KADER DEYİP GEÇEMEZSİN
20 Aralık 2016 10:48

  KADER DEYİP GEÇEMEZSİN

 

    Millet olarak zor günlerden geçiyoruz. Bu süreçte esas yapılması gereken öncelikle birlik ve beraberliğimizi bozmamak ve provokasyonlardan uzak durmaktır. Ayrıca her fert kendi görev ve sorumluluğunu fazlasıyla yerine getirmeli, dua ve azimle maddi manevi olarak diri olunmalıdır.

    Bin kilometreden fazla güney ve doğu sınırımız; birçok dil, din, mezhep ve ırkla... komşuluğumuz geçmişte de ve bu günde bizim en büyük yumuşak karnımız olmuştur. Maalesef geçen asırlara rağmen bu yumuşak karnımıza veya yaramıza yeterli ve etkin bir tedavi yapamamışızdır. Farklılıklarımızı zenginliğe çevirememişizdir. Neden, niçin, nasıl, niye soruları hep günlük keşmekeşliğin içinde kaynayıp gitmiş ve gün kurtarılmıştır. Tıpkı hassas bünyeler gibi de en ufak bir hava değişiminden dahi zatürre olacak derecede hastalanır olmuşuzdur. Bu günde  en son Arap Baharı(?),  kışımız olmaya çalışılmaktadır.

    Uzun zamandır düşündüğüm  neden, niçin, nasıl, niye gibi birçok soru ve cevabı geçen yıl okuduğum Can yayınlarından Çöl Kraliçesi isimli kitapta; bir kez daha çoklarının kaderimiz demesine rağmen, açık seçik yüzüme vurulmuştu.

    Size biraz kitap ve yazarından bahsedeyim:

    Kitabın kahramanı bugünkü Ortadoğu’nun mimarı Gertrude Bell; Oxford mezunu, Arapça, Farsça, Kürtçe dâhil yedi lisanı çok iyi bilip konuşan, seçkin bir ailelinin kızı, gezgin, araştırmacı, arkeolog, örgütçü, yüksek bir İngiliz disiplin ve vatan sevgisine sahip, büyük bir casus. Lawrence’in  "Annemden farksızdı, bildiğim her şeyi ondan öğrendim" dediği kişi. Bell tüm Ortadoğu’yu Basra’dan Konya’ya, Mısır’dan Cudi’ye kadar yıllarca karış karış gezip herşeyiyle haritalayan, en son ancak Cumhuriyet sonrası Elazığ da enselenen, Paris Barış Konferansına katılan ve 1924 te Türkiye ile İngiltere arasında Irak sınırını çizen, Şerif Hüseyin’in oğlu Faysal’ı kukla olarak Irak tahtına oturtan birisi. Daha saymadığımız birçok icraatına mütenasip olarak "Çöl Kraliçesi" diye adlandırılan birisi.

      Kitabı okuyunca veya Gertrude Bell’in hayatının anlatıldığı yönetmen Werner Herzog’un çektiği filmi izleyince olaylarda bizim halimiz veya emperyalistlerin hallerinin neden, niçin, niye, nasıl  sorularının cevabını bulabiliyoruz.

    Bu gün  yaklaşık yüzyıl önce yaşanmışlıkların halen acı ve sıkıntısını fazlasıyla yaşıyoruz. Dün de evvelsi günkü acı ve sıkıntıların sonuçları öğrenilmiş bir teslimiyetle yaşanıyordu. Artık yüzyıl sonra da bu sorunlarımızı torunlarımıza miras bırakmamak için günlük hengâmeden bir adım geri çekilip, düşünüp çözümler üretmeliyiz.

      Hep söylediğim gibi Amerika’yı yeniden keşfetmeye de gerek yok.

      Gereği yapıldıktan sonra ancak tevekkül ve duamız veya kahretmemiz ve  lanetlememiz yerini bulacaktır.

 

       Not: Bu yazı yazılığında Rusya'nın Ankara Büyükelçisi  Karlov öldürülmemişti. Bu provakasyona açık hassas dömemde bir Büyükelçinin korunamaması, sürücülerin kar lastiği takmaması, Belediyenin karları temizlememesi/temizleyememesi bağlantısız gibi görünsede hepsi bir bütünün parçaları değilmidir?

 

 

                                                                                                                      Dr. Mustafa N. NAMLI

 

Bu köşe yazısı, Elazığ Kanal 23 Haber - http://www.kanal23.com sitesinden alınmıştır.