• Dolar
    5.3647
  • Euro
    6.0674
  • G. Altın
    213.74
  • T. Altın
    1448.4
Ahmet BULUT ahmetbulut@kanal23.com

"HAMAM"

"PEŞTAMAL, LİF, KESE,KİLDANLIK,GÜLABDAN"

           Hamam, Arapça Hammam kelimesinden gelme olup özel bir düzenle ısıtılan yıkanma yeri anlamına gelmekte ayrıca yıkanılan yer olarak da kullanılmaktadır.

          İnsanlar, başlangıçta kutsal saydıkları nehirlerde yıkanmaya başlamışlardır, bu nehirler Nil, Ganj, Amazon, Dicle, Fırat, Yeşilırmak vb dir. Su kenarlarında üstü açık yapılarda devam eden yıkanma geleneği zamanla kapalı yerlerdeki hamamları oluşturmuştur. Özellikle Roma döneminde yapılaşmaya başlayan hamamlar, çeşitli medeniyetlerde ve tarihin her çağında süre gelen bir kültür olmuşsa da, hamam denildiği zaman ilk olarak Osmanlı ve Türk’ler akla gelmektedir.

          Orta Asya da göçerlerin yaylalarda kullandığı yıkanma çadırlarını, Alaeddin Keykubat’ın sefere çıkarken kullandırdığı ‘’Seferiye Hamam Çadırı’’,nı, yeniçerilerinde kullandığı bilinmektedir.

          Hamam kültürü, Türk’lerin yaşamında sadece yıkanılan ve temizlenilen yer olarak değil, kültürel etkinliklerin yaşandığı yerler haline de dönüştürülmüştür. Ayrıca kendi hamam ritüellerini de oluşturmuşlardır. Türklerin İslamiyet’i kabul etmeleri ve İslamiyet’in temizliğe ait hükümlerini büyük bir titizlikle uygulamaları sonucunda, özellikle İstanbul’un fethinden sonra, burada ve İmparatorluğun dört bir yanında binlerce hamam yaptırmışlardır.

          Selçuklular döneminde başlayan mimari hamam yapıları Osmanlılar döneminde görkemli yapılara dönüşmüştür. İstanbul de ilk hamam 1584 yılında III. Murat’ın annesi Nurbanu Sultanın Mimar Sinan’a yaptırdığı Çemberlitaş hamamı olarak bilinmektedir. Bursa da 1366 yılında yaptırıldığı tespit edilen’’ Cık Cık’’ hamamı Hüdavendiğar külliyesi içerisinde bulunmaktadır. Harput Cemşid Hamamı, Yavuz Sultan Selim’in sipahilerinden Cimşid Bey tarafından XVI. Asrın ortalarında yaptırılmıştır.

           Hamam kültürü Osmanlılar da Minyatürlere konu olmuş bu minyatürler, Hünername, Zenname, Sürname-i Hümayun kitaplarında mevcuttur. Ayrıca resimlere konu olmuş, Münif Fehmi’nin ‘’Kadınlar Hamamı’’ tablosu bilinenlerden birisidir.

           Atasözü ve deyim olmuştur;

           ‘’İki çıplak bir hamama yakışır,,

           ‘’Hizmetçiden hanım olanın, bohçası hamama sığmaz,,

           ‘’Düğünde zurna, hamamda kurna beğenmez,,

           ‘’ Aynı tas,aynı hamam,, gibi.

           Hamamlar özel kutlama günlerine de mekan olmuşlar,

           Gelin Hamamı, Damat hamamı, Adak Hamamı, Kırk hamamı, Loğusa hamamı, Sünnet Hamamı, Asker hamamı,  Bayram hamamı gibi.

 

          Tüm dünyada Türk hamamı olarak kabul gören bu yapıların genel özellikleri,  mimari yapım tarzları, içerisindeki bölümler, kullanım şekilleri, içerisindeki etkinlikler ve uygulamalardan kaynaklanmaktadır. Genel olarak bir Türk hamamı dışarıdan bakıldığında üstü kubbeli taş yapılardır. İç kısımları ise kemerli olup, şu bölümlerden oluşmuştur;

Soyunma yerleri ( Soğukluk)

Yıkanma yerleri (kurna, göbek taşı ve halvetlerin olduğu bölüm)

Isıtma yeri (külhan).

 

           Soyunma yerleri kabin şekline olup en fazla iki kişinin kullanacağı şekilde bölümler den oluşmuştur, bazı hamamlarda bu kısma minyatür havuzlarda konulmuştur. Soğuklukla yıkanma yeri orasında yuvarlak kemerli ve ahşap bir kapı vardır, bu kapı bir halatın ucuna bağlanan ağırlık sayesinde sürekli kapalı kalır, içeri girenin arkasından bir gürültüyle kapanır.

               Yıkanma yeri ilesoğukluk arasında ılıklık vardır, bu bölümde tuvalet ve temizlik odaları bulunur( bu odalara Usturalık ta denirmiş). Ilıklıkla yıkanma yeri arasında da benzer bir kapı bulunur, bu kapıda aynı sistemle açılır kapanır şekilde yapılmıştır.

               Yıkanma bölümler genellikle kemerli bir yapıya sahip olup kubbe üzerinde bulunan kalın camlardan oluşan küçük tavan penceresinden aydınlanır şekilde yapılmıştır. Kemerli yapıların iç kısımlarında oturarak yıkanabilmek için çok sayıda kurnalar konulmuş ayrıca halvet odaları da vardır. Orta kısmında göbek taşı bulunmaktadır, göbek taşı ter atmak isteyenler tarafından üzerine uzanılarak kullanılır. Zemin ve göbek taşı büyük sal denilen taşlarla kaplıdır.

               Külhan denilen ısıtma yeri genellikle hamamın alt kısmında yapılır ve üzerine sıcak su deposu veya havuzu vardır. Burada yanan odunlardan çıkan alev ve duman duvar içlerine konulan ‘’tüteklik’’ denilen bacadan dışarı çıkar. Külhanda ısınan su birkaç kanalla ortadaki göbek taşının altına kadar gelir ve burayı ısıtır, göbek taşının altındaki bu bölüme ‘’cehennem’’ adı verilmiştir.

 

               Hamam da hizmet veren çalışanlara da çeşitli isimler verilmiştir. Örneğin Meydancı, havlucu,

Keseci, peştamalcı gibi, ancak genel olarak hamamda çalışan erkeklere Tellak, bayanlar hamamında çalışan kadınlara ise Natır denmektedir.

               Erkekler hamama hiçbir şey getirmezler, orada kendilerine dokumadan yapılmış, dikey çizgili peştamal verilir, ayrıca havlu hizmeti de sunulur. Ancak bayanlar, hamamda verilen peştamal’in dışında bohça ile gelirler, bohçanın içerisinde özel sabun, kese, lif, hamam tası, kildanlık, gülabdan gibi malzemelerde getirirler.( yiyecek içecekte getirirler).

               Hamam ve gelenekleriyle ile ilgili kitaplar yazacak kadar bilgiler, anektotlar ve ritüeller vardır, kullanılan malzemelerden, erkek ve bayan hamamlarının saatlerine, natırların suyu açıp kapamasına kadar, evlilik çağına gelen gençlere kız bakmaya hamama gidilire kadar hikayeler anlatılır.  Annelerin hamama getirdikleri erkek çocuklar biraz büyüdüğünde  hamam sahibi tarafından‘’Babasını da getir,, sözüyle o hikaye bitermiş.

               Hamam geleneği, günümüzde artık unutulmaya yüz tutmaya başlamış olup, şehirlerdeki hamam sayısı azalmıştır. O güzelim yapılar bir bir yok olmuştur.

               Tarihe şerh koyma amacıyla Elazığ şehir merkezindeki hamamların isimlerini hatırlatmak isterim, günümüzde sadece bir hamam faaliyette olup diğerleri sadece hatıralarda kalmıştır.

               Elazığ’daki hamamlar;

Kışla hamamı  ( orduevinin alt kısmında)

Küçük hamam ( şıra meydanının doğusunda eski ulusoy garajının yerindeymiş)

Çarşı hamamı  ( Şıra meydanının kuzeyinde)

Yeni hamam    ( 1. Harput caddesinde)

Yüksel hamamı ( Mapushane hamamı) (Saray camisinin güneyinde)

Hacı Ziya Bey hamamı  (halen faaliyettedir)

Kesrik hamamı (kesrik mahalleside)

Yığıki hamamı. (yığınki mahallesinde).

               Harput’taki hamamlar;

Hoca hamamı,

Paşa hamamı,

Cemşid hamamı,

Hacı Yunus hamamı,

Kale hamamı,

Dere hamamı,

Arslaniye hamamı,

Kale altı hamamı,

Şehroz hamamı.  Bunlardan sadece Cemşit hamamı gezilebilir durumdadır.

 

              Tarihi Harput kentinde, bir faal hamam ve bir hamam müzenin açılması dileklerimle.