yolculukları ise 26 günde tamamlanır, bunun sebebi hava akımlarıyla ilgilidir. Yaklaşık 10 bin kilometre yol kat ederler.              Göç sırasında sadece gündüzleri uçar gece dinlenirler.

İlkbaharın gelişini, tabiatın canlandığını müjdelediği için sabırsızlıkla beklediğimiz, görünce büyük bir sevinç duyduğumuz; evlerimizin çatılarını, bacalarını, telgraf direklerinin tepelerini; camilerin kubbe, âlem ve minarelerini; ağaçların en uç dallarını kendisine yuva yapan ‘’HACI LEYLEKLER’’ bu yıl gelir mi desiniz?

Uçarken görmenin, seyahat ve mutluluk; yuvasında ayakta görmenin sağlık ve düzen;  bağ ve bahçede görmenin çalışkanlık ve bereketi; yuvada yatarken görmenin Allah esirgesin hastalık ve mutsuzluk getirdiğine; evin çatısına yuva yapmasının tez zamanda ev sahibi olunacağına inandığımız, onlara taş atmanın günah olduğunu bildiğimiz ‘’HACI LEYLEKLER’’ gelir mi dersiniz?

Tek eşli yaşamaları nedeniyle aile bağlarının çok yüksek olduğu, sabırlı, merhametli, centilmendir.  Adaletli, sakin ve erdemli olarak bilinir. Ortalama ömürleri 30 yıl olan’’ HACI LEYLEKLER’’ bu yıl gelir mi dersiniz?

İlkbaharda göçe başladığı Hindistan ve Afrika’dan gelirken, yol güzergâhlarında bulunan kutsal kent Mekke üzerinden geçtikleri için ülkemizde bu kuşlara hacı leylek denilmiş olup eti yenmez ve avlanmazlar.

Her yıl dönerken bir önceki yılda, ağaç dallarını ve saman çöplerini toplayarak yaptıkları yuvalarını tercih ederler yani alışkanlıklarını değiştirmezler. Tabii ki bir önceki yılda büyük bir emekle yaptıkları yuvalarını, aynı yerde ve bozulmadan bulabilirlerse!

Erkek leylekler tam bir centilmendir, çünkü dişisinden tam bir ay önce gelir ve yuvasını yaparak dişisinin gelmesini bekler. Dişi leylek yuvaya 4 yumurta bırakır, erkeğiyle birlikte 33 günlük kuluçka süresini birlikte yaparlar. Yavrular aynı anda yumurtadan çıkar.

Dişi ve erkek leylek yavrularının altı ayda ancak uçabildiklerini bildikleri için bu süreyi bekler ve sonra Eylül ayında yeniden göç başlar, bu sevimli kısa süreli bize komşuluk yapan, yüksek ağaç tepelerinin, evlerimizin bacalarının en üst localarında yaşayan, ‘’HACI LEYLEKLER’’ bu yıl da ilimize gelir mi dersiniz?

24 Ocak 2020 günü büyük bir deprem yaşayan şehrimizde, yaklaşık 30 bin binanın depremde zarar görerek yıkıldığı, bir o kadarının da etkilendiği bir şehirde önceki yıllarda yapmış oldukları yuvaları da yıkılan veya yeniden yuva yapacakları çatı ve baca bulamayan ‘’HACI LEYLEKLER’’gelir mi dersiniz?

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte fiber kablo kullanılarak yer altına indirilen hatların yapılmasıyla, ahşap, sevimli görünümleri olan telgraf ve telefon direklerinin artık olmadığı yöreye’’HACI LEYLEKLER’’gelir mi dersiniz?

Hz. Mevlana’nın ‘’ Kuşların sultanı leylektir dediği’’. Göçmen kuşların beyaz sultanı Leyleklerin göç ederken pusulaları kalplerindedir, onlar yüreklerinde hissederek giderler dediği, o küçücük sevgi dolu yüreklerinde çok insanın da yuvasız kaldığı şehrimiz ‘’ELAZIĞ’’ varmıdır? Tıpkı GAKKO’ lar gibi ‘’Onlarında yuvaları yok artık’’.

Kırmızı gagalarını birbirine sürterek çıkardıkları LAK LAK seslerini bu yıl duyar mıyız dersiniz?

Mahalle ve köylerimizde, şirin, sevimli, buram buram tarih kokan, içerisinde huzur bulduğumuz camiler vardı. Namaz saatlerinin dışındaki zamanlarda sakin sessiz iken, bu camiler birer birer yıkılarak yerlerine görkemli ve büyük camiler yapıldı. Bu camilerin altlarına dükkânlar, cay ocakları, marketler oluşturuldu, Camiler ibadet yerleridir alış veriş yeri değildir. Artık camilerimiz sesizliğini ve sakinliğini kayıp etti. Âlemine, minaresine, çatısına yuva yapmak için ‘’HACI LEYLEKLER’’gelir mi dersiniz?

Ahmet Haşim’in tanıttığı bir eserine isim kaynağı olan GUREBA-İ LAKLAKAN leylekler başta olmak üzere tüm göçmen kuşların bakım ve tedavisi için 19. Yüzyılda Osmanlılar tarafından Bursa da kurulmuş bir hayvan hastanesi vardı o da yok artık, uzun yolculuklarında yaralanan ve hastalanan leyleklerin konakladığı bu kurum da yok. Tedavileri için ne yaparlar dersiniz?

Leylekler gelmeyince anne ve babalar çocukları için yeni bir hikâye bulabilirlerimi dersiniz? Yine 19. Yüzyılda Danimarkalı Hans Cristian ANDERSEN’in hikâyelerine konu olan leylekler yeniden hikâye oluştururlarmı dersiniz?

Ornitoloğ’lar ( Kuş Bilicileri) bakalım bunu nasıl açıklar nasıl anlatırlar. Kuşlar evrene güzellik katan canlılardır, onların Özgürlüğü göklerdedir.

Ben yine de bu yıl ve yaklaşan leyleklerin göç mevsiminde,  deprem felaketi yaşayan ilimizde ‘’ONLARINDA YUVALARI YOK’’ dediğimiz insanlarla leylekler buluşsun isterim.’’ HACI LEYLEKLERİ’’ havada ve yuvalarında ayakta görmeniz dileklerimle, selam ve saygılar.