• Dolar
    7.8187
  • Euro
    9.3602
  • G. Altın
    449.54
  • T. Altın
    3057.4
Ahmet BULUT ahmetbulut@kanal23.com

Doğu Anadolu bölgesinin kuzey doğusundan bulutları yırtarcasına bir dev yükselir;  mağrur, dik başı ve görkemli… Dağların dağı Ağrı Dağı’dır bu. Gökyüzünde bayrağımızın hilalini ve yıldızını ilk o görür. Ardahan’dan Edirne’ye, Anadolu topraklarını güler yüzüyle takip eder, bakar bakar ve gurur duyar. Nuh tufan’ından kaçanlara yaptığı ev sahipliği ise onun en güzel ve mistik yönüdür.

     Ağrı, aslında efsaneler diyarıdır. Nasıl mı? Hadi birine benim gözümle bakalım.

     Ağrı’nın Diyadin ilçesi ve Tendürek Dağı civarından gelen çaylar, bir süre sonra Murat başı ve Aladağlardan gelen derelerin suyunu da alarak efsaneyi başlatır. Kolay değil Murat Nehri’ne hayat verir, Kara Köse ve Eleşkirt ve Hınıs suyunu kollarına alır.  Muş ovasına geçerken Korkut ilçesinde güzel atları, tayları görür heyecanlanır. Gökyüzünde, Âdem’den Havva’ya selam götüren Kırlangıç, turna ve toy kuşlarını izler ve haber gönderir; bekle beni der Nereye mi? Kime mi?

     Artık nehrin karakteri de oluşmaya başlamıştır. Malazgirt’ten geçerken Anadolu’nun tarihini değiştiren Selçuklu Serdarı Sultan Alparslan’ın ruhunu hisseder. Anadolu’ya girişini hatırlar; kabarır kabarır ve selamlayarak geçer. Palu da maneviyatı yaşar, Harangit (Sivrice’de) suyunu alır, Munzur da ve peri de pirleri görüp’’ HU’’ çeker.

     Artık kadim şehir, yüksek medeniyet diyarı Yiğit Harput’u selamlama zamanı gelmiştir. Kıvrılarak sokulur, Çubuk Beyi, Balak Gaziyi selamlar, zor iştir bu; tamı tamına yedi yüz yirmi iki kilometre yol almış, neler mi kazanmış; kahramanlığı, sevgiyi, dik başlılığı, kabarmayı, saygıyı, heybeti… Asla pes etmemeyi de karakterine katmıştır.

     Eleşkirt ve Kara Köse kollarını oluşturmuş, geçtiği ki köy çeşmelerinden gelen sevgililerini görmek için erkek âşıkların yüzlerini yıkadığı sularla gövdesini oluşturmuş şimdi sıra bacaklarını oluşturmaya gelmiştir, Kara Suyu alarak bunu da tamamlar.

     Murat artık yorulmuştur;  iki şehir arasında yani Keban’da isim değiştirme ve yeniden yola koyulma zamanı gelmiştir. Farsça UFRATU, Akad dilin de PURATLU ve Türkçedeki karşılığı güçlü kuvvetli anlamına gelen FIRAT ismini almıştır. Bu isim ülkemizde erkek çocukları için kullanılır.

     Bu nehir artık Fırat’tır. Murat nehrinden gelen bütün özellikleri alarak Malatya’da Battal Gazi’yi hatırlar, Vadi-i Leman ( Güzel Vadi) yani Adıyamanı selamlar, Gaziantep te Şehit Kamil’i saygıyla anar, Urfa da Hz. Eyüp sabrını, Hz İbrahim’in inancını hatırlar ve yoluna devam eder.

     Fırat artık delikanlıdır, hırçındır, heybetlidir.

    Elazığ sınırları içerisinde bulunan ve Sivrice ilçesinin de görkemli dağı Hazar Baba zirvelerindeki kar sularıyla beslediği Doğu Anadolu’nun nazlı kızı Hazar gölü boş durmaz, o da bir efsaneye hayat verme talaşındadır; fazla sularını sızdırarak ve yeni bir nehir oluşturmak üzere Diyarbakır’a doğru yola çıkar.

     Garzan, Botan, Habur sularını da alan ve nazlı nazlı akmaya başlayan DİCLE. nehri doğmuştur artık. Sakindir, yayvandır, bereketlidir gittiği yerlere hayat götürür cilveli Dicle. Bin dokuz yüz km sürecek serüvenine başlamıştır. Bir beklentisi vardır bir haber bekler. Bu haberi Kırlangıçlar, toy kuşları ve turnalar taa Muş ovasından getirmişlerdir. Fırat’ın kendisine doğru geldiğini öğrenmiştir artık.

     Bir an önce Fırat ile karşılaşmak ister. Bunu duyan Botan Çayı bu olaya kayıtsız kalmaz ve Dicle ile birleştiği yerde, yani aşklara konu olan Malabadi Köprüsü’nde Dicle ile Fırat’ın nişan yüzüklerini takar.  Bu haberi alan Fırat Dicle ile buluşma telaşına düşerek kabardıkça kabarır. Dicle heyecanlı ama nazlı bir edayla Suriye ve Irak’ geçer. Fırat da bu yolu çoktan kat etmiştir; işte beklenen an gelmiştir ŞATTÜL ARAP’A gelmeden karşılaşıp bir süre birlikte akar hasret giderirler. Ve denizde vuslat zamanıdır atık.

     Bu aşk Mezopotamya’ya bereketini vererek Basra Körfezi’nde son bulur. 

     Bu yazıyı söz verdiğim iki kardeş kuzenlerim Hukuk’çu olan Dicle ve Fırat Bulut’a armağanımdır.