Fırat Üniversitesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Remzi Atılgan, miyomlar ve uterus polipleri hakkında önemli açıklamalarda bulundu.
Rahimdeki poliplerin rahim boşluğunun herhangi bir yerinde meydana gelebilen bölgesel endometrial büyümeler olduğunu ve rahim ağzına da yerleşebildiğini belirten Prof. Dr. Remzi Atılgan, poliplerin boyutu, dokusu, konumu ve sayısının hastaya göre değişebildiğini, bu özelliklerin kanama gibi belirtileri etkilediğini ifade etti. Ultrason ile tanısı konulan poliplerden kanama veya tekrarlayan Enfeksiyona neden olanların uygun cerrahi yöntemlerle çıkartıldığını, rahim ağzındaki poliplerin genellikle normal spekulum muayenesi sırasında, rahim içerisindeki poliplerin ise kurşun kalem kalınlığında ışıklı bir sistem kullanılan histeroskopi yöntemiyle ekranda görülerek makas veya elektrikli sistemle kesilip çıkartılabildiğini belirtti. Poliplerin özellikle menopoz öncesi kadınlarda kansere dönüşme riskinin yaklaşık %1 olduğunu, 35 yaş üzerindeki anormal kanaması olan kadınların mutlaka bir Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanına başvurması gerektiğini, böylece kanamaya yol açan patolojilerin tespit edilerek uygun yöntemlerle tedavi edilebileceğini kaydetti.
Miyomların düz kas hücrelerinden köken alan, nadir de olsa kansere dönüşme potansiyeli bulunan iyi huylu tümörler olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Remzi Atılgan, görülme sıklığının yaşla birlikte arttığını ve 50 yaşına gelindiğinde kadınların %70'ine yakınında miyom görüldüğünü bildirdi. Miyomların tanısının ultrasonografi ile %90’dan fazla oranda konulabildiğini, kesin gelişim nedeni bilinmemekle birlikte durumun genetik, gonadal steroid hormonlara maruziyet ve çevresel faktörlerin katılımıyla çok faktörlü olduğunu söyledi.
Prof. Dr. Remzi Atılgan, kadınların çoğunda miyomlarla ilgili hiçbir belirti ve şikâyet görülmezken bazılarında karında şişkinlik, sindirim sistemi şikâyetleri, zaman zaman şiddetli olabilen karın ağrıları, adet döneminde ağrılar, adet kanama miktarının artması veya ara kanamalar, kanamanın uzun sürmesi, adet sonrasında görülen lekelenmeler, kısırlık ve bel ağrısı gibi belirtilerin ortaya çıkabileceğini dile getirdi.
Özellikle rahim içerisine yerleşmiş olan miyomların kanama, adet döneminde ağrı, lekelenme, kötü kokulu vajinal akıntılar, kısırlık ve düşüklere neden olabildiğini aktaran Prof. Dr. Remzi Atılgan, submüköz yerleşimli bu tür miyomların çok büyük olmadığı sürece genellikle operatif histeroskopi yöntemi ile tamamen tedavi edilebildiğini belirtti. Rahim boşluğunun dışında olan miyomların ise sayılan belirtilerin bir kısmına yol açabileceğini, buna karşın bazı kadınlarda boyutu çok büyük olmasına rağmen herhangi bir şikâyete neden olmadığını ve bu miyomların da cerrahi olarak çıkartılabildiğini açıkladı.
Prof. Dr. Remzi Atılgan, anormal kanama, bel ağrısı, karın şişkinliği ve kısırlık gibi şikâyetlerin bulunduğu durumlarda miyomların olabileceğinin unutulmaması ve mutlaka bir Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanına başvurulması gerektiği uyarısında bulundu.




