• Dolar
    6.8223
  • Euro
    7.5691
  • G. Altın
    379.23
  • T. Altın
    2155.8
Ahmet BULUT ahmetbulut@kanal23.com

    İnsanoğlu yeryüzünde yaşamaya başladığı günden itibaren, çeşitli ihtiyaçlarını karşılamak ve yaşamlarını kolaylaştırmak için sürekli bir arayış içerisinde oldukları, bu arayışın günümüze kadar devam ettiğini ve sonsuza kadar da devam edeceğini biliyoruz. Bütün uygarlıklarda toplumsal yaşamın, doğa olaylarının, çevresel faktörlerin, iş bölümünün ve hayatı planlamanın getirdiği zorluklar, insanları zamanı planlı kullanmaya ve ölçmeye yöneltmiştir.

    İnsanlar yaşadıkları ortamda meydana gelen doğa olayları içerisinde en çok etkilendikleri, gündüzle gecenin birbirini izlemesi, ayın tekrarlanan evreleri ve mevsimlerin dönüşümü olmuştur

    Bu üç olay takip edilerek, yeryüzünün kendi ekseni etrafında dönüşüne bağlı olarak gün, ayın yer çevresinde dönüşüne bağlı olarak ay, yerin güneş çevresinde dönüşüne bağlı olarak yıl olarak adlandırılan üç doğal zaman biriminin olduğunu keşfetmişlerdir.

    Buradan hareketle zaman kavramını geliştirmiş ve netice olarak kendi deneyimleri ile ilk takvim modelini oluşturmuşlardır. Bu üç olay dünya da bu güne kadar kullanılan bütün takvimlerin temelini de oluşturmuştur.

    İlkel kabilelerden günümüzün modern toplumlarına kadar, belirli ihtiyaçların uyum içerisinde yapılabilmesi için gereken ve temelinde zamanın yorumlanması olarak ifade edilebilecek bu takvim modellerine ilk olarak Neolitik çağda, ilk kaydedilen takvimlere ise antik Mısır ve Sümer takvimlerine Tunç çağında rastlanmaktadır.  

     Sümerler tarafından kullanılan ilk Babil takvimleri kameri ayı yani birbirini izleyen iki dolunay arasındaki 29,5 günlük dönemi temel alan bir sistemdir. Buna göre 365,2 gün olarak gözlemlenen ortalama güneş yılından daha kısa 354 günlük bir ay yılı ( kameri yıl ) ortaya çıkmıştır.

    Güneş yılına dayalı ilk takvim Mısır’lılar tarafından geliştirilmiştir. Mısırlılar Nil nehrinin Sirius un etkisiyle ( Gece gökyüzünün görünen en parlak yıldızı) taştığı zamana göre ayarlamaktaydılar.

    Maya’lar da zamanla ilgili kayıtlar tutmuş ve buna göre bir takvim sistemi kurmuşlardır. Modern takvimlerin temeli 8.yy da atıldı, bu takvimler M.Ö 46 yılında Jül Sezar tarafından kullanıldı ve Julyen takvimine dönüşmüştür.  Yeniçağ da papa xıı. Gregor tarafından yeniden yapılan düzenlemelerle Gregoryen takvimi olarak anılmış ve günümüzde Miladi takvim olarak kullanılmaktadır.  

    Takvim kelimesi Arapçadan dilimize geçmiştir. Takvim;( kavm ve kıyam kökünden, Tef’il ) doğrultma

Düzeltme, yoluna koyma, tertip ve tanzim etme, kıvama getirme, bir şeye değer biçme anlamlarına gelmektedir. Bir yılın aylarını ve günlerini gösteren listeye, yerlerin enlem ve boylamlarını belirten çizgilere, yıldızların yerlerini ve hareketlerini gösteren broşür veya evraka da takvim denilmektedir.

    Araştırmacılara göre takvimin altı bin yıldan beri var olduğu bilinmektedir. Her toplum kendine özgü bir takvim oluştururken, yaşamlarını en çok etkileyen olayları takvimlerinin başlangıcı olarak kabul etmişlerdir. Örneğin; İbraniler MÖ 3761 deki yaradılış yılını, Yunanlılar ilk olimpiyat oyunlarını MÖ 776 yılını, Hıristiyanlar Hz İsa’nın doğumu olan O yılını, Müslümanlar MS 622 Peygamberimiz Hz Muhammed’in Hicretini, Türkler on iki hayvanlı Türk takvimini oluşturmuşlardır. Türkler ayrıca Hicri Takvimi, Celali Takvimini, Rumi Takvimini ve Miladi takvimini de kullanmışlardır.

    Miladi Takvim;( Gregoryen) İsa peygamberin doğumuyla başlar ve dünyanın güneş çevresindeki dönüşüne göre ayarlanmıştır. İlk defa 4 Ekim 1582 yılında kabul edilmiş olup, Alman Matematikçi ve gök bilimcisi Cristoper Clavius tarafından sunularak kullanıma başlandığı bilinmektedir. Bir yıl 365 gün ve 12 aydan oluşmaktadır.

   Hicri takvim; Peygamberimizin Mekke’den Medine’ye hicretini başlangıç kabul eden ve ayın dünya etrafında dolanımını esas alan bir takvim sistemidir. Hicri takvim Miladi takvime benzer olarak on iki aydan oluşur fakat Miladi takvimde bir yıl 365-366 günden oluşurken, Hicri takvim de bir yıl 354-355 gün ve 12 aydan oluşur. Hicri takvimin başlangıcı olarak kabul edilmesi ve uygulanması Hz Ömer döneminde olmuştur.

    Peygamberimiz Hz Muhammed’in Mekke’den Medine’ye hicret (17. Yılında)ettiği yıl(Miladi 622) İslami takvimin başlangıç yılı olarak Muharrem ayıda bu takvimin ilk ayı olarak kabul edilmiştir. Hicri takvimde bazı aylar 30 bazıları 29 gündür. Hicri takvim Şemsi takvim ve Hicri Kameri takvim olmak üzere ikiye ayrılır.

   Hicri takvimin ayları; 1-Muharrem, 2-Safer, 3-Rebiülevvel, 4-Rebiülahir, 5-Cemaziyülevvel, 6-Cemaziyelahir, 7-Recep, 8-Şaban, 9-Ramazan, 10-Şevval, 11-Zilkade, 12- Zilhicce dir.

   Hicri Şemsi Takvim; Peygamberimiz Hz Muhammed’in Kâbe’ye geliş günü olarak 20 Eylül 622 tarihi takvim yılının başlangıcı olarak kabul edilen bir takvimdir. Dünyanın Güneş çevresindeki dolaşımını ve bir yılın 345 günden oluştuğu esas alınmıştır.

   Rumi Takvim; Hicreti (622 )başlangıç kabul eden güneş yılı esasına dayalı bir takvim olup, 13 Mart 1840 ta Osmanlı imparatorluğun da uygulanmaya başlanmıştır. Osmanlı önce Hicri sonrada 1 Mart’ı kabul eden mali takvimi yani Rumi takvimi Tanzimat dönemine kadar kullanmıştır.

   Tanzimat dönemine kadar Osmanlı devletinde Hicri takvim resmi takvim olarak kullanılmıştır.               kabul edildi ve bu tarihten sonra çift takvim uygulaması başladı, hem Hicri hem de Rumi takvim 1870 Miladi yılına kadar birlikte kullanıldı. 26 Aralık 1925 de çıkarılan 698 sayılı kanunla Türkiye Cumhuriyetinin resmi devlet takvimi Miladi takvim olarak kabul edilmiş ve 1 Ocak 1926dan itibaren kullanılmaktadır. Rumi takvimle Miladi takvim arasında yılbaşı hesabı yüzünden 13 günlük bir gerilik vardır. Eskiler bu hesabı halen yaparlar. Rumi takvim de ay isimleri şöyledir; 1-Mart, 2-Nisan, 3-Mayıs, 4-Haziran, 5-Temmuz, 6-Ağustos, 7-Eylül, 8-Teşrinievvel, 9-Teşrinisani, 10-Kânunuevvel, 11- Kânunusani, 12-Şubat’tır.

‘’NOT’’; İslam dininde kullanılan bir kelime vardır Ahsen’i takvim diye, bu da insana, Allah tarafından verilen en güzel ve en mükemmel biçim, en güzel tertip, en güzel şekil en güzel suret, en iyi kıyam manasına gelmektedir.

   CELALİ TAKVİMİ; Selçuklu Türklerde esas adı Celalettin Ebu’l Feth olan Melikşah’ın hükümdarlığı (1072-!092) döneminde, içlerinde matematikçi ünlü şair Ömer Hayyam’ın da bulunduğu bir kurul tarafından düzenlenir ve Celali takvimi adı verilerek kullanılmıştır. Bu takvim dünyanın güneş etrafında dönüşünü esas almıştır. Yılbaşı ‘’NEVRUZ’’ ( Yeni gün)günüdür. Takvimin başlangıcı Miladi 1074 ( Hicri 467) tarihidir. Bir yıl 365 gün,5saat,49 dakikadır. Bu takvimde ay isimleri söylenirken sonuna ‘’MAH’’ kelimesi eklenmiştir. Şöyle ki aylar sırasıyla;

1-Feverdinmah,2-Üürdibehiştmah,3-Hardadmah,4-Tirmah,5-Mordadmah,6-Şehrivermah,7-Mihrmah,9-Azermah,10-Deymah,11-Behmenmah,12-İsfendarmah dır.

   Ayların otuz gününe ve artı beş gününe de ayrı ayrı isimler verilmiş ayrıca sonlarına da ‘’RÜZ’’ kelimesi eklenmiştir. Gün isimleri şöyledir;

1-Ormudz, 2-Behmen, 3-Ürdibehişt, 4-Şehriver, 6-Hordad, 7-Mordad, 8-Dibadur, 9-Azer, 10-Aban,11-Kam, 12-Mahr, 13-Tir, 14-Çuş, 15-Dibamaher, 16-Meh, 17-Seruş, 18-Reş,- 19-Fervedin, 20-Bahran,21-Ram, 22- Bed, 23-Dibadin, 24-Dey, -Erd, 26-Aştad, 27-Osman, 28-Ramiad, 29-Meresfend, 30-Aniran ve artı beş gün ise 1-Ahnud, 2-Aşnud,3-Esfendermez,4-Vahşet, 5-Heşuneş. Celali takvimi Gregoren takviminden beş yüz yıl kadar önce düzenlendiği bilinmektedir.

    Osmanlı döneminde devletin resmi takvimi olarak kullanılmış daha sonra kaldırılarak Hicri takvime geçilmiştir, ayrıca Babürler tarafından da kullanılmıştır.

 TÜRKLER DE TAKVİM; Türkler Orta Asya’dan günümüze kadar kendi yaşam tarzlarındaki anane ve geleneklerini günümüze kadar taşımışlardır. Yaşadıkları yerlerde onlarda Güneş, ay, yıldızlar ve mevsim geçişlerinden etkilenmiş ve bu olaylardan kendi takvimlerini oluşturmuşlardır.

    Göktürk yazıtlarında kullanılan, Uygurca bütün metinlerde görülen, İskitler döneminde ilk defa başlayan Tuna Bulgarları, Selçuklular, Tümürlüler, Hunlular, gibi Türk devletlerinde resmen kullanıldığı bilinen ‘’On iki Hayvanlı’’ Türk takvimi dir. Bu takvim aynı zaman da Moğol’lar, Çinliler ve Hintliler tarafından da kullanılmıştır. On iki hayvanlı Türk takviminde her yıl bir hayvan ismi ile anılmıştır.

    Sıçan yılıyla başlayıp domuz yılıyla bitince, yeniden on iki hayvanın sıra ile adını alırlardı. Bu takvim güneş yılına yani dünyanın güneş çevresindeki hareketlerine göre kullanılmıştır. Bir yıl 365 gün, beş saat, elli dakika ve kırk yedi saniyedir. On iki hayvanlı Türk takviminde yıllara verilen isimler şöyledir,

1- Sıçan ( Sıçgan), 2-Öküz (Ud), 3-Pars (Bars), 4-Tavşan (Tavışgan), 5-Timsah (Nek), 6-Yılan, 7-At (Yund), 8-Koyun (Koy),9-Maymun (Biçin), 10-Tavuk (Takagu), 11-Köpek (İt), 12-Domuz (Tonguz) dur.

   Her yıla verilen hayvan isimlerinden o yılın hayvanların özelliklerine göre geçeceğini düşünürlermiş, bolluk, bereket, kuraklık, savaş, barış o yılın ismine göre olacağına inanmak bir gelenekmiş.

   Bu takvim on iki yıllık bir süreden oluşur, bu süreye ‘’küçük devre’’ denilir, ‘’büyük devre’’ ise bunun beş katı olan altmış yıllık bir devredir.

   Kaşgarlı Mahmut’un 1072- 1074 yılları arasında yazmış olduğu Divanı Lügati-t Türk adlı eserinde, ay isimlerini şöyle ifade edilmiştir;  1- Aram ay, 2-ikinci ay, 3-Üçünç ay, 4-Törtünç ay, 5-Beşinç ay, 6- Altınç ay, 7-yedinç ay, 8-Sekizinç ay, 9-Dokuzunç ay, 10-Onunç ay, 11- Biryiğimiç ay, 12- Çaksabut ay.

   Türkler İslamiyetin kabulüyle hicri takvime geçmişler ise de değişik takvimlerde kullanmışlardır bunlar; 1- on iki hayvanlı takvim, 2- Hicri takvim, 3- Celali takvimi, 4- İlhanlı takvimi, 5- Rumi takvim, 6- Miladi takvim.

İLHANLI TAKVİMİ; Hindistan da kurulan Türk devletleri ile İlhanlılar döneminde kullanılmıştır. İlhanlı hükümdarı Gazan Han tarafından celali takvimi üzerinde değişiklikler yapılarak oluşturulmuş ve ismi İlhanlı takvimi olarak anılmıştır. Dünyanın güneş etrafın da dönüşü esas olarak alınmış olup, bu takvimde yılbaşı Nevruz olarak belirlenmiştir. Afganistan da kullanmıştır. 1925 yılından itibaren İran da resmi takvim olarak kullanılmaktadır.

‘’Not’’ On iki hayvanlı Türk takvimine göre 2020 yılı sıçan yılıdır.

 

Hicri yılın Miladi yıla çevrilmesi,

  • Hicri yıl 33’e bölünür,
  • Bulunan sayı hicri yıldan çıkarılır
  • Bulunan sayı 622 ile toplanır.

Miladi yılın Hicri yıla çevrilmesi;

  • Miladi yıldan 621 çıkarılır
  • Bulunan sayı 33’e bölünür
  • Bulunan sayı ile toplanır.