• Dolar
    5.3255
  • Euro
    6.0591
  • G. Altın
    228.85
  • T. Altın
    1550.6
Ahmet BULUT ahmetbulut@kanal23.com

 Bu makalem 2010 yılında Ankara Elazığ Vakfı dergisinde Harputbey mahlasıyla yayımlanmıştı, ancak biraz düzenleyerek tekrar hatırlamanızı istedim.

     18.yüzyılın sonlarına kadar bütün ihtişamıyla yaşayan tarihi Harput kenti sihirli bir elin değmesiyle ve vali Mehmet Reşit Paşanın tercihiyle yavaş yavaş terk edilmeye başlanmıştır. Dört bin yıllık tarihi geçmişi içerisinde çeşitli medeniyetlere yurt olmuş, Sancak beyliği olmuş, Çubuk Beyleri, Balak Gazileri görmüş, İlim, kültür ve sanat kenti unvanı almış, batıdan doğuya açılan ticaret merkezi olmuş, çeşitli ırk ve dinden insanların hoş görü iklimini yaşadığı barış ve huzur diyarı olmuş, medreseleri ve kolejleriyle eğitim ve edebiyat alanında alimler yetiştirmiştir. Kalesi, camileri, kiliseleri,

Medreseleri, hamamları, bedestenleri, hanları, çarşıları ve yirmi bir mahallesindeki evleri ve tarihi konaklarıyla Anadolu’nun asil bir şehri olma unvanı da kazanmıştır.

       Sivil mimarimizin en güzel örnekleri olan görkemli konaklarında bu gün halen yaşatılan anane ve gelenekler en uç noktalara ulaşmış, kürsü başı eğlenceleri yapılmış, büyük aşklar yaşanmış bu aşklara romanlar yazılmış, Rahmi Harputi, Hacı Hayri gibi şiir ustalarına ilham vermiş, türküler ve şarkılarına konu olmuş dilden dile dolaşmıştır. Harput’un bu İhtişamlı günlerini Lokman TASALI şu şiiriyle dile getirmiştir,

 

Ne büyük mutluluk Harputlu olmak,

Sazı ve sözü ile onu yaşamak,

Tarih karıştır tanı Harput’u,

Böyle bir diyardan mümkünmü kopmak.

 

Hafızlar diyarı, Alimler kaynağı,

Evliya yatağı şair otağı,

Pervaz eder Harput’ta nice sadalar,

İşte, Harputlunun yaşam kaynağı.

 

Fışkırmış bağrından nice askerler,

Celal Doralar Yakup Şevkiler,

Kaç haçlı sefere göğsünü germiş,

Binlerce Şüheda Balak Gaziler.

 

Tarihi okursun harabesinde,

Yaşlı çınarında süt kalesinde,

Özlediğin zaman atalarını,

Git sara hatuna gör kubbesinde.

 

      Bütün bu şaşalı günleri yaşayan ve tarihimize kattığı güzelliklerle öne çıkan özel ve asil şehir çeşitli nedenlerle tükenmeye başlamış terk edilmiş virane olmuş yitik bir şehir haline gelmiş ve HARPUT’UN ÖLÜMÜ gerçekleşmiştir.

      Öyle ki Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman dönemlerinde Osmanlı sancak beyliği iken kendisine bağlı bir mezranın önce nahiyesi daha sonrada mahallesi olmuştur. Harput’un bu haline yıllarca şiirler mersiyeler yazılmış olup Rahmetli şair Cenani Dökmeci de şöyle dile getirmiştir,

 

Toz duman içinde bıraktı felek,

Harput’ta eğlenen gülen kalmadı,

Her Cuma al ata binip yelekcek,

Cirit meydanına gelen kalmadı.

 

Eskiden nice bir nasip paylandı,

Şehirde kışlanıp Bağda yaylandı,

Dereden dereye hoyrat söylendi,

O mutlu günleri bilen kalmadı.

 

Ustası çırağı toyu ermişi,

Tezgah başlarında bıraktı işi,

Puşu’nun yazmanın yok savruluşu,

Gönülleri sarıp çelen kalmadı.

 

Artık orciklere pestil dolanmaz,

Şıralar durulup salk’a bulanmaz,

Yad eli değse de böyle talanmaz,

Talan gerçek oldu yalan kalmadı.

 

Kapılar kilitli, çarşılar bomboş,

Ne yazımız yazdır, ne kışımız kış,

Horonu halayı unuttuk gardaş,

Oynayan kalmadı çalan kalmadı.

 

      Harput uzun yıllar kendisine bir elin uzatılmasını beklemiş beklemiştir, nihayet insanlardan ümidini kesmiş ve ilahlardan yardım istemiştir. İmdadına 1999 yılında gerçekleşen güneş tutulması yetişmiş, Güneş tutulması olayının en iyi izlendiği merkez olarak seçilmiş, 11Agutos 1999 günü elli bin yerli ve yabancı insanı ağırlayarak, ben buradayım demiş ve o günden itibaren HARPT’UN DİRİLİŞİ başlamıştır.

     Bu tarihten sonra, yolu yaptırılmış, Elazığ Valiliğince yeri ve yapı tarzı eleştirilse de bir Harput evi yapılmış, Okuma Evi ve Valilik Evi yaptırılmış, yine iş adamı Sayın Şefik Gül tarafından Ulu Cami yanındaki ev restore edilmiştir.                                      

     Vakıflar genel müdürlüğünce Ağa Camii restore edilmiş, Kültür ve Turizm Bakanlığınca kale surlarının onarımı başlatılmış, Kale içerisinde arkeolojik kazı başlatılmış, bu arada koruma amaçlı imar planı yaptırılarak kontrol sağlanmaya başlanmıştır.

      İt yokuşundan Dua Dağının üstlerine gelince Tüm ihtişamı ve güler yüzüyle gelenlere Harput’a geldiğini anımsatan, tüm geçen yıllara olumsuzluklara ve ilgisizliğe rağmen zamana kafa tutarcasına yıkılmadan ayakta kalan iki konak var ki biri Sağır Müftü Küçük Efendiler konağı diğeri ise Sungur Oğullarına ait konağın kamulaştırılması yapılarak restorasyon çalışmaları Elazığ Belediyesince yaptırılmıştır.

      Çorbacılar, Keklikçi Fehmi, Salah Ahmet’e ait olan girişte sol taraftaki evler de yine Elazığ Belediyesince apart otel yapılmış, Kurşunlu caminin karşısında bulunan binanın onarım ve restorasyonu da belediyemizce yapıltırılmıştır.

      Bir Zamanlar Harput kültürünün dolu dolu yaşandığı İspirlerin, Onurların, Hacı Hıdırların, Ünlülerin Yaşadığı bu konaklar yeniden o günlerini yaşayacak gibi görünüyor, bir şairin dediği gibi,

 

Sevda bulutları çökmüş üstüne,

Harput’a sevdalar yağacak gibi,

Taze aşklar filiz vermiş göğsüne,

Belliki çırası yanacak gibi.

 

       Yapılan bu çalışmaların ve gelişmelerin Harput’un dirilişine katkı sağlayacağına inanıyor, Harput sevdalılarını, iş adamlarını eski evleri onararak hem tarihimize olan borcumuzu ödemeye hem de‘’HARPUT’TA BENİMDE BİR EVİM VAR’’ kampanyasını başlatmaya davet ediyorum.

Selam ve Saygılarımla

AHMET BULUT