• Dolar
    5.9634
  • Euro
    6.6495
  • G. Altın
    245.42
  • T. Altın
    1658.1

Mersin İl Sağlık Müdürü Sinan Bahçacı, tuz kullanımını azaltmak için herkesin birlikte hareket etmesi gerektiğini vurgulayarak, "Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) günlük kişi başı tuz tüketimini 5 gramın altında önermektedir. 2017 yılında DSÖ işbirliğinde Sağlık Bakanlığınca gerçekleştirilen ’Türkiye hane halkı sağlık araştırmasına’ göre günlük kişi başı tuz yaklaşık tüketiminin günlük 10 gram olduğu saptanmıştır. Bu değer DSÖ’nün önerdiği günlük tüketim miktarının 2 katıdır" dedi.
Dünya Tuza Dikkat Haftası kapsamında açıklama yapan Mersin İl Sağlık Müdürü Sinan Bahçacı, daha az tuz tüketimi için birlikte hareket edilmesi gerektiğini söyledi. Dünyada tuzun tüketimini azaltmak için birçok ülkenin uzun zamandan beri çalışma yürüttüğünü belirten Bahçacı, "DSÖ günlük kişi başı tuz tüketimini 5 gramın altında önermektedir ve bu miktar bir tatlı kaşığı veya tepeleme bir çay kaşığına denk gelmektedir. Günlük olarak tüketilmesi önerilen bu miktar, gün içinde tüm besinlerimizle aldığımız tuzu da kapsamaktadır. Bazı ülkelerde ana tuz kaynağı birey tarafından eklenen tuzdur, ancak bu sadece tuzluktan gelmez, soya sosu gibi tuzlu soslar, tuzun dünyadaki diyetlere büyük katkılarıdır. Ancak birçok ülkede, yediğimiz tuzun yüzde 80’e varan kısmı, işlenmiş, paketlenmiş gıdalarda - ekmek, kahvaltı gevrekleri veya hazır yemekler gibi veya restoran yemeklerinde, kafeterya yemeklerinde ve ev dışında kalan diğer yerlerde bulunan tuzlardan gelmektedir" şeklinde konuştu.

"2 kat fazla tuz tüketiyoruz"
Tuzun sağlık için zararlı olduğunun bilinmesi gerektiğinin altını çizen Bahçacı, "2017 yılında DSÖ işbirliğinde Sağlık Bakanlığınca gerçekleştirilen Türkiye hane halkı sağlık araştırmasına göre günlük kişi başı tuz yaklaşık tüketiminin günlük 10 gram olduğu saptanmıştır. Bu değer DSÖ’nün önerdiği günlük tüketim miktarının iki katıdır. Aşırı tuz tüketiminin azaltılması amacıyla Sağlık Bakanlığınca ’Türkiye Aşırı Tuz Tüketiminin Azaltılması Programı’ yürütülmekte ve çok sektörlü bir yaklaşımla kademeli olarak tuz tüketiminin azaltılması için çalışılmakta, ilgili kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, özel sektör ile işbirliği yapılmaktadır. Bu işbirliği çalışmalarına örnek teşkil edecek olan ve aşırı tuz tüketiminin azaltılmasına katkı sağlayacak iki işbirliği protokolü hazırlanmıştır. Bunlardan ilki ’Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat İşbirliği Platformu, Aşırı Tuz Tüketiminin Azaltılması Protokolü’dür. 30 Ekim 2018 tarihinde Sağlık Bakanlığı ile Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) arasında imzalanmıştır. Söz konusu işbirliği protokolüyle ile gıda ve içecek sektörü tarafından toplumda tuz tüketiminin azaltılmasına yönelik gönüllülük esası ile çeşitli faaliyetler yürütülmesi, belirlenen ambalajlı gıda kategorilerinde tuz/sodyum azaltma çalışmalarının sürdürülmesi planlanmıştır. Diğeri ise Türkiye Lokantacılar ve Pastacılar Federasyonu ile Tüm Aşçılar ve Pastacılar Konfederasyonunu ile Sağlık Bakanlığı arasında 28 Şubat tarihinde imzalanan ’Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat İşbirliği Platformu, Aşırı Tuz ve Şeker Kullanımını Azaltan Lokantacılar ve Pastacılar Protokolü’dür. Bu protokollerle paketli gıdalarda ve lokanta pastanelerde tuz içeriğinde tedrici olarak 2023 yılına kadar azalma planlanmaktadır" ifadelerini kullandı.

Tuz tüketimini azaltma önerileri
Tuz tüketimi konusunda önerilerde de bulunan Bahçacı, açıklamasını şöyle sürdürdü:
"Tuz tüketimi azaltılmalıdır. Günlük olarak 5 gramı geçmemeli ve iyotlu tuz kullanılmalıdır. Besin sanayisinde kullanılan ve genellikle ambalajlı besinlerin besin etiketinde yer alan mono sodyum glutamat, sodyum nitrat, sodyum bikarbonat, sodyum sitrat, sodyum askorbat ve benzeri tüm sodyumlu bileşiklerin tüketimine dikkat edilmelidir. Çünkü bunlar besinin tuz/sodyum içeriğini artırmaktadır. Yemek hazırlama, pişirme ve tüketim sırasında ilave edilen tuz miktarı azaltılmalıdır. Hatta besinlerin bileşiminde sodyum bulunması nedeniyle hazırlama ve pişirme sırasında mümkünse tuz eklenmemelidir. Sofrada yemeklere tuz ilavesi yapılmamalı ve sofradan tuzluk kaldırılmalıdır. Hazır soslar, atıştırmalık ürünler, tuzlanmış kuru yemişler, turşu ve salamura, balık konserveleri, tuzlanmış, tütsülenmiş veya salamura edilmiş et ve balık ürünleri ile aromalı/aromasız, doğal/doğal olmayan mineralli içecekler yüksek miktarda tuz içermeleri nedeniyle az tüketilmelidir. Geleneksel olarak evlerde hazırlanan turşu, salça, tarhana, kurut, yaprak salamurası ve benzeri yiyeceklerin tuz içeriği fazladır. Bu nedenle daha az tüketilmeli ve hazırlarken yüksek miktarda tuz kullanımından kaçınılmalıdır. Salamura ürünlerin tuz içeriğinin azaltılması için suda yıkama ve bekletme gibi işlemler uygulanabilir. Satın alınan işlenmiş ürünlerin etiket bilgisi mutlaka okunmalı, tuzsuz yada tuzu azaltılmış ürünler tercih edilmelidir. Ambalajlı tüketime sunulan gıdaların içeriği etiket bilgisinden okunmalı ve benzer gıdalarda tuz ve tuz yerine geçen maddelerin miktarları daha düşük olanlar tercih edilmelidir. Ev dışı beslenmede yemeklerin ve besinlerin içindeki tuz miktarı öğrenilerek mümkünse az tuzlu veya tuzsuz hazırlanması istenmelidir. Tuz yerine doğal lezzet arttırıcılar kullanılmalıdır. Tuz tüketiminin azaltılması konusunda bir süre ısrarlı davranıldığında, kişinin tuzu azaltılmış beslenme biçimine alışabileceği unutulmamalıdır."