EDİRNE’Yİ ENVER KURTARACAKSA
20 Ağustos 2017 15:37

 “ EDİRNE’Yİ ENVER KURTARACAKSA ,

 

        BULGAR’DA KALSIN DAHA İYİ......”

      ŞEKLİNDEKİ  HAİN ve KÖR MUHALEFET ANLAYIŞI

       

 

                           Bir devletin, yurttaşlarının ne olup bittiğini bilebilmesi, görebilmesi ve sezebilmesi için geleceğe ışık olması bakımından geçmişini en doğru şekilde öğretme mecburiyeti  “ OLMAZ İSE OLMAZ ”ı olmalıdır.

     Bu makalemizde, dünümüze, bugünümüze ve yarınımıza ışık olması icap eden olaylar ve facialar zinciri konumundaki Osmanlı’nın tasfiye projesinin en önemli aşaması olan ve  Temmuz 1913 yılındaki  Londra Antlaşması ile Balkanlar’a veda ettiğimiz  BALKAN SAVAŞLARIndan bahsetmek istiyorum.

    27 NİSAN 1909 tarihindeki Uluslararası güçlerin çok uzun yıllardan beri tasarladığı, yatırımını yaptığı  ve tezgâhladığı  darbe gerçekleşmiş , 2.Abdülhamit  devrilerek yerine tam bir kukla ve Osmanlı Hanedanı'nın en basîretsizlerinden biri olan 5 . Mehmet Reşad getirilmiştir. Bu tarihten itibaren , zaten on yıllar ve hattâ asırlardır tasarlanan proje , adım adım hayata geçirilmiş ; Osmanlı Ülkesi ve Devletinin yıkımına hız verilmiştir. İttihatçılar ve Yıkım Heyetleri,1,5 yıl gibi bir zaman zarfında Devletin tüm organlarına iyice yerleşmiştir. Tam anlamıyla “ Bostan Korkuluğu” pozisyonundaki muhakeme ve otorite yoksunu Padişah Sultan Reşad, bu işgale sadece seyretmiştir.Bir çoğunda hiç bir Devlet Organının haberi dahi olmadan, 9 Eylül 1922 yılında ancak bitecek olan bir büyük yıkım, kıyım,kırım ve enkazlaşma döneminin karanlık ve kör tüneline girilmesinin ilk başlangıcı olan 29 Eylül 1911 Tarihinde Trablusgarb Savaşı başlamış ve derin bir hezimetimizle bitmiştir.

       Trablusgarp Hezimetinin peşinden 7 Ekim 1912 tarihinde Batılı Emperyalistlerin ve Rusya’nın perde arkasında olduğu Balkan Devletlerinin  kendi aralarında kurduğu ittifakla Osmanlı’ya karşı " Osmanlı’yı  Balkanlar’dan Tümüyle ve Mümkünse İstanbul’u Kurtarma Harekâtı" başlatmışlardır.

Bu hüzünlü, facialarla dolu kaybedişlerimiz o kadar ileri gitmiş ki ; düşman Çatalca’ya kadar gelmiştir. Burada kurulan savunma hattı, düşmanı zar zor durdurmayı başarmıştır. 

      En garip ve en korkunç şüpheleri içermesi gereken dalâlet ve gafletlerin başında ise , Balkan Devletlerindeki ittifaklara, 8 milyon km karelik sınırlarımızın tamamındaki askerî hareketliliklere ve Osmanlı’ya karşı bir araya gelmelere rağmen  1910 yılının başında en eğitimli ve en seçkin ("Redif") birliklerimiz terhis edilmiştir. 

      Burada tarihi olayları sıralayacak değiliz. Lâkin , iki aşamalı gerçekleşen Balkan Savaşının ilk aşamasında, Osmanlı’ya uzun yıllar Başkentlik yapmış, minareleri bulutlarla sohbet eden SELİMİYE CAMİİ gibi sînesinde nice Müslüman Türk mührü taşıyan kadim Türk  Yurdu  Edirne , Bulgarların işgalinde kalmıştır. Gırtlağına kadar siyasete batmış Ordu’nun bir bölümü , “ Ne pahasına olursa olsun Edirne kurtarılmalıdır..” derken İttihat ve Terakki’nin askeri başı olan ve o esnada savaş hattındaki en seçkin birliklerin de başında bulunan ve aynı zamanda Padişahın eniştesi olan Miralay Enver'in muhalifleri ise ; tarihimizin en çirkin, en kör, en bağnaz ve en yüz kızartıcı muhalefet örneklerinden biri olan şu ifadeleri sarf etmişlerdir :

 “ EDİRNE, ENVER TARAFINDAN KURTARILACAKSA , BULGARLARDA KALSIN DAHA İYİ...”

 

    Buna benzer beyanlara bugün de tanık olmuyor muyuz ? 

    Meselâ :

    Maalesef , TBMM’mizin bir üyesi : “ İran ile Türkiye savaşırsa , ben İran’dan yana olurum..”

    Gûyâ bir sanatçı : “ Putin, iyi bir iş yapacaksa Beştepe’deki Saray’ı bombalasın..”

    ........................................................................................................................................................

   Böylesi  ideolojik köle ve körlüğün, bağnazlığın, Haşhaşiliğin, Mankurtluğun yok edildiği veya işlevsiz hâle getirildiği  günlerde buluşmak niyazı ile herkese :

   Ves-selâm...!... 

Bu köşe yazısı, Elazığ Kanal 23 Haber - http://www.kanal23.com sitesinden alınmıştır.