• Dolar
    6.6604
  • Euro
    7.2896
  • G. Altın
    360.12
  • T. Altın
    2155.8
Ahmet BULUT ahmetbulut@kanal23.com

    # EVDE KAL ELAZIĞ 

      Nisan ayı ile birlikte ilkbaharın yavaş yavaş geleceğini biliyoruz. Korona virüs’ün bizleri evlerimizde karantina altına aldığı bu günlerde, dışarı çıkmasak ta bahar gülen yüzünü göstermeye başladı sanırım. Moral ve motivasyonumuzu yüksek tutarak tüm kurallara uyup sabırla bekleyeceğiz, güzel günleri hep birlikte görmek istiyorsak, metanetli olup, kendimizi ve sevdiklerimizi koruma altına alıp başkalarına da zarar vermeden biraz daha sabır göstermeliyiz.

     Sosyal medya da geçen gün şöyle bir ifade görmüş ve çok beğenmiştim, tamda bizim ruh halimizi ifade ediyor diye sizlerle paylaşmak istedim;

‘’Ev yıkık, Kalp kırık, Şarkılar yavan Nereye dönelim ya rahman’’. Döneceğimiz yer bellidir!

     Yine Mevlana Şöyle demiş;

‘’ Hayat beni istediğin kadar üz,

   Şükrümden bir parça bile eskitemeyeceksin.

   Nasılsa üzüntüm gibi sende bir gün biteceksin’’.

   Şimdi artık yaşadığımız yerde sevdiklerimizden uzak kalsak ta sabırla onlara kavuşacağımız güzel günleri düşünüp hayal ederek bekleme zamanıdır. Bazen sevdiklerimize zarar vermemenin en iyi yolu, onlardan uzak durmaktır, her vazgeçiş sevgisizlikten değil çaresizliktendir. Cemal Süreyya da tam bu günler için şöyle demiş;

‘’ Nasıl bir his biliyor musun?

   Oda çok geniş ama sığmıyorsun,

   Bak kapı orada ama çıkamıyorsun,

   Pencere açık ama nefes alamıyorsun’’.

   Hayatımızın bu bölümünde böyle bir ortamı da görmek varmış, bizlere aylar önce böyle bir şey yaşayacağımız söylenseydi, belki inanmazdık ama bir gerçekle karşı karşıyayız, kurallara uyarak sabrederek ve yaşayarak bu günleri de aşacağız sabır….sabır….sabır. Çocuklarımızın ve sevdiklerimizin geleceği için.

   Yine Mevlana şöyle demiş;

‘’ Her şey vaktini bekler,

   Ne gül vaktinden önce açar,

   Ne güneş vaktinden önce doğar,

   Bekle senin olan sana gelecektir’’.  Sabredelim ki her şey gönlümüzce olsun.

   Yazımızın girişinde ilkbahar da Nisan ayı ile birlikte tabiatın canlandığını söylemiştik, biz bunu evlerimizin penceresinden ve balkonumuzdan gün be gün takip ederek yaşayacağız. Nisan ayının ortalarına doğru, naif ve güzel görünümlü bir ağaç, mor, pembe, beyaz renklerde çiçekler sunacaktır bizlere, tahmin edersiniz ki bu ağaç Leylaktır.

    Yazımın bu bölümünde leylak ağacı ve çiçeklerinden bahsederek, sizleri geçirdiğimiz bu zor ve sıkıntılı günlerde biraz tebessüm ettirmek isterim.

   Leylak ağacı çok dayanıklı bir bitki olması nedeniyle her ikimde ve her yerde yetişir. Mor rengi, güçlü yapısı, ortama kattığı müthiş görüntüsü, aromatik kokusuyla dikkatleri çeken bir mini ağaç türüdür. zor şartlara hemen uyum sağlayan nazlı, narin bir yapısı vardır. Bakınca sizi rahatlatacak zarif bir görünümü vardır ve hemen dikkatini zi ve sizi kendine doğru çeker.

    Şairlere ilham vermiş şiirlere konu olmuş, yazarlara ilham olmuş, romanlara ve hikâyelere konu olmuş, söze dönüşmüş, manilere, türkülere ve şarkılara konu olmuş, sevgi ifadesi olmuş sevgiliye sunulmuş, el emeği göz nuru iğne oyalarına da isim olmuştur. Kozmetik sanayide çok sevilen koku olarak da kullanılmıştır.  Latince ismi syringa valguristir. Bu arada şunu da belirtelim ömrü de çok uzun olmayan bir çiçek türüdür.

    Leylak çiçeği bir sevgi ifadesi olarak kullanılmış, sevgiliye güven vermek amacı ile tercih edilmiştir.

    Renklerinin de ayrı bir ifadesi vardır. Mor ve tonları ilk aşkı temsil eder, pembe olanı ise aynı zamanda arkadaş olunacağı ve her zaman yanında olunacağı anlamına gelmektedir. Beyaz renk sağlığı ifade eder, mavi renk ise huzuru ifade eder.

    Bana 1930 lu yıllarda Bu günkü Mustafa paşa ( SAKO MAHALLE)mahallesinde yaşanmış güzel bir aşk hikâyesi anlatılmıştı içerisinde Leylak geçtiği için bir kısmını sizlerle anlatmak istedim.

    O yıllarda sako mahallede evler bahçeli nizamda olup hemen her evin mutlaka bir bahçesi olurmuş. Tabi ki bu bahçelerde her türden sebze, meyve ve çiçekler yetiştirilirmiş, bu çiçekler arasında mutlaka leylak ta bulunurmuş.

    Mahallede esmer uzun boylu, karakaş, kara gözlü yakışıklı Davut isminde bir delikanlı yaşarmış, hemen komşu evlerinde ise, sarı uzunca saçlı, ela gözlü, dal gibi endamı olan Feride isimli bir kız yaşarmış. Feride içten içe Davut’a sevgi duyar ancak bir türlü konuşamaz anlatamazmış, sevgisi o kadar büyümüş ki artık içi içine sığmaz olmuş, mutlaka bunu göstermek istiyormuş.

    Bir yolunu bulmak için bir kız arkadaşına sorar, arkadaşı ona siz duvar komşusunuz değimli demiş,  sen onun dışarı çalışmak için evden çıktığı saati ve yolu mutlaka biliyorsundur demiş, O da evet biliyorum demiş, bizim bahçe duvarının yanından yürüyerek gidiyor ben her gün bahçede bir ağaca çıkarak bakıyor ve görüyorum demiş, gülüşmüşler….

    Aylardan nisan ve leylaklar açmış Feride’nin bahçesinde hem de renk renk, arkadaşı ona Davut’un geçtiği yola her gün ‘’Bir Dal Leylak’’ at, o zaman seni fark eder demiş. Feride denileni yapmış ve her gün bıkmadan usanmadan yola Bir Dal Leylak atmış,  günler sonra Davut bunu fark eder, kimden geldiğini de tahmin eder ama komşu kızı olduğu için karşılık veremez. Ancak yerden leylak’ı alır koklar ve yanında götürürmüş. Leylak mevsimi geçer, artık atacak leylak kalmamıştır, Davut her sabah yere bakar ancak artık leylak yoktur çaresiz bakar bakar bakar,  içinden hemen duvardan atlayıp Feride’yi görmekte var ama komşu kızı olmaz diye düşünür ve yürüyüp gider.

     Feride de çaresiz tekrar arkadaşına sorar, olmadı karşılık vermedi diye, arkadaşı bu kez de ona senin bu dileğinin olması için, üç Cuma sabah namazından önce kimseye görünmeden camiye gidip camiyi temizlersen ve dua edersen dileğin olur ve Davut sana karşılık verir der. Feride her Cuma sabah kalkar erkenden kimseye görünmeden camiye gider camiyi süpürür ve döner, tam üç Cuma.

     Şimdi düşünelim bir kız sizi seviyor ve bir ay boyunca yolunuza ‘’ ‘’Bir Dal Leylak’’ atıyor, senin için her şeyi göze alarak üç hafta camiye gidiyor temizliyor ve dua ediyor, günümüzde böyle bir aşk ve sevgi varmıdır?

     Sanmıyorum, en iyi tahmin telefondan kısa bir mesaj gelir! Bu aşkı ve tutkuyu, yaşayanlar artık aramızda değiller mekânları cennet olsun, ama bakın aşkları halen anlatılıyor.

     Bu hikâyenin sonunu yazmayacağım, nedeni ise Allah nasip ederse iki ay sonra emekli oluyorum bunu roman olarak yazmak istiyorum, sonunu merak edenler bekleyecekler. ( Çok merak edenler özel olarak arasınlar….)

     Leylak’Ların açmaya başlayacağı bu günlerde sevdiklerinize ‘’Bir Dal Leylak’’ vermeniz dileklerimle.

Bir Leylak şiiri ile bitirelim. Şiir Şair Perihan Kılıç’a aittir.

 

Etrafını görmeye mecal yetirmezken

Küçücük bir bahçeden taşan leylak dalı;

‘’ Yaşıyorsun Bak’’ diye haykırırcasına

Rahiyası ile Davetkâr;

‘’Buyurun, görün beni’’ der gibi..

Eğilmiş dalları sokağın karmaşasına

‘’Burdayım!’’ diye çığlık çığlığa

Kokusunu salıp çağırmakta seni.

Birden fark ediyorsun onu,

Çekiyorsun öbeklenmiş çiçeklerle dolu bir dalı kokluyorsun.

Hayat kokusu, bahar kokusu, rahmet kokusu

Çiçek vazifesini yapmanın mutluluğunda;

 

Daha bir keyifli elvan elvan kokusu ile sarıyor ruhunu

Çıkartıp atıyor üzerine giydiğin karamsarlık giysisini.

 

# EVDE KAL ELAZIĞ