• Dolar
    6.0628
  • Euro
    6.7659
  • G. Altın
    248.76
  • T. Altın
    1679.0
Ahmet BULUT ahmetbulut@kanal23.com

Elazığ ilinin en eski mahallesi olan Sako mahalle Harput ve köylerinden gelmiş munis, naif, güler yüzlü, çalışkan, misafirperver insanların bir araya gelmesiyle var olmuştur.

Bu insanların yaşam standartları düşük olmasına rağmen yinede mutlu, devletine, milletine bağlı ve öz kültürlerini de koruyarak uzun yıllar yaşamış ve yaşatmışlardır.

Sako Mahallesi insanının yaşam tarzına, giyim kuşamına, evlerin yapısına ve özelliklerine bakıldığında tarihi Harput kentinin bir devamı olduğunu söylemek mümkündür.

Burada komşular birbirini sahiplenmiş, imece, yardımlaşma, paylaşım en üst düzeyde yaşatılmıştır. İyi ve kötü günlerde destek esirgenmemiş, milli heyecanlarda ortak düşüncede olduklarını ortaya koyup, ülkemizdeki sosyal ve teknolojik gelişmeleri de göz ucuyla takip ederek ayak uydurmaya çalışmışlardır.

Mahalle ilk kurulmaya başladığında evler büyük bir bahçe içerisinde yapılmış, bu bahçelerde her türden meyve sebze ve gül yetiştirmişlerdir.  Harput ve yöresine ait bir gül çeşidi olan ‘’TEVRÜZÜ GÜL,,de yetiştirilmiştir.Esasen Tebrizi Gül olarak bilinir ve Tebriz’den geldiği söylenmesine rağmen Harput yöresinde Tevrüzü Gül olarak söylenmiştir. Bu gül yaz mevsiminde açar, beyaz renkli yaprakları sık küçük olmasına rağmen çok güzel kokar ve çevresine yayılır. Bu kokuyu hemen alırsınız çünkü diğer güllerden farklıdır, kısacası ‘’Tevrüzü Gül’’ rengi kokusu ile hemen kendisini hissettirir. Rengi kokusu ile edebiyata geçmiş güzel bir çiçektir ‘’Gül’’,şairlere ilham verir, şair kırmızı gülü aleve, bir kor parçasına benzetir, sevgilinin saflığı ise beyaz güldedir.

Tevrüzü gül de beyazdır, özelliğini Harput ve yöresinden almış, küçük sık yapraklı ve dayanıklı oluşu ile erkeksiliğini; o kadar güzel kokar ki diğer güller arasından hemen seçilir. Renginin beyazlığı ile saflığı, temizliği ise kadınsılığını ifade eder. Bu nedenle sevgiliye kompliman yapmak için verilir, yakaya takılır. Koparılınca kırılır, yaprakları küser, kıvrılır buda duygusallığını ifade eder. Tevrüzü bilge bir güldür sevilir ve koklanır özeldir. Sadece bakmak bile huzura götürür sıkıntıları anlık da olsa yok eder. Ama her evin bahçesinde yetiştirilen bu nadide gülü artık ne çok fazla tanıyan ne de bilen kaldı.

İshak Sunguroğlu Harput Yollarında isimli eserin de, Tevrüzü Gül için ailemden kalan tek miras bu gül dür der ve bahçesindeki bu gül ağacının önünde dakikalarca ağladığını, bu gül ağacı benim anam, babam, kardeşlerim bütün akrabalarımdır demiştir.

Sako mahallenin oluşumunda ve yaşam tarzında etkili olan insanlar da vardır bunların en başında 1915 yılında Kesrik köyünde doğan ve mahalleye çocuk yaşta gelerek bakkal başı Şükrü Turhan’ın Kızı Ayşe hanımla evlenen Fikret Memişoğlu’dur.

Memişoğlu ailesi mahallede renk olmuş, ışık olmuş çevresini aydınlatmış her konuda örnek olmuş, güler yüzleri, naifliği, çalışkanlığı, fedakarlığı ile sevilmiş ve sayılmışlardır. Fikret Memişoğlu özellikle Harput kültürü konusunda araştırmalar yapmış ve bunları kitaplara dökmüştür. Edebiyat ve şiire olan merakı ona Divan tarzında eserler yazdırmıştır, ( Harput Ahengi, Harput Divanı, Nebiler Mesnevisi) eserlerinden bazılarıdır.

Fikret Memişoğlu Avukatlık mesleğinin yanı sıra günlük yaşantısından da fedakarlık yaparak sabahlara kadar uykusuz kalıp Harput kültürü ile ilgili araştırmalar yapmış yazmış ve yayımlamıştır,  23 Nisan 1962 yılında Yeni Fırat isimli bir dergi çıkarmış zor şartlara rağmen 36 sayıya ulaşabilmiştir.

Derginin bu ismi ileriki yıllarda Fırat Üniversitesi gibi bir eğitim kurumunda yaşatılmıştır.

Bunlardan başka mahalle de bir halk oyunları ekibi kurmuş bu ekip 1960 yılında İngiltere de yapılan halk oyunları festivaline katılarak Çaydaçırayla birincilik, Halay dalında ise üçüncülük ödülü almıştır.

Pekinik (Oymaağaç ) köyünde yaşayan ve her gün sabah namazından önce, Elazığ’a eşeksırtın da tütün getirerek satan ve akşamları tekrar köyüne dönen kısa boylu kızıl saçlı okyanus rengi gözleri olan Henno (Hanefi ) amca vardı. Bende kendisini tanıma şansını bulmuştum, köye gidiş gelişleri sırasında her sabah ve akşam Fikret Memişoğlu’nun evinin önünden gelir geçermiş. Evin ikinci katındaki bir odanın ışığının hiç sönmediği dikkatini çekmiş ve alt kattaki bakkal Mahmut’a sormuş bu ışık neden hep yanar diye?... O da, bu ışıklı odada sabahlara kadar Fikret Memişoğlu oturur, hep okur, yazar ve çalışır, bu ışık hiç sönmez demiş.

İşte bu ışık 20 Temmuz 1968 yılında tamamen sönmüştür, ölümünün 42. yılında sako mahallesinde yetişen değerli eşleri Ayşe hanımla birlikte yaşam tarzlarıyla örnek olan, çevresini aydınlatan mahallenin ve ilimizin saygı ile yad ettiği unutulmayacak, mahallenin bu Tevrüzü Güllerini hatırlamak ve anmak istedim. Kendilerine Allahtan rahmet yaşayan aile fertlerine de sağlık diliyorum.  Kabriniz Bağ-ı İrem olsun.

Bir şiirini de hatırlayalım;

    YA HEP YA HİÇ

Dünya çile çektirmeğe, bir hadde imiş hep!

Ukba, el açıp ummaya, son radde imiş hep!

Hep menfaat ansız bizi bağlar ve çözermiş,

Sonsuz koşumuz, sade, bu serhadde imiş hep.

‘’Can yongasıdır mal,, diyen ikrade, yuf olsun,

Bilmez mi? Her ömrün sonu, merkadde imiş hep!

Yar, arkadaş, ortak; meze, mey dostu, el üstü;

Tek gayretimiz, şerri de hay radde, imiş hep.

Bundan mı, nedir, aşıka maşukun itabı?

Meyl aşka değil, bir bükülen kadde, imiş hep!

Aydınlatarak gerçeği, bir nafiz ışık ah;

Gördük, çıkacak yol, bir o loş cadde imiş hep!..

Bari yine sen ,,ruh-ı revan,, ol bize Fikret.

Madem ki hayatın sonu hiç, madde imiş hep!..