• Dolar
    5.5895
  • Euro
    6.2124
  • G. Altın
    269.36
  • T. Altın
    1816.9
Doğukan Ağar

Son dönemlerde dengesiz bir biçimde bir türlü spor için gerekli hamleler tam anlamıyla yapılamıyor. Bize sunulan imkânlarda marka değeri çok yüksek ve önemli yere sahip ülkemizce taraflı tarafsız herkesin istemsizce içinde bulunduğu futbola yazımda yer vereceğim.

Elbette ülkemizde en çok sporcusu bulunan branş futboldur. Ülkemizde iller, ilçeler, köyler, mahalleler ve okullarda kısaca her yerde futbol takımları var. Kentler geliştikçe artık mahallelerde oynanmasa bile belli bir arkadaş topluluğunun halı sahalarda enerjisini atması, şehir takımının ve ya bir derbi mücadelesinin maçı olduğu zaman herkesin ekran başlarında ya da statlarda seyretmesi vs. bunu örneklendirirsek futbolun içinden çıkamayız. Ama şunu söylemeliyim ki futbol reklam değeri ve markalaşma adına önemli bir yere sahiptir.

Özellikle bu yazımda futbolun alt yapı sistemlerini ve Elazığ adına bize lanse edilen sporun perde arkasına dikkat çekeceğim.

Ülke olarak en büyük eksikliğimiz sporcu yetiştirme konusunda çok sıkıntılar çekiyoruz. Belli ki bir şeyleri doğru bilip hatta örnek alıp uygulamakta bariz sıkıntılar çekiyoruz. Köklü spor kulüpleri dahi bütün futbol kulüpleri alt yapılarından futbolcu yetiştiremiyorlar. Biri hariç oda Altınordu SK. Bir kulüp bunu başarırken diğerleri sadece hazıra konuyor. Sporcuyu yetiştiremememizin en büyük eksikliği belli bir futbol kültürüne ve vizyonuna sahip olamayan yöneticiler ve taraftarlardır. Stratejik hedeflerin önü açık ama uygulama alanında uygulayabilecek spor adamları maalesef yok.

Kaliteli sporcular nasıl yetiştirilir ve markalaşma nasıl sağlanır?

Hemen hemen her şehirlerde spor liseleri mevcut. Sporcu yetiştirme adına nitelikli sanayiler olarak adlandırabiliriz. Ama ve lakin değer verilmediği için spor lisesi okuyan çocuklarımızın çoğu lise bitiminden sonra aktif spor yaşamlarını bitiriyor. Her türlü spor branşları için gerekli ve yeterli sporcuya sahip olan bu liselere destek verildiği taktirde okumuş vizyon sahibi sporcular yetişecektir.

Markalaşma

Size iki örnek vereceğim markalaşma adına.

  1. Elazığspor’un transferin sezonunun bitimine son 1 saat kala 20 transfer yaparak dünya ve ülke gündemine düşmek mi?
  2. Elazığ Kaya Karakaya Spor Lisesi’nin Türkiye şampiyonu olup, dünya şampiyonasında Sırbistan’da ülkemizi ve ilimizi temsil etmesi mi?

Bana markalaşma ve haber değerinin hangisinin daha yüksek diye soracak olursanız, ikinci örneğim olan size bu başarı öyküsünün liderleri Elazığ’ın Spor Lisesinin çocuklarının elde ettiği başarıyı paylaşmak isterim.

Bu çocuklar elinde olan imkanlarla dolu dizgin bir başarı perdesini araladı. Kullanabilirsek markalaşma adına çok iyi işler yapabiliriz.

İlk ayağını Türkiye’de Okul Sporlarında Büyük Erkekler Futbol Ligi’nde Kuşadası’nda Konya Selçuklu Spor Lisesi ile karşılaşan Elazığ Kaya Karakaya Spor Lisesi karşılaştı ve karşılaşma sonucu 4-2’lik bir skorla galip gelerek turnuvayı şampiyon olarak tamamladılar. Bu küçük gakkoların sırada ki hedefleri Sırbistan’da düzenlenecek dünya şampiyonasında ülkemizi ve Elazığ’ı temsil etmek.

 

 

Takım antrenörü Ümit Tekoğlu’nun verdiği demeçte dediği gibi;

“ Çocuklarımıza güvenelim, onlar bizim için değerli. Sadece hikâyelerini bilmek lazım. Biraz hayatlarına dokunalım. Olmayacak şeyler değil. Hikâyemizin başlangıcı da bu şekilde başlamıştı”.

Şimdi göster gücünü ELAZIĞ.

Eğer spor ve markalaşma adına bir şeyler yapmak istiyorsak bu çocuklara güvenelim. Eminim ki bu çocuklar güvenimizi boşa çıkarmayacaklar.

Bir sonra ki yazımda görüşmek üzere, spor yapın sağlıklı kalın.