EDEP YAHU EDEP
28 Aralık 2017 14:55

 HASBİHÂL                                                              MEHMET ŞÜKRÜ BAŞ

                                                                            mehmet_sukru_bas@mynet.com

 

                                            EDEP YAHU EDEP

 

         Ne güzel söylemiş cennetmekân Yunus Emre;

         Demiş ki!..

                                                   ***

Gezdim Halep’i Şam’ı, eyledim ilmi talep,

         Meğer ilim bir hiç imiş, İlla edep, illa edep…

                                                  ***

         Bizimde günümüz Türkiye’sinde birey olarak, millet olarak muhtaç olduğumuz tek şey edeptir. Edep sahibi olmayan bir toplumun ise gideceği yol elbette ki felakettir.

          Okuyan yazan birisiyim.        Günlük olayları, gördüklerimizi, yaşadıklarımızı, duydukladrımızı şöyle bir harmanlattığımda toplum olarak hızla bir çöküntüye gittiğimizi ahlak ve faziletin hızla yok olduğunu görüyorum.

         Kimin eli kimin cebinde belli değil.

         Tam anlamıyla at izi it izine karışmış durumda.

                                                  ***

İnsanların biri birine güveni yok.

Samimiyet yok, dostluk yok.

Aransada bulunamıyor muhtaç olduğumuz edep ve haya kavramı…

         Baba evladını  kazıklıyor, evlat babayı,

         Köşe başındaki caminin imamı bile mesaiden çalıyor. “İki gündür yoksun hoca efendi nerelerdeydin?” dediğinizde kırk tane yalanı bir arada söylüyor.

         Hırsızlıkla yolsuzluk yalanlarla süsleniyor.

         Bu gariban kardeşinizde bu durumu;

                                                   ***

         “Fazileti Hak getire rezillik olmuş düstur

Ar namusu soran yok mefkure olmuş kusur.

Kim kimi yakalarsa kör ebe gibi oyun

Ben buna ahlak demem adı neyse siz koyun. ”  Şeklinde özetliyor.

                                         ***

Nereye bakarsak bakalım puslu bir hava,

Elimiz, dilimiz kirleniyor.

         Eğitimde kalite, hukukta adalet yok.

         Siyaset kirlendi,

         Ticaret kirlendi,

         Siyasetçi kirlendi,

         Temizle temizleyebilirsen.

         Altı kilo petek balı, artı iki adet kışlık bot yanında da bir kol saati hepsinin fiyatı yüz lira…

         İşte ticari ahlakımızın fiyatı bu…

                                                   ***

         Yüce Meclis çatısı altında bile siyasiler biri birlerine burada yazmaya utandığımız bariz küfürlerle sataşıyor, kırk yalan Memiş gibi kırk yalanı bir arada söylüyorlar ne yazık ki bunların söyledikleri tepki yerine alkış alıyor.

         Rahmetmli ninemin dediği gibi “Vah ki vah”

İşte size siyasetteki seviye, siyasetteki ahlak ve siyasetteki edep …

Demek ki herkes anlayabileceği dille konuşuyor ve ne yazık ki herkesde anlayabileceği kadar anlıyor.

İsterseniz sözün burasında yine bir kıssa ile iddialarımızı güçlendirelim.

                                         ***

          Bir diyarda hüküm süren bir padişahın dar dünyada bir oğlu varmış. Padişah ununu elemiş eleğini asmış gün görmüş bir kişi. “Bir ayağım çukurda dar dünyada bir oğlum var. Tacımın tahtımın bütün servetimin sahibi odur onu da baş göz edeyim ölmeden çocuğumun mürüvvetini göreyim” demiş ve hanımına “Hanım helâl süt emmiş bir kız bulda şu oğlanı everelim” demiş.

                                                   ***

         Hanımı keyfiyeti oğlana anlatmış oğlan kabul etmemiş meğerse oğlan gönül buya oka da düşer b…da düşer misali gönlünü bir çingene kızına kaptırmış. Oğlan kara sevdaya tutulmuş “Olursa da bu kız, olmasa da bu kız, illaki bu kızı isterim” diye tutturunca durum padişaha anlatılmış. Padişah “Ne yapalım madem ki istiyor öyle olsun” demiş ve erkânı ile birlikte kız babasının kapısına dayanmış. Padişah kızın babasına “Allah’ın emri peygamberin kavli ile kızını şehzade oğluna istemeye geldik” der demez kızın babası “Çık ulan dışarı size verecek kızım yok” deyip kesip atmış.

                                                   ***

         Padişah mahzun, oğlan mahzun, günlerce padişahın evinde bir matem havası esip durmuş. Derken Padişahın tanıdığı eski kulağı kesiklerden birisi devreye girip bu işin esbabı mucibe sine muttali olmak istemiş. Durum olduğu gibi bu adama anlatılmış, adam gazaba gelmiş bir hışımla kız babasının kapısına dayanmış. Kapıyı açan kızın babasına:

         “Ulan zındık sen kim oluyorsun ki kos koca padişaha  “Size verecek kızım yok” diyorsun. Üstelikte kos koca padişaha hakaret ediyorsun. Ulan ben adamın anasını, avradını, ölüsünü dirisini” der demez kızın babası:

         “Dur hele ağam hiddetlenme padişah kızımı bizden böyle usulü dairesinde istemedi ki” demiş.                                               

         Demek ki her şeyi usulü dairesinde anlatmak lazım.

                                                   ***

         Hani bir iş adamı vardı ya basında yazıldı çizildi bu adamın söyledikleri ne demişti?

“Milletin A…..koyacağız” demişti.

Ne oldu içerimi attılar, para cezası mı verdiler?

Hiç birisi olmadı üstüne üstlük vergi borcunu sildiler. Hem de 425 milyon liralık vergi borcunu…

Ne demişti anlı şanlı atalarımız?

“Söz vardır kese savaşı, söz vardır kestire başı”

 

                           

Bu köşe yazısı, Elazığ Kanal 23 Haber - http://www.kanal23.com sitesinden alınmıştır.