• Dolar
    7.8187
  • Euro
    9.3602
  • G. Altın
    449.54
  • T. Altın
    3057.4

Meme kanseri tedavisi gören her dört kişiden birinin lenfödem sorunuyla karşı karşıya kaldığını bildiren Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon uzmanı Fizyoterapist Prof. Dr. Gül Baltacı, Hastaların yaşam kalitelerini ciddi oranda azaltan bu rahatsızlıkla mücadele etmede fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamalarının önemli rol oynadığını belirterek, “ Erken dönemde fark edilip, onkoloji ve fizik tedavi uzmanlarının işbirliğiyle takip edilen lenfödemin istenmeyen etkilerini en aza indirmek mümkün olabiliyor” dedi.
Meme kanseri tedavisi sonrası ortaya çıkan lenfödeme yönelik fizik tedavi ve rehabilitasyon yöntemleri hakkında bilgi veren Güven Sağlık Grubu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümünden Fizyoterapist Prof. Dr. Gül Baltacı, lenf sistemi lenf damarları ve lenf nodülleri, bademcik ve dalak gibi lenfatik organlardan oluşan bağışıklık sisteminin önemli bir öğesi olduğunu bildiren Baltacı, şu bilgileri verdi: “ Lenf sisteminin en önemli görevi; doku sıvısı ve içinde bulunan protein, su, hücre, yağ gibi maddelerin venöz yani toplardamar sistemine drenajını yapmak ve taşınmasını sağlamaktır. Lenf sistemi yeterince çalışamaması durumunda taşımakla yükümlü olduğu maddeleri taşıyamaz ve bu maddeler dolaşıma katılamaz. Bu duruma bağlı olarak, hastada şişlik oluşur ve lenfödem gelişir. Kısacası lenfödem, proteinden zengin sıvının ekstrasellüler yani hücre dışı aralıkta birikmesi ile sonuçlanan yumuşak dokudaki şişlik durumudur.”
Lenfödemin hastalarda doğuştan veya herhangi bir dış faktöre bağlı olarak geliştiğini, lenfödeme sebep olan başlıca dış faktörlerin arasında ise radyoterapi almanın, lenf bezlerinin alındığı bir cerrahi işlem geçirmenin ve lenf sistemine zarar veren travmalara maruz kalmanın yer aldığını bildiren Baltacı lenfödeminin belirtileri hakkında ise şu bilgileri verdi:
“Lenfödem belirtileri; kol, bacak veya gövdede şişlik, sıkılık, ağırlık hissi, gerginlik, doluluk hissi, sertlik, karıncalanma; saat, yüzük ve bilezik gibi aksesuarların sıkması ve daha önce yapılan hareketlerde zorlanma şeklinde ortaya çıkmaktadır. Meme kanseri ameliyatı sırasında koltuk altı lenf bezleri çıkarılmışsa omuz kısıtlılığı ortaya çıkabilir. Doğru ve erken dönemde planlanan egzersiz ve rehabilitasyon programları ile hastalar bu sorundan kısa sürede kurtulmakta ve yaşam boyu süren takip programları ile kalıcı omuz kısıtlılıkları ile karşılaşma oranları en aza indirilmektedir. Burada onkoloji uzmanı ile birlikte hasta takibi yapılmalıdır. Omuz eklemi diğer eklemlerden farklıdır ve ağrısı nedeniyle günlük yaşamı çok hızlı etkilemektedir. Aynı zamanda cerrahi veya radyoterapi sonrası çok hızlı gelişen lenf ödeme neden olmaktadır.”

Meme kanseri tedavisine bağlı ortaya çıkabilen lenfödem nedir
Tümör oluşan memeye yakın kolda hastaya uygulanan ameliyat, koltuk altına uygulan radyoterapi ile ilişkili olarak hastaların yaşamlarının bir döneminde lenfödem sorunu yaşayabileceğini bildiren Fizyoterapist Prof. Dr. Gül Baltacı, bu durumun bazı hastaların yaşam kalitesini bozduğunu, meme kanseri olan her dört hastadan birinde bu sorun ortaya çıktığını bildirdi. Dr. Baltacı, lenfödemin başlıca nedeninin, koltuk altı lenf bezlerinin ameliyatla alınması sonucu lenfatik dolaşımın bozulması olduğunu,bu istenmeyen durumun ortaya çıkmaması için hastaların, ameliyat sonrası erken dönemde fizyoterapist tarafından değerlendirilmesi ve yaşam boyu takip programına alınarak, gerektiğinde lenfödem masajı ve tedavi programlarına dahil edilmesi gerektiğini belirtti.

Lenfödem tedavisinde kullanılan fizik tedavi ve rehabilitasyon yöntemleri nelerdir
Lenfödemin ne kadar erken fark edilirse ve tedaviye ne kadar çabuk başlanırsa tedavinin başarı şansının o kadar artacağını bildiren Dr. Baltacı tedavi yöntemleri hakkında şu bilgileri verdi:
“Kronik bir durum olan lenfödem zamanında ve etkin bir tedavi ile takip edilmezse ilerleyici bir hastalıktır. Lenfödemin konservatif tedavisi olarak bilinen fizyoterapi ve rehabilitasyonunda; cilt bakımı, egzersiz, manuel lenfatik drenaj ve kompresyon terapisini birleştirerek uygulayan kompleks dekonjestif fizyoterapinin yeri önemlidir. Cilt bakımında; cilt travmalarını önlemek, cildi düzenli temizlemek ve kurulamak, basit nemlendiricilerin kullanılması tavsiye edilmektedir. Venöz ve lenfatik drenajı artıran spesifik egzersiz eğitiminin yanı sıra derin solunum da lenfatik akımı artırmaktadır. Egzersiz bu tedavinin temelini oluşturmaktadır. O yüzden hastaya bireyselleştirilen egzersiz programı eğitimi mutlaka fizyoterapist eşliğinde yaptırılmalıdır. Manuel lenfatik drenaj; el ve parmaklara giden lenf yollarını açarak, birikmiş sıvıyı harekete geçirir ve fibroz doku tıkanıklığını azaltarak lenfin taşınmasına yardımcı olur. Kompresyon terapisinde varis çorapları, çok katmanlı bandajlama, pnömatik pompalar kullanılmaktadır. Kompresyon; intravenöz basıncı aşacak yeterli basınç uygulayarak venolenfatik kan değerleri ve mikro dolaşımı geliştirmeyi, ödemi azaltmayı amaçlar.”