Av. Cengiz Gülaç

Başka ülkelerde nasıl oluyor bilmiyorum ama Türk futbolunun ilerlemesi için bizim acilen eski futbolcuların yorumcu olmasından kurtulmamız lazım!

Yani en azından birçoğundan kurtulsak iyi olur!

 

            Çoğu futbolculuk döneminde oynadıkları takımların taraftarları için birer kahraman olan eski futbolcuların haftalık yorumlarına maruz kalınca insan derin bir hayal kırıklığı yaşıyor.

 

            Daha ikinci hafta bu köşede “Erol Bulut’tan hoca olmaz!” diyen bu fakir bugün hem ciddiye alınmamanın hayal kırıklığını yaşıyor hem de haklı olmanın!

 

            Göztepe mağlubiyeti sonrası jetonu daha yeni düşmüş bir eski futbolcuyu ekran başında dinlerken gözümde kısa bir Türkiye özeti canlandı. Yorumcu şöyle diyordu:

 

            “Futbolcularda ruh yok. Hoca ruh aşılayamıyor, motive edemiyor. Bir haksız kararda hakeme baskı uygulayan yok…”

 

            Özetle, Erol Hoca futbolculara gaz veremiyor diyordu!

 

            Çünkü adam zamanında sadece gazla çalışmış! Taktik, teknik, takım analizi yapınca sermayesinin gaz olduğunu anlıyorsunuz zaten!

 

            Bilime, mesleki tecrübeye, profesyonel bakışın ne olduğuna inanmayan bir toplumun futbolun tek geçer sermayesinin gaz vermek olduğunu düşünmesi çok normal aslında.

 

            Sorsanız, bizim eski futbolcuların çoğu muhtemelen Jürgen Klopp’un, Pep Guardiola’nın falan gazla çalıştığını zannediyordur!

 

            Futbola bakışımız neyse siyasete bakışımız da aslında bu şekildedir…

 

            İzah edeyim efendim…

 

            Söylenmiş olmak için söylenen sözlerden başka sermayesi olmayan hormonlu bir yandaşsanız Recep Tayyip Erdoğan genel olarak kararlı, büyük bir liderdir! Batılı liderlerin karşısında egomuzu okşayan bir duruşu vardır.

 

            Suriye’de, Libya’da, Mavi Vatan meselesinde, Azerbaycan/Ermenistan savaşında vs. Erdoğan’ın güçlü ve kararlı liderliği sayesinde göğsümüzü kabartan bir seviyede olduğumuzu söylerler…

 

            Çünkü, “Bir Türk dünyaya bedeldir.” gibi özde klişe, sözde duygularımızı okşayan bir hamasetle büyüdüğümüz için böbürlenmeyi siyaset zannederiz.

 

            Bin türlü ekonomik saldırıya ve ambargoya rağmen pandemi döneminde birçok bölgede cephe açmanın alt yapısını oluşturan aklın da en az liderlik kadar kıymetli olduğunu görmeyiz.

 

            Veya tüm bu cephelerde, ambargoyla harekât kabiliyeti kısıtlanmak istenen bir orduyu dışa bağımlılıktan kurtarıp yüksek teknoloji ile donatmanın bilimle sağlandığını anlamayız…

 

            Güçlü olmadan hamasetle caydırıcı olamazsınız!

 

            İç kamuoyuna gaz vererek S-400’ü Amerika’nın gözünün önüne dikemezsiniz!

 

            Karadeniz’de, Akdeniz’de balıkçı tekneleriyle doğalgaz aramıyorsunuz!

 

            Askeriniz tüm cephelerde sapan taşı kullanarak tarih yazmıyor!

 

            İnsansız silahlı hava araçlarınız tüm dünyada savaş konseptlerinin yeniden tartışılmasına sebep oluyor…

 

            Recep Tayyip Erdoğan ülkemi güçlü kılacak teknolojiye yatırım yaptığı için benim gözümde büyük bir liderdir. “Ay’a” çıkmayı hayal ettiği için heyecanlanıyorum. Yoksa “ayı” heykeli yapanların peşine düşerdim!

 

            Neyse, küçük bir organik yandaş örneği sergilediğime göre kaldığımız yerden devam edelim!

 

            Evet, eski futbolcular yorum yaparken hep sahaya ruh koymaktan bahsederler…

 

            Onların zamanını düşündüğümde Avrupa’da sahaya her çıktığımızda önüne gelen bizi tokatlıyordu!

 

            Ya ruhları yoktu ya da oyun bilgileri, antrenman yöntemleri, oyuncu kaliteleri kötüydü…

 

            Eskiden dağa taşa hamasi söylemler yazıyorduk ama otur dediklerinde oturuyorduk, kalk dediklerinde kalkıyorduk!

 

            Demek ki mesele topluma gaz vermek değilmiş!

 

            Sonuç?

 

            Erol Bulut’tan hoca olmaz!

 

            Eski futbolcudan her zaman iyi yorumcu olmaz!

 

            Sadece gaz vererek toplum inşa edilmez!

 

            Futboldan siyasete, her alanda bilime ve bilene değer verilirse güçlü bir ülke olunur…

 

            Bu arada unutmadan söyleyeyim;

 

Ayıyla yatağa girilmez, ayı heykelini dikenlerin peşine düşen de iflah olmaz!