• Dolar
    5.6973
  • Euro
    6.2972
  • G. Altın
    275.26
  • T. Altın
    1863.0

Yaklaşan sınav dönemi öncesinde ailelerin öğrenciler üzerinde uyguladığı baskının başarısızlığa neden olduğunu söyleyen uzmanlar, sınav kaygısı taşıyan çocuklarda oluşan başarısızlığın Berard metoduyla en aza indirilebileceğini açıkladı.
Sınav dönemi yaklaşırken, öğrenciler üzerindeki stres ve heyecan artıyor. Öğrencilerin bu dönemde yaşadığı stres ve sınav kaygısı, başarısız olmalarına neden olabiliyor. Öğrencilerin yaşadığı sınav kaygısının azalması için ailelerin tutumunun çok önemli olduğunu söyleyen Atlantis Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi Eğitim Koordinatörü Dilek Güner, yaşanan kaygı ve stresin başarısızlığa neden olabileceğini ve bu durumda uzmanlardan destek alınması gerekebileceğini belirtti. Çocukların potansiyelinin ortaya çıkartılması için etkisi bilimsel olarak kanıtlanmış olan Berard eğitiminin uygulanabileceğini belirten Güner, metot hakkında önemli bilgiler aktardı. Berard eğitimi kapsamında özel bir cihaz aracılığı ile öğrencilerin daha önce maruz kalmadığı müzik ve ses frekansların aktarılması ile algılarının gelişmesi ve becerilerinin açığa çıkartıldığını belirten Güner, 20 gün devam eden metot ile çocukların sınavlarda daha rahat hareket etmelerine olanak sağlandığını ve başarısızlık oranının en aza indirildiğini dile getirdi.

“Başarısızlık seviyesini en aza indirmeye çalışan bir yöntemdir”
Berard eğitimi hakkında açıklamalarda bulunan Eğitim Koordinatörü Dilek Güner, “Berard eğitimi, bireyin var olan potansiyelini kullanmasını sağlayan, bilimsel etkisinden yaklaşık 60 yıldır bahsedilen, kanıtlanmış ve bir doktor tarafından bulunmuş bir eğitim metodudur. Berard eğitimi 20 günlük bir müzik dinletilerinden oluşan bir eğitimdir. Uygulanan sistemde 20 gün boyunca bireyin belirlenen saat ve günlerde yarım saatlik dinletiler alır. Bu yarım saatlik süreçte bireyin daha önce maruz kalmadığı müzik ve frekansları dinleme fırsatı bulur. Bilimsel olarak açıklamak gerekirse bu bireyin daha önce kullanmadığı algı kanallarının kullanılmasına ve becerisinin açığa çıkartılmasına yardımcı olur. Özellikle yaklaşan bu sınav süreçlerinde çocukların kaygıyla baş etmeleri için önemli bir husustur. Var olan potansiyelin ortaya çıkmasına, sınavlarda daha rahat hareket etmesine, planlamasını doğru yapabilmesine, kaygı ve stresin oluşturduğu başarısızlık seviyesini en aza indirmeye çalışan bir yöntemdir” dedi.

“Hayattaki en önemli şeyin sınav olmadığını hissettirilmelidir”
Sınava hazırlanan öğrencilerde kaygının oluşmasına en çok etki eden unsurlardan birinin de ailelerin uyguladığı baskı olduğunu ifade eden Güner, çocuklarda ortaya çıkan stresin azalması için ailelerin destekleyici bir tutum sergilemesi gerektiğinin önemine vurgu yaparak, “Maalesef, sıkça çocukların kaygı sebebi ile potansiyellerini kullanamadıklarını duyuyoruz ve görüyoruz. Bu konu ile alakalı olarak çok sayıda aile bize başvuruyor. Sonuç itibari ile bu çok uzun bir süreç. Hem aile hem de çocuklar için önemli olan bir süreç. Çocuklar ailelerinin bu süreçteki hassasiyetlerini bildikleri için çok yoğun bir kaygı ve stres hissine kapılabiliyorlar. Ailelerin bu süreçte davranış ve tutumlarını, onları mutlu edecek şekilde destekleyici bir tavır içerisinde sergilemeleri gerekmektedir. Hayattaki en önemli şeyin sınav olmadığını hissettirilmelidir. Kendisinin desteklenmesi yönünde davranışlarda en önemli husustur” diye konuştu.