• Dolar
    6.6261
  • Euro
    7.3054
  • G. Altın
    338.15
  • T. Altın
    2155.8

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin ‘Edebiyat ve Yazı Akademisi’ programına katılan yazar Mertol Tulum, “14’üncü yüzyıldan kalma eski metinler ile uğraştım. Bursa yazma eserler kitaplığında bulduğum son derece kıymetli yazmalar üzerinde yaptığım çalışmalarla aynı zamanda Bursa’ya da bir Bursalı olarak hizmet ettiğime inanıyorum” dedi.
Bursa Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı tarafından ‘Edebi Şehir Bursa’ temasıyla düzenlenen ‘Bursa Edebiyat ve Yazı Akademisi’nin bu haftaki konuğu Yazar Mertol Tulum oldu. Tayyare Kültür Merkezi’nde yapılan ve edebiyatseverlerin yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte Yazar Mertol Tulum, ‘Edebi Eserlerin Dünyasını’ anlattı. Bir kitabın eskiliğinin üzerindeki tarihten ziyade eski harflerle yazılıp, yazılmadığına bağlı olduğunu ifade eden Tulum, “İnsanlık tarihinin aydınlatılması, yeni değerler üretmekte onlardan yararlanılması, işte bu yüzden kitap üzerinden geçmişe yapılan her seyahat bir keşif seyahatidir. Her keşif yeni bir tat her macera yeni bir heyecan olduğu gibi her yeni kitap yeni tatlara, yeni heyecanlara ulaşmakta en değerli araçtır. Her kitap size açılmış yepyeni bir penceredir. O pencereden baktığınızda orada tanımadığınız kişiler, kişilikler, hiç tanımadığınız nesneler, aklınıza gelmeyecek ilişkiler, bilmediğiniz, görmediğiniz değerler karşınıza çıkar. Her kitap insana yeni tatlar yeni zevkler aşılayan varlıklardır” dedi.
Kelimeler sözlüklerde ölüdür
“Kitap okumak cansız bir varlıkla muhatap olmaktır” diyen Tulum, “Dil çalışmalarında en kaygan zemin anlamdır. Dikkatli olmazsanız sık sık ayağınız kayar, sakatlanırsınız. Her metni okurken yeni bir keşif alanındaymış gibi dilsiz bir muhatapla konuşa konuşa yapacaksınız. İnsanlık geçmişini arıyor, geçmişini öğrenmek istiyor. Bunun için milyonlar harcanıp göbekli tepe kazılıyor. İnsanın her türlü varlık ile ilgili ilişkisi kültürü üretir. Arkeoloji bunları taşta toprakta arar, yerin altında arar. Biz ecdadın bize bıraktığı kitapta ve tabi başka eserlerde ararız. Selçuklunun son döneminden itibaren on binlerce eser hala kaşifini bekliyor. Onun için her eser bir keşif alanıdır. En önemli konu kelimeler ve kullanımları ile birlikte tarihi bir dil dönemini iyi öğrenmektir. Önce Türkçenin grameri öğrenilmesi gerekiyor. Kelimeler sözlüklerde ölüdür. Kelime canlılığını metinde kazanır. Kelimeler bir metin içinde yan yana geldiklerinde birbirleri ile konuşurlar. Anlamları değişir” diye konuştu.